1/60
Looks like no tags are added yet.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai | Chat |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress
entschlüsseln
şifresini çözmek, anlamlandırmak
die Erinnerung
anı, hatıra
das Faktenwissen
olgusal bilgi, ezber bilgi
das Hirnareal
beyin bölgesi
die Mnemotechnik
hafıza geliştirme tekniği
der Neurologe
nörolog
die Neurowissenschaft
sinirbilim
unbestechlich
rüşvet yemez, satın alınamaz, sarsılmaz
verblassen
solmak, hafızadan silinmek
verknüpfen
bağlamak, ilişkilendirmek
die Zelle
hücre
abweichen von
-den sapmak, farklılık göstermek
einströmen
akın etmek, içeri dolmak
der Filter
filtre, süzgeç
die Fülle an
bolluk, çokluk
der Gedächtnisinhalt
hafıza içeriği
manipulieren
manipüle etmek, yönlendirmek
die Psychotherapie
psikoterapi
tendieren zu
-e eğilimi olmak
die Verknüpfung
bağlantı, ilişki
vertuschen
örtbas etmek, gizlemek
die Wissenslücke
bilgi eksikliği, bilgi boşluğu
der Zeitzeuge
tarihi olaya tanıklık etmiş kişi, canlı tanık
ahnen
sezmek, tahmin etmek
die Anekdote
anekdot, kısa ve güldürücü hikaye
auseinanderhalten
birbirinden ayırt etmek
auseinander, hielt auseinander, hat auseinandergehalten
birbirinden ayırmak/ayırt etmek (fiil çekimi)
beeinträchtigen
olumsuz etkilemek, zarar vermek
kapieren
anlamak, kavramak
die Mühe
çaba, emek, zahmet
sauer
kızgın, kırgın / ekşi
die Störung
bozukluk, rahatsızlık, parazit
das Übliche
alışılagelmiş şey, her zamanki durum
unhandlich
kullanışsız, hantal
unterscheiden
ayırt etmek, farkı görmek
verbreitet
yaygın, genel
vergeben
affetmek / vermek, tahsis etmek
die Verwechslung
karıştırma, yanlış anlama
verwundern
şaşırtmak, hayrete düşürmek
auftauchen
belirmek, ortaya çıkmak
die Beerdigung
cenaze töreni, defin
gähnen
esnemek
der Krümel
kırıntı
die Locke
bukle, saç lülesi
die Schleuse
su bendi, kapak, geçit
das Schuldgefühl
suçluluk duygusu
überhandnehmen
aşırı derecede çoğalmak, başını alıp gitmek
umständlich
zahmetli, teferruatlı, dolambaçlı
unsichtbar
görünmez
sich verbünden mit
-ile ittifak kurmak, birleşmek
verstorben
vefat etmiş, ölü
zermürbt
yıpranmış, bitkin düşmüş
zucken
ürpermek, titremek, silkinmek (omuz silkmek vb.)
die soziale Ausgrenzung
sosyal dışlanma
Blödsinn erzählen
saçmalamak, boş konuşmak
eine verblüffend anmutende Erkenntnis
şaşırtıcı görünen bir bilgi/farkındalık
jmd. in ein Gespräch verwickeln
birini bir konuşmaya dahil etmek/bulaştırmak
sich mit etw. schwer tun
bir şeyi yapmakta zorlanmak
tödlich verunglücken
ölümcül kaza geçirmek
kein Verlass sein auf
birine/bir şeye güven olmamak
der Letzte Wille
son arzu, vasiyet