1/191
Looks like no tags are added yet.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress
Var/tekil
There is
Var/çoğul
There are
Sınıfta bir kız var.
There is a girl in the class.
Sınıfta iki kız var.
There are 2 girls in the class.
Geniş zaman
Present simple tense
Voleybol oynarım
I play volleyball
O(kadın) tv izler.
She watches tv.
O(erkek) yemek yer.
He eats meal.
Her gün işe giderim.
I go to work everyday.
Hergün işe gider.(kadın)
She goes to work everyday
Kasiyerim.
I’m a cashier.
Sıcaklık yüz derece olduğunda kaynar.
When you heat water until 100’C, it boils.
Çarşambaları
On wednesdays
Perşembeleri
On thursdays
Her Çarşamba
Every Wednesday
Her Perşembe
E ery Thursday
Cuma
Friday
Salı
Tuesday
Pazar
Sunday
Cumartesi
Saturday
Pazartesi
Monday
Her zaman
All the time
Zaman zarfları
Adverbs of frequency
Nadiren
Rarely
Neredeyse hiç
Hardly ever
Düzenli olarak
Regularly
Sıklıkla
Frequently
Sık sık
Often
Bazen
Sometimes
Genellikle
Usually
Daima
Always
Bazen fastfood yerim.
I sometimes eat fastfood.
Daima mutluyum.
I am always happy.
Tenis oynar mısın?
Do you play tennis?
Saat kaçta tenis oynarsın?
What time do you play tennis?
Cumartesileri saat 5’te tenis oynarım.
I play tennis at 5 PM on Saturdays.
Ne çalışırsın?/ Ne okursun?
What do you study?
Nerede yaşıyorsun?
Where do you live?
Sınav ne zaman?
When is the exam?
Öğretmenin kim?
Who is your teacher?
Neden İngilizce öğreniyorsun?
Why do you learn English?
Okula nasıl gidersin?
How do you go to school?
Ne tür kitaplar okursun?
What kind of books do you read?
Hangi ders daha zor: Matematik mi Türkçe mi?
Which subject is harder: Math or Turkish?
Ne sıklıkla çizim yaparsın?
How often do you draw?
Günde kaç saat çalışırsın?
How many hours do you study a day?
Arkadaşımla tenis oynarım.
I play tennis with my friend.
Mühendis misin?
Are you an engineer?
Nerede mühendissin?
Where are you an engineer?
Dürüst bir kişi
An honest person
Dürüst bir insan olmak istiyorum.
I want to be an honest person.
O(erkek) dürüst bir insandır.
He is a honest person.
Nefret etmek
Hate
Sevmemek
Dislike
Keyif almak
Enjoy
Çizim yapmaktan keyif alırım.
I enjoy drawing.
Erken uyanmayı sevmem.
I dislike waking up early.
Geç kalmaktan nefret ederim.
I hate being late.
Güneşli havayı severim.
I enjoy sunny weather.
Yüksek sesli müzikten hoşlanmam.
I dislike loud music.
Trafikten nefret ederim.
I hate traffic.
Matematik problemi çözmekten hoşlanırım ama tarih çalışmayı sevmem.
I enjoy solving math problems, but I dislike studying history.
Gitmek istiyorum.
I want to go.
Yemek pişirmekten nefret eder.(kadın)
She hates cooking.
(Saat) Sekiz on.
It is eight ten.
(Saat) on otuz.
It is ten thirty.
(Saat) beş kırk beş.
It is five forty-five.
Saat kaç?
What time is it?
Sınav saat 9:30’da başlıyor.
The exam starts at nine thirty.
Saat yedide uyanırım.
I wake up at seven o’clock.
Sabah 10’da matematik çalışırım.
I study math at 10 AM.
Saat yedi suları/yedi civarı
It’s about seven o’clock.
Saat neredeyse dokuz.
It’s almost nine.
Ders tam sekizde başlar.
The lesson starts at eight sharp.
Saat onu biraz geçiyor/ Onu yeni geçti.
It’s just gone ten.
Sabah onda çalışmaya başlarım.
I start studying at ten in the morning.
Gece saat 10 sularında iPad’imle çizim yaparım.
I draw on my iPad at about 10 PM.
Sabahın yedisi.
It’s seven o’clock in the morning.
Öğleden sonra saat üç.
It’s three o’clock in the afternoon.
Akşam saat sekiz.
It’s eight o’clock in the evening.
Gece saat on bir.
It’s eleven o’clock at night.
Genellikle sabah dokuza on kala Türkçe dil bilgisi soruları çözerim.
I usually solve Turkish grammar questions at ten to ten in the morning.
Saat kaç, biliyor musun?/ Saatin var mı?
Got the time?
Sende saat kç görünüyor?
What time you got?
Onu henüz geçti.
It’s just gone ten.
Beşe geliyor./ Beş olmak üzere.
It’s coming up to five.
Ben işe kaçar./ İşe gidiyorum.
I’m off to work.
8’de işe doğru yola çıkarım.
I head to work at 8.
Dışarı çıkıyorum./ İşe-okula gidiyorum anlamında kullanılır.
I’m heading out.
Çizim yapmaya bayılıyorum. / Çok ilgiliyim.
I’m really into drawing.
Tarihe pek bayılmam./ Çok aram yoktur.
I’m not a big fan of history.
Sınav tam tamına 9:30’da.
The exam is at 9:30 sharp.
Beş dakikaya oradayım.
I’ll be there in five.
Dokuz buçukta buluşalım.
Let’s meet at half-nine.
Kütüphaneye kaçıyorum. Son zamanlarda matematik çalışmaya çok sardım ama tarih pek bana göre değil.
I’m off to the library. I’m really intı studying math lately, but history just isn’t my cup of tea.
Leave
Ayrılmak, terk etmek
Go back
Geri gitmek, geri dönmek
Altında
Under
Önünde
In front of
Arkasında
Behind