1/32
Looks like no tags are added yet.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai | Chat |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress
Anniversary
🇹🇷 Ana anlam: yıl dönümü
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Bir olayın gerçekleşmesinden sonra her yıl aynı tarihte gelen gün.
🔗 Usage:
wedding anniversary → evlilik yıl dönümü
the anniversary of something → bir şeyin yıl dönümü
celebrate an anniversary → yıl dönümünü kutlamak
10th/25th anniversary → 10./25. yıl dönümü
💬 Example: Today is the 10th anniversary of the company.
🩷 Word family: Önemli bir word family yok.
⭐ Extra: anniversary sadece evlilik için kullanılmaz; bir olayın, kuruluşun veya önemli bir tarihin yıl dönümü için de kullanılır.
Announce
🇹🇷 Ana anlam: rahatsızlık, can sıkıntısı; can sıkıcı şey
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Bir şeyin sende oluşturduğu rahatsızlık veya can sıkıntısı.
🔗 Usage:
a source of annoyance → rahatsızlık kaynağı
to someone’s annoyance → birinin canını sıkacak şekilde
minor annoyance → küçük bir rahatsızlık
💬 Example: The noise was a constant source of annoyance.
🩷 Word family:
annoy (v.) → rahatsız etmek
annoyed (adj.) → rahatsız olmuş
annoying (adj.) → rahatsız edici
⭐ Extra: annoyance bir duygu/rahatsızlık veya can sıkıcı bir şey anlamında kullanılabilir.
Announcement
🇹🇷 Ana anlam: duyuru, açıklama
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Bir bilgi, haber veya kararın insanlara resmî ya da açık şekilde bildirilmesi.
🔗 Usage:
make an announcement → duyuru yapmak
an announcement about something → bir şey hakkında duyuru
official announcement → resmî duyuru
public announcement → kamuya açık duyuru
💬 Example: The school made an important announcement.
🩷 Word family:
announce (v.) → duyurmak
announcer (n.) → spiker / duyuru yapan kişi
⭐ Extra:
announce = duyurmak (fiil)
announcement = duyuru (isim)
Annoy
🇹🇷 Ana anlam: sinirlendirmek, rahatsız etmek
🔤 Word type: verb
🧠 Mantığı: Birinin canını sıkmak veya rahatsız etmek.
🔗 Usage:
annoy someone → birini rahatsız etmek
be annoyed by/with → bir şeyden/birinden rahatsız olmak
annoy someone by + -ing → … yaparak birini rahatsız etmek
💬 Example: It really annoys me when people interrupt me.
🩷 Word family:
annoyed (adj.) → rahatsız olmuş
annoying (adj.) → rahatsız edici
annoyance (n.) → rahatsızlık / can sıkıcı şey
⭐ Extra:
annoyed = hisseden kişi
annoying = o hissi yaratan şey
I’m annoyed. → Rahatsızım.
It’s annoying. → Rahatsız edici.
Annoy
🇹🇷 Ana anlam: sinirlendirmek, rahatsız etmek
🔤 Word type: verb
🧠 Mantığı: Birinin canını sıkmak veya rahatsız etmek.
🔗 Usage:
annoy someone → birini rahatsız etmek
be annoyed by/with → bir şeyden/birinden rahatsız olmak
annoy someone by + -ing → … yaparak birini rahatsız etmek
💬 Example: It really annoys me when people interrupt me.
🩷 Word family:
annoyed (adj.) → rahatsız olmuş
annoying (adj.) → rahatsız edici
annoyance (n.) → rahatsızlık / can sıkıcı şey
⭐ Extra:
annoyed = hisseden kişi
annoying = o hissi yaratan şey
I’m annoyed. → Rahatsızım.
It’s annoying. → Rahatsız edici.
Annoyed
🇹🇷 Ana anlam: sinirlenmiş, rahatsız olmuş
🔤 Word type: adjective
🧠 Mantığı: Bir şey veya biri seni rahatsız ettiği için hissettiğin duygu.
🔗 Usage:
be annoyed with someone → birine sinir olmak
be annoyed by something/someone → bir şeyden/birinden rahatsız olmak
be annoyed about/at something → bir şeye sinir olmak
💬 Example: I was annoyed by the noise.
🩷 Word family:
annoy (v.) → rahatsız etmek
annoying (adj.) → rahatsız edici
annoyance (n.) → rahatsızlık
⭐ Extra:
annoying = rahatsız eden şey
annoyed = rahatsız olan kişi
The noise is annoying.
I am annoyed.
Annual
🇹🇷 Ana anlam: yıllık, her yıl gerçekleşen
🔤 Word type: adjective
🧠 Mantığı: Her yıl olan veya bir yıl üzerinden hesaplanan bir şeyi anlatır.
🔗 Usage:
annual report → yıllık rapor
annual meeting → yıllık toplantı
annual event → yıllık etkinlik
annual income → yıllık gelir
💬 Example: The school holds an annual sports event.
🩷 Word family:
annually (adv.) → yıllık olarak, her yıl
⭐ Extra: annual = adjective, annually = adverb.
Anxious
🇹🇷 Ana anlam: endişeli, kaygılı; bir şeyi çok istemek
🔤 Word type: adjective
🧠 Mantığı: Bir şey hakkında endişe duymak veya bazı kullanımlarda bir şeyi çok istemek/sabırsızlanmak.
🔗 Usage:
anxious about something → bir şey hakkında endişeli
anxious to + verb → bir şeyi yapmayı çok istemek
anxious for something → bir şeyi çok istemek
💬 Example: I’m anxious about my exam tomorrow.
🩷 Word family:
anxiety (n.) → endişe, kaygı
anxiously (adv.) → endişeyle
⭐ Extra:
anxious about → endişeli
anxious to → bir şeyi çok istemek
Apart
🇹🇷 Ana anlam: ayrı, ayrı olarak
🔤 Word type: adverb / adjective
🧠 Mantığı: İki şeyin veya kişinin birbirinden ayrı olduğunu anlatır.
🔗 Usage:
* apart from → …den başka / ayrıca
* far apart → birbirinden çok uzakta
* fall apart → parçalanmak / dağılmak
* grow apart → zamanla birbirinden uzaklaşmak
* take apart → parçalarına ayırmak
💬 Example: The two houses are far apart.
🩷 Word family: Önemli bir word family yok.
⭐ Extra: apart from çok önemli bir kalıp; hem günlük hem akademik İngilizcede karşına çıkabilir.
Apparent
🇹🇷 Ana anlam: açıkça görünen, belli olan
🔤 Word type: adjective
🧠 Mantığı: Bir şeyin gözlemlenen bilgilere göre açıkça belli olması.
🔗 Usage:
it is apparent that + sentence → … olduğu açık/belli
become apparent → belli hâle gelmek
apparent from something → bir şeyden belli olmak
the apparent reason → görünen/açık neden
💬 Example: It became apparent that we needed more time.
🩷 Word family:
apparently (adv.) → görünüşe göre, anlaşılan
⭐ Extra: apparent akademik writing’de kullanışlıdır. “Açıkça belli” anlamında kullanılır; her zaman “bariz” gibi çok güçlü bir anlam taşımaz.
Apparently
🇹🇷 Ana anlam: görünüşe göre, anlaşılan
🔤 Word type: adverb
🧠 Mantığı: Bir bilginin öyle göründüğünü veya duyduğun bilgiye göre öyle olduğunu anlatır.
🔗 Usage:
* apparently, + sentence → görünüşe göre…
* apparently, someone/something… → anlaşılan…
* apparently true → görünüşe göre doğru
💬 Example: Apparently, the meeting was canceled.
🩷 Word family:
* apparent (adj.) → belli, görünür
⭐ Extra: apparently bazen konuşmacının bilgiyi doğrudan kendisinin doğrulamadığını da ima eder.
Apparently, she left early. → Anlaşılan/görünüşe göre erken ayrılmış.
Appear
🇹🇷 Ana anlam: görünmek, ortaya çıkmak
🔤 Word type: verb
🧠 Mantığı: Birinin/bir şeyin görünür hâle gelmesi veya bir şeyin belli/görünür olması.
🔗 Usage:
appear to + verb → … gibi görünmek
appear to be → … gibi görünmek
appear on TV/a screen → TV’de/ekranda görünmek
appear in a book/movie → kitapta/filmde yer almak
💬 Example: She appears to be very confident.
🩷 Word family:
appearance (n.) → görünüş; ortaya çıkma
apparent (adj.) → belli, görünür
⭐ Extra: appear to be akademik writing’de de çok kullanışlı bir yapıdır.
Application
🇹🇷 Ana anlam: başvuru; uygulama
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Bir yere/programa resmî olarak başvurma veya bir teknolojik uygulama/program.
🔗 Usage:
submit an application → başvuru yapmak/sunmak
fill out an application → başvuru formu doldurmak
application for something → bir şey için başvuru
job/college application → iş/üniversite başvurusu
mobile application/app → mobil uygulama
💬 Example: I submitted my college application last week.
🩷 Word family:
apply (v.) → başvurmak; uygulamak
applicant (n.) → başvuran kişi
applicable (adj.) → uygulanabilir / geçerli
⭐ Extra: 🇺🇸 Üniversite hedefin açısından college application ve application deadline gibi kalıpları özellikle tanıman çok işine yarayacak.
Appropriate
🇹🇷 Ana anlam: uygun, yerinde
🔤 Word type: adjective
🧠 Mantığı: Bir durum, kişi veya ortam için doğru ve uygun olan şeyi anlatır.
🔗 Usage:
appropriate for something → bir şey için uygun
appropriate to something → bir şeye uygun
appropriate behavior → uygun davranış
appropriate language → uygun dil
appropriate response → uygun tepki
💬 Example: This language is appropriate for a formal essay.
🩷 Word family:
appropriately (adv.) → uygun şekilde
inappropriate (adj.) → uygunsuz
inappropriately (adv.) → uygunsuz şekilde
⭐ Extra: appropriate burada adjective. Fiil olan appropriate (“tahsis etmek/kendine mal etmek”) daha resmî bir kullanımdır; şimdilik ayrıca öğrenmene gerek yok.
Approach
🇹🇷 Ana anlam: yaklaşmak; yaklaşım, yöntem
🔤 Word type: verb / noun
🧠 Mantığı: Bir şeye yaklaşmak veya bir problemi çözmek için kullanılan yöntem.
🔗 Usage:
approach someone → birine yaklaşmak
approach a problem → bir problemi ele almak
an approach to something → bir şeye yaklaşım/yöntem
a different approach → farklı bir yaklaşım
💬 Example: We need a different approach to this problem.
🩷 Word family:
approachable (adj.) → iletişime açık, yaklaşılabilir
⭐ Extra:
approach + person → to gelmez.
✅ She approached me.
❌ She approached to me.
Approval
🇹🇷 Ana anlam: onay, izin
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Bir şeyin kabul edilmesine veya yapılmasına izin verilmesi.
🔗 Usage:
get/receive approval → onay almak
give approval → onay vermek
seek approval → onay aramak
approval from someone → birinden onay
💬 Example: We need the teacher’s approval first.
🩷 Word family:
approve (v.) → onaylamak
approved (adj.) → onaylanmış
disapproval (n.) → onaylamama
⭐ Extra: approval = isim, approve = fiil.
Approve
🇹🇷 Ana anlam: onaylamak, uygun bulmak
🔤 Word type: verb
🧠 Mantığı: Bir şeyi kabul etmek veya yapılmasını uygun bulduğunu belirtmek.
🔗 Usage:
approve of something → bir şeyi onaylamak / uygun bulmak
approve a plan/request → bir planı/talebi resmî olarak onaylamak
be approved by someone → biri tarafından onaylanmak
approve something for someone → bir şeyi biri için onaylamak
💬 Example: My parents don’t approve of my decision.
🩷 Word family:
approval (n.) → onay
approved (adj.) → onaylanmış
disapprove (v.) → onaylamamak
disapproval (n.) → onaylamama
⭐ Extra:
approve of + noun/-ing → bir şeyi kişisel olarak uygun bulmak
approve + object → bir şeyi resmî olarak onaylamak.
Approxiamately
🇹🇷 Ana anlam: yaklaşık olarak
🔤 Word type: adverb
🧠 Mantığı: Bir sayı, miktar veya zamanın tam değil, yaklaşık olduğunu belirtir.
🔗 Usage:
approximately + number → yaklaşık …
approximately 100 people → yaklaşık 100 kişi
approximately equal to → yaklaşık olarak eşit
💬 Example: The journey takes approximately two hours.
🩷 Word family:
approximate (adj./v.) → yaklaşık; yaklaşık hesaplamak
approximation (n.) → yaklaşık değer/tahmin
⭐ Extra: approximately daha resmî/akademik; günlük konuşmada about veya around daha doğal olabilir.
Arise
🇹🇷 Ana anlam: ortaya çıkmak, meydana gelmek
🔤 Word type: verb
🧠 Mantığı: Bir problem, durum veya olayın ortaya çıkması.
🔗 Usage:
* a problem arises → bir sorun ortaya çıkar
* arise from something → bir şeyden kaynaklanmak
* arise out of something → bir şeyden kaynaklanmak
* questions/issues arise → sorular/sorunlar ortaya çıkar
💬 Example: If any problems arise, let me know.
🩷 Word family: Önemli bir word family yok.
⭐ Extra: Düzensiz fiil: arise → arose → arisen
Armed
🇹🇷 Ana anlam: silahlı; donanmış, hazırlıklı
🔤 Word type: adjective
🧠 Mantığı: Birinin bir şeyle donatılmış veya hazırlıklı olduğunu anlatabilir.
🔗 Usage:
* armed with information → bilgiyle donanmış
* armed with knowledge → bilgiyle donanmış
* armed forces → silahlı kuvvetler
💬 Example: She arrived armed with useful information.
🩷 Word family:
* arm (v./n.) → donatmak / kol
* unarmed (adj.) → silahsız
⭐ Extra: Senin için özellikle armed with + noun kalıbını öğrenmek yeterli. 🩷
Army
🇹🇷 Ana anlam: ordu
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Bir ülkenin kara kuvvetleri veya genel olarak organize edilmiş büyük askerî güç.
🔗 Usage:
join the army → orduya katılmak
the U.S. Army → ABD Kara Kuvvetleri
army officer → ordu subayı
army base → askerî üs
💬 Example: He joined the army after finishing school.
🩷 Word family: Önemli bir word family yok.
⭐ Extra: army genel olarak “ordu” demektir; the Army belirli bir ülkenin kara kuvvetlerini ifade edebilir. 🩷
Arragment
🇹🇷 Ana anlam: düzenleme; plan; anlaşma
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Bir şeyin nasıl düzenlendiği veya önceden yapılmış bir plan/anlaşma.
🔗 Usage:
make arrangements → planlar/düzenlemeler yapmak
travel arrangements → seyahat düzenlemeleri
living arrangements → yaşam/kalma düzenlemeleri
arrangement with someone → biriyle yapılan anlaşma
arrangement for something → bir şey için yapılan düzenleme
💬 Example: We need to make arrangements for our trip.
🩷 Word family:
arrange (v.) → düzenlemek, ayarlamak
arrangement (n.) → düzenleme, plan
⭐ Extra: En önemli kalıp make arrangements. Burada çoğul kullanımı (arrangements) çok yaygındır.
Arrest
🇹🇷 Ana anlam: tutuklamak; tutuklama
🔤 Word type: verb / noun
🧠 Mantığı: Yetkililerin bir kişiyi yasal olarak gözaltına alması/tutuklaması.
🔗 Usage:
arrest someone → birini tutuklamak
be arrested for something → bir şey nedeniyle tutuklanmak
under arrest → tutuklu / gözaltında
arrest warrant → tutuklama emri
💬 Example: The police arrested him for theft.
🩷 Word family:
arrested (adj./past participle) → tutuklanmış
arresting (adj.) → dikkat çekici (daha ileri kullanım)
⭐ Extra: arrest ile a kullanımı önemlidir:
✅ The police arrested him.
❌ The police arrested to him.
Arrival
🇹🇷 Ana anlam: varış, geliş
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Bir kişinin, aracın veya şeyin bir yere ulaşması.
🔗 Usage:
arrival time → varış zamanı
arrival date → varış tarihi
on arrival → varınca / varışta
upon arrival → varır varmaz (daha resmî)
arrival at + place → bir yere varış
arrival of + person/thing → birinin/bir şeyin gelişi
💬 Example: Please call me on arrival.
🩷 Word family:
arrive (v.) → varmak
arrival (n.) → varış
⭐ Extra: arrive at küçük/belirli yerler için, arrive in şehir/ülkeler için kullanılır:
arrive at the airport / arrive in London.
Artficial
🇹🇷 Ana anlam: yapay, doğal olmayan
🔤 Word type: adjective
🧠 Mantığı: Doğal olarak oluşmayan, insanlar tarafından üretilen veya oluşturulan şey.
🔗 Usage:
artificial intelligence (AI) → yapay zekâ
artificial light → yapay ışık
artificial environment → yapay ortam
artificially created → yapay olarak oluşturulmuş
💬 Example: Artificial intelligence is changing education.
🩷 Word family:
artificially (adv.) → yapay şekilde
artificiality (n.) → yapaylık (şimdilik aktif öğrenmeye gerek yok)
⭐ Extra: En önemli karşıtlık:
artificial ↔ natural.
Artistic
🇹🇷 Ana anlam: sanatsal, sanatla ilgili
🔤 Word type: adjective
🧠 Mantığı: Sanatla, yaratıcılıkla veya estetik beceriyle ilgili olan şeyleri anlatır.
🔗 Usage:
artistic talent → sanatsal yetenek
artistic ability → sanatsal beceri
artistic style → sanatsal tarz
artistic expression → sanatsal ifade
💬 Example: She has a strong artistic talent.
🩷 Word family:
art (n.) → sanat
artist (n.) → sanatçı
artistry (n.) → sanatçılık / sanatsal beceri
artistically (adv.) → sanatsal açıdan
⭐ Extra:
artistic = sanatsal
artificial = yapay
İkisini karıştırma. 🩷
Aspect
Assess
🇹🇷 Anlamı
1) Değerlendirmek ⭐⭐⭐
Bir şeyin durumunu, kalitesini, değerini veya etkisini dikkatlice inceleyip değerlendirmek.
💬 The teacher assessed our English skills.
→ Öğretmen İngilizce becerilerimizi değerlendirdi.
💬 We need to assess the situation carefully.
→ Durumu dikkatlice değerlendirmemiz gerekiyor.
2) Bir şeyi ölçüp değerlendirmek
Özellikle eğitim, iş, sağlık, risk vb. bağlamlarda çok kullanılır.
💬 The test assesses your reading ability.
→ Test okuma becerini değerlendiriyor.
🔗 Kalıplar
assess something → bir şeyi değerlendirmek
assess the situation → durumu değerlendirmek
assess the risk → riski değerlendirmek
assess someone’s ability/skills → birinin yeteneğini/becerilerini değerlendirmek
assess the impact/effect → etkiyi değerlendirmek
⚠ assess vs evaluate
İkisi de değerlendirmek demek ama:
assess → bir şeyin durumunu/kapasitesini ölçüp değerlendirmek
evaluate → değerini, kalitesini veya başarısını daha kapsamlı değerlendirmek
🌱 Word Family
assess (v.) → değerlendirmek
assessment (n.) → değerlendirme
assessed (adj.) → değerlendirilmiş
🗣 Günlük kullanım:
assess özellikle okul, sınav, iş ve akademik İngilizcede çok sık çıkar. Günlük konuşmada evaluate yerine bazen judge / look at gibi daha basit ifadeler kullanılır.
Assessment
🇹🇷 Anlamları
1) Değerlendirme ⭐⭐⭐
Bir kişinin, durumun veya bir şeyin seviyesini, durumunu ya da kalitesini belirleme süreci.
💬 The teacher gave us an English assessment.
→ Öğretmen bize bir İngilizce değerlendirmesi yaptı.
2) Değerlendirme sınavı / testi
Özellikle okul veya iş ortamında seviyeyi ölçen test.
💬 You need to complete an assessment before starting the course.
→ Kursa başlamadan önce bir değerlendirme testi tamamlaman gerekiyor.
3) Değerlendirme sonucu / raporu
💬 The assessment showed that the project was successful.
→ Değerlendirme projenin başarılı olduğunu gösterdi.
🔗 Kalıplar
assessment of something → bir şeyin değerlendirmesi
risk assessment → risk değerlendirmesi
language assessment → dil değerlendirmesi
academic assessment → akademik değerlendirme
assessment test → değerlendirme testi
assessment results → değerlendirme sonuçları
carry out an assessment → değerlendirme yapmak
⚠ Bağlantı
assess (v.) → assessment (n.)
The teacher assessed my English.
→ Öğretmen İngilizcemi değerlendirdi.
The assessment showed my English level.
→ Değerlendirme İngilizce seviyemi gösterdi.
💡 Senin için önemli:
assessment okul İngilizcesinde çok sık karşına çıkabilir. assessment ≠ exam; her assessment sınav olmak zorunda değildir. Bir değerlendirme, test, görev veya süreç olabilir.
Asist
🇹🇷 Anlamları
1) Yardım etmek / yardımcı olmak ⭐⭐⭐
💬 Can you assist me with this problem?
→ Bu problemde bana yardımcı olabilir misin?
2) Destek olmak / yardım sağlamak (daha resmî)
💬 The nurse assisted the doctor.
→ Hemşire doktora yardımcı oldu.
🔗 Kalıplar
assist someone → birine yardım etmek
assist someone with something → birine bir konuda yardım etmek
assist in doing something → bir şeyi yapmaya yardımcı olmak
assist with something → bir konuda yardımcı olmak
💬 She assisted me with my application.
→ Başvurumda bana yardımcı oldu.
⚠ Önemli fark
assist ve help aynı temel anlama gelir ama:
help → günlük ve çok daha doğal
assist → daha resmî / profesyonel
Can you help me? → Günlük ✅
Can you assist me? → Daha resmî
🌱 Word Family
assist (v.) → yardım etmek
assistance (n.) → yardım
assistant (n.) → yardımcı / asistan
Associate
🇹🇷 Anlamları
1) (v.) İlişkilendirmek / bağdaştırmak ⭐⭐⭐
Bir şeyi başka bir şeyle zihninde bağlantılı görmek.
💬 I associate this song with my childhood.
→ Bu şarkıyı çocukluğumla ilişkilendiriyorum.
🔗 associate A with B → A’yı B ile ilişkilendirmek
💬 People often associate success with money.
→ İnsanlar genellikle başarıyı parayla ilişkilendirir.
2) (v.) Birisiyle ilişki kurmak / takılmak
💬 He doesn’t associate with people like that.
→ Öyle insanlarla ilişki kurmaz.
🔗 associate with someone → biriyle ilişki kurmak
3) (n.) Ortak / iş arkadaşı / meslektaş
💬 She is a business associate.
→ O bir iş ortağı/iş arkadaşı.
4) (n.) Yardımcı pozisyon / alt düzey çalışan
💬 She’s a sales associate.
→ Satış görevlisi olarak çalışıyor.
🔗 Kalıplar
associate A with B → A’yı B ile ilişkilendirmek
be associated with → … ile ilişkili olmak
associate with someone → biriyle ilişki kurmak
business associate → iş ortağı/iş arkadaşı
associated with → ile bağlantılı
⚠ Çok önemli
associate A with B → A’yı B ile ilişkilendir
I associate summer with freedom.
→ Yazı özgürlükle bağdaştırıyorum.
be associated with → bir şeyle bağlantılı olmak
Smoking is associated with health risks.
→ Sigara sağlık riskleriyle ilişkilidir.
🌱 Word Family
associate (v./n.) → ilişkilendirmek / iş arkadaşı
association (n.) → ilişki, dernek
associated (adj.) → ilişkili
associative (adj.) → ilişkisel
🗣 Günlük alternatif:
“İlişkilendirmek” anlamında connect günlük konuşmada daha doğal olabilir.
I connect this song with my childhood.
→ Bu şarkıyı çocukluğumla ilişkilendiriyorum.
Associated
🇹🇷 Anlamı
1) İlişkili / bağlantılı ⭐⭐⭐
Bir şeyin başka bir şeyle bağlantısı olduğunu anlatır.
💬 Stress is associated with many health problems.
→ Stres birçok sağlık sorunuyla ilişkilidir.
💬 The risks associated with this job are serious.
→ Bu işle ilişkili riskler ciddi.
🔗 Çok önemli kalıplar
be associated with → … ile ilişkili olmak
associated with something → bir şeyle ilişkili
risks associated with → … ile ilişkili riskler
problems associated with → … ile ilişkili sorunlar
costs associated with → … ile bağlantılı maliyetler
⚠ associate → associated
associate A with B
→ A’yı B ile ilişkilendirmek
A is associated with B
→ A, B ile ilişkilidir.
💬 I associate summer with freedom.
→ Yazı özgürlükle ilişkilendiriyorum.
💬 Summer is associated with freedom.
→ Yaz özgürlükle ilişkilidir.
💡 Akademik İngilizcede çok önemli:
associated with akademik yazılarda aşırı sık karşına çıkar. Özellikle cause demek değildir.
X is associated with Y
→ X ile Y arasında ilişki vardır.
Bu, X kesinlikle Y’ye sebep olur anlamına gelmez.
Association