day 3

0.0(0)
Studied by 0 people
call kaiCall Kai
Locked
learnLearn
examPractice Test
spaced repetitionSpaced Repetition
heart puzzleMatch
flashcardsFlashcards
GameKnowt Play
Card Sorting

1/32

encourage image

There's no tags or description

Looks like no tags are added yet.

Last updated 5:15 AM on 8/12/26
Name
Mastery
Learn
Test
Matching
Spaced
Call with Kai
Chat

No analytics yet

Send a link to your students to track their progress

33 Terms

1
New cards

Anniversary

🇹🇷 Ana anlam: yıl dönümü

🔤 Word type: noun

🧠 Mantığı: Bir olayın gerçekleşmesinden sonra her yıl aynı tarihte gelen gün.

🔗 Usage:

  • wedding anniversary → evlilik yıl dönümü

  • the anniversary of something → bir şeyin yıl dönümü

  • celebrate an anniversary → yıl dönümünü kutlamak

  • 10th/25th anniversary → 10./25. yıl dönümü

💬 Example: Today is the 10th anniversary of the company.

🩷 Word family: Önemli bir word family yok.

Extra: anniversary sadece evlilik için kullanılmaz; bir olayın, kuruluşun veya önemli bir tarihin yıl dönümü için de kullanılır.

2
New cards

Announce

🇹🇷 Ana anlam: rahatsızlık, can sıkıntısı; can sıkıcı şey

🔤 Word type: noun

🧠 Mantığı: Bir şeyin sende oluşturduğu rahatsızlık veya can sıkıntısı.

🔗 Usage:

  • a source of annoyance → rahatsızlık kaynağı

  • to someone’s annoyance → birinin canını sıkacak şekilde

  • minor annoyance → küçük bir rahatsızlık

💬 Example: The noise was a constant source of annoyance.

🩷 Word family:

  • annoy (v.) → rahatsız etmek

  • annoyed (adj.) → rahatsız olmuş

  • annoying (adj.) → rahatsız edici

Extra: annoyance bir duygu/rahatsızlık veya can sıkıcı bir şey anlamında kullanılabilir.

3
New cards

Announcement

🇹🇷 Ana anlam: duyuru, açıklama

🔤 Word type: noun

🧠 Mantığı: Bir bilgi, haber veya kararın insanlara resmî ya da açık şekilde bildirilmesi.

🔗 Usage:

  • make an announcement → duyuru yapmak

  • an announcement about something → bir şey hakkında duyuru

  • official announcement → resmî duyuru

  • public announcement → kamuya açık duyuru

💬 Example: The school made an important announcement.

🩷 Word family:

  • announce (v.) → duyurmak

  • announcer (n.) → spiker / duyuru yapan kişi

Extra:
announce = duyurmak (fiil)
announcement = duyuru (isim)

4
New cards

Annoy

🇹🇷 Ana anlam: sinirlendirmek, rahatsız etmek

🔤 Word type: verb

🧠 Mantığı: Birinin canını sıkmak veya rahatsız etmek.

🔗 Usage:

  • annoy someone → birini rahatsız etmek

  • be annoyed by/with → bir şeyden/birinden rahatsız olmak

  • annoy someone by + -ing → … yaparak birini rahatsız etmek

💬 Example: It really annoys me when people interrupt me.

🩷 Word family:

  • annoyed (adj.) → rahatsız olmuş

  • annoying (adj.) → rahatsız edici

  • annoyance (n.) → rahatsızlık / can sıkıcı şey

Extra:
annoyed = hisseden kişi
annoying = o hissi yaratan şey

I’m annoyed. → Rahatsızım.
It’s annoying. → Rahatsız edici.

5
New cards

Annoy

🇹🇷 Ana anlam: sinirlendirmek, rahatsız etmek

🔤 Word type: verb

🧠 Mantığı: Birinin canını sıkmak veya rahatsız etmek.

🔗 Usage:

  • annoy someone → birini rahatsız etmek

  • be annoyed by/with → bir şeyden/birinden rahatsız olmak

  • annoy someone by + -ing → … yaparak birini rahatsız etmek

💬 Example: It really annoys me when people interrupt me.

🩷 Word family:

  • annoyed (adj.) → rahatsız olmuş

  • annoying (adj.) → rahatsız edici

  • annoyance (n.) → rahatsızlık / can sıkıcı şey

Extra:
annoyed = hisseden kişi
annoying = o hissi yaratan şey

I’m annoyed. → Rahatsızım.
It’s annoying. → Rahatsız edici.

6
New cards

Annoyed

🇹🇷 Ana anlam: sinirlenmiş, rahatsız olmuş

🔤 Word type: adjective

🧠 Mantığı: Bir şey veya biri seni rahatsız ettiği için hissettiğin duygu.

🔗 Usage:

  • be annoyed with someone → birine sinir olmak

  • be annoyed by something/someone → bir şeyden/birinden rahatsız olmak

  • be annoyed about/at something → bir şeye sinir olmak

💬 Example: I was annoyed by the noise.

🩷 Word family:

  • annoy (v.) → rahatsız etmek

  • annoying (adj.) → rahatsız edici

  • annoyance (n.) → rahatsızlık

Extra:
annoying = rahatsız eden şey
annoyed = rahatsız olan kişi

The noise is annoying.
I am annoyed.

7
New cards

Annual

🇹🇷 Ana anlam: yıllık, her yıl gerçekleşen

🔤 Word type: adjective

🧠 Mantığı: Her yıl olan veya bir yıl üzerinden hesaplanan bir şeyi anlatır.

🔗 Usage:

  • annual report → yıllık rapor

  • annual meeting → yıllık toplantı

  • annual event → yıllık etkinlik

  • annual income → yıllık gelir

💬 Example: The school holds an annual sports event.

🩷 Word family:

  • annually (adv.) → yıllık olarak, her yıl

Extra: annual = adjective, annually = adverb.

8
New cards

Anxious

🇹🇷 Ana anlam: endişeli, kaygılı; bir şeyi çok istemek

🔤 Word type: adjective

🧠 Mantığı: Bir şey hakkında endişe duymak veya bazı kullanımlarda bir şeyi çok istemek/sabırsızlanmak.

🔗 Usage:

  • anxious about something → bir şey hakkında endişeli

  • anxious to + verb → bir şeyi yapmayı çok istemek

  • anxious for something → bir şeyi çok istemek

💬 Example: I’m anxious about my exam tomorrow.

🩷 Word family:

  • anxiety (n.) → endişe, kaygı

  • anxiously (adv.) → endişeyle

Extra:
anxious about → endişeli
anxious to → bir şeyi çok istemek

9
New cards

Apart

🇹🇷 Ana anlam: ayrı, ayrı olarak

🔤 Word type: adverb / adjective

🧠 Mantığı: İki şeyin veya kişinin birbirinden ayrı olduğunu anlatır.

🔗 Usage:

* apart from → …den başka / ayrıca

* far apart → birbirinden çok uzakta

* fall apart → parçalanmak / dağılmak

* grow apart → zamanla birbirinden uzaklaşmak

* take apart → parçalarına ayırmak

💬 Example: The two houses are far apart.

🩷 Word family: Önemli bir word family yok.

Extra: apart from çok önemli bir kalıp; hem günlük hem akademik İngilizcede karşına çıkabilir.

10
New cards

Apparent

🇹🇷 Ana anlam: açıkça görünen, belli olan

🔤 Word type: adjective

🧠 Mantığı: Bir şeyin gözlemlenen bilgilere göre açıkça belli olması.

🔗 Usage:

  • it is apparent that + sentence → … olduğu açık/belli

  • become apparent → belli hâle gelmek

  • apparent from something → bir şeyden belli olmak

  • the apparent reason → görünen/açık neden

💬 Example: It became apparent that we needed more time.

🩷 Word family:

  • apparently (adv.) → görünüşe göre, anlaşılan

Extra: apparent akademik writing’de kullanışlıdır. “Açıkça belli” anlamında kullanılır; her zaman “bariz” gibi çok güçlü bir anlam taşımaz.

11
New cards

Apparently

🇹🇷 Ana anlam: görünüşe göre, anlaşılan

🔤 Word type: adverb

🧠 Mantığı: Bir bilginin öyle göründüğünü veya duyduğun bilgiye göre öyle olduğunu anlatır.

🔗 Usage:

* apparently, + sentence → görünüşe göre…

* apparently, someone/something… → anlaşılan…

* apparently true → görünüşe göre doğru

💬 Example: Apparently, the meeting was canceled.

🩷 Word family:

* apparent (adj.) → belli, görünür

Extra: apparently bazen konuşmacının bilgiyi doğrudan kendisinin doğrulamadığını da ima eder.

Apparently, she left early. → Anlaşılan/görünüşe göre erken ayrılmış.

12
New cards

Appear

🇹🇷 Ana anlam: görünmek, ortaya çıkmak

🔤 Word type: verb

🧠 Mantığı: Birinin/bir şeyin görünür hâle gelmesi veya bir şeyin belli/görünür olması.

🔗 Usage:

  • appear to + verb → … gibi görünmek

  • appear to be → … gibi görünmek

  • appear on TV/a screen → TV’de/ekranda görünmek

  • appear in a book/movie → kitapta/filmde yer almak

💬 Example: She appears to be very confident.

🩷 Word family:

  • appearance (n.) → görünüş; ortaya çıkma

  • apparent (adj.) → belli, görünür

Extra: appear to be akademik writing’de de çok kullanışlı bir yapıdır.

13
New cards

Application

🇹🇷 Ana anlam: başvuru; uygulama

🔤 Word type: noun

🧠 Mantığı: Bir yere/programa resmî olarak başvurma veya bir teknolojik uygulama/program.

🔗 Usage:

  • submit an application → başvuru yapmak/sunmak

  • fill out an application → başvuru formu doldurmak

  • application for something → bir şey için başvuru

  • job/college application → iş/üniversite başvurusu

  • mobile application/app → mobil uygulama

💬 Example: I submitted my college application last week.

🩷 Word family:

  • apply (v.) → başvurmak; uygulamak

  • applicant (n.) → başvuran kişi

  • applicable (adj.) → uygulanabilir / geçerli

Extra: 🇺🇸 Üniversite hedefin açısından college application ve application deadline gibi kalıpları özellikle tanıman çok işine yarayacak.

14
New cards

Appropriate

🇹🇷 Ana anlam: uygun, yerinde

🔤 Word type: adjective

🧠 Mantığı: Bir durum, kişi veya ortam için doğru ve uygun olan şeyi anlatır.

🔗 Usage:

  • appropriate for something → bir şey için uygun

  • appropriate to something → bir şeye uygun

  • appropriate behavior → uygun davranış

  • appropriate language → uygun dil

  • appropriate response → uygun tepki

💬 Example: This language is appropriate for a formal essay.

🩷 Word family:

  • appropriately (adv.) → uygun şekilde

  • inappropriate (adj.) → uygunsuz

  • inappropriately (adv.) → uygunsuz şekilde

Extra: appropriate burada adjective. Fiil olan appropriate (“tahsis etmek/kendine mal etmek”) daha resmî bir kullanımdır; şimdilik ayrıca öğrenmene gerek yok.

15
New cards

Approach

🇹🇷 Ana anlam: yaklaşmak; yaklaşım, yöntem

🔤 Word type: verb / noun

🧠 Mantığı: Bir şeye yaklaşmak veya bir problemi çözmek için kullanılan yöntem.

🔗 Usage:

  • approach someone → birine yaklaşmak

  • approach a problem → bir problemi ele almak

  • an approach to something → bir şeye yaklaşım/yöntem

  • a different approach → farklı bir yaklaşım

💬 Example: We need a different approach to this problem.

🩷 Word family:

  • approachable (adj.) → iletişime açık, yaklaşılabilir

Extra:
approach + person → to gelmez.
She approached me.
She approached to me.

16
New cards

Approval

🇹🇷 Ana anlam: onay, izin

🔤 Word type: noun

🧠 Mantığı: Bir şeyin kabul edilmesine veya yapılmasına izin verilmesi.

🔗 Usage:

  • get/receive approval → onay almak

  • give approval → onay vermek

  • seek approval → onay aramak

  • approval from someone → birinden onay

💬 Example: We need the teacher’s approval first.

🩷 Word family:

  • approve (v.) → onaylamak

  • approved (adj.) → onaylanmış

  • disapproval (n.) → onaylamama

Extra: approval = isim, approve = fiil.

17
New cards

Approve

🇹🇷 Ana anlam: onaylamak, uygun bulmak

🔤 Word type: verb

🧠 Mantığı: Bir şeyi kabul etmek veya yapılmasını uygun bulduğunu belirtmek.

🔗 Usage:

  • approve of something → bir şeyi onaylamak / uygun bulmak

  • approve a plan/request → bir planı/talebi resmî olarak onaylamak

  • be approved by someone → biri tarafından onaylanmak

  • approve something for someone → bir şeyi biri için onaylamak

💬 Example: My parents don’t approve of my decision.

🩷 Word family:

  • approval (n.) → onay

  • approved (adj.) → onaylanmış

  • disapprove (v.) → onaylamamak

  • disapproval (n.) → onaylamama

Extra:
approve of + noun/-ing → bir şeyi kişisel olarak uygun bulmak
approve + object → bir şeyi resmî olarak onaylamak.

18
New cards

Approxiamately

🇹🇷 Ana anlam: yaklaşık olarak

🔤 Word type: adverb

🧠 Mantığı: Bir sayı, miktar veya zamanın tam değil, yaklaşık olduğunu belirtir.

🔗 Usage:

  • approximately + number → yaklaşık …

  • approximately 100 people → yaklaşık 100 kişi

  • approximately equal to → yaklaşık olarak eşit

💬 Example: The journey takes approximately two hours.

🩷 Word family:

  • approximate (adj./v.) → yaklaşık; yaklaşık hesaplamak

  • approximation (n.) → yaklaşık değer/tahmin

Extra: approximately daha resmî/akademik; günlük konuşmada about veya around daha doğal olabilir.

19
New cards

Arise

🇹🇷 Ana anlam: ortaya çıkmak, meydana gelmek

🔤 Word type: verb

🧠 Mantığı: Bir problem, durum veya olayın ortaya çıkması.

🔗 Usage:

* a problem arises → bir sorun ortaya çıkar

* arise from something → bir şeyden kaynaklanmak

* arise out of something → bir şeyden kaynaklanmak

* questions/issues arise → sorular/sorunlar ortaya çıkar

💬 Example: If any problems arise, let me know.

🩷 Word family: Önemli bir word family yok.

Extra: Düzensiz fiil: arise → arose → arisen

20
New cards

Armed

🇹🇷 Ana anlam: silahlı; donanmış, hazırlıklı

🔤 Word type: adjective

🧠 Mantığı: Birinin bir şeyle donatılmış veya hazırlıklı olduğunu anlatabilir.

🔗 Usage:

* armed with information → bilgiyle donanmış

* armed with knowledge → bilgiyle donanmış

* armed forces → silahlı kuvvetler

💬 Example: She arrived armed with useful information.

🩷 Word family:

* arm (v./n.) → donatmak / kol

* unarmed (adj.) → silahsız

Extra: Senin için özellikle armed with + noun kalıbını öğrenmek yeterli. 🩷

21
New cards

Army

🇹🇷 Ana anlam: ordu

🔤 Word type: noun

🧠 Mantığı: Bir ülkenin kara kuvvetleri veya genel olarak organize edilmiş büyük askerî güç.

🔗 Usage:

  • join the army → orduya katılmak

  • the U.S. Army → ABD Kara Kuvvetleri

  • army officer → ordu subayı

  • army base → askerî üs

💬 Example: He joined the army after finishing school.

🩷 Word family: Önemli bir word family yok.

Extra: army genel olarak “ordu” demektir; the Army belirli bir ülkenin kara kuvvetlerini ifade edebilir. 🩷

22
New cards

Arragment

🇹🇷 Ana anlam: düzenleme; plan; anlaşma

🔤 Word type: noun

🧠 Mantığı: Bir şeyin nasıl düzenlendiği veya önceden yapılmış bir plan/anlaşma.

🔗 Usage:

  • make arrangements → planlar/düzenlemeler yapmak

  • travel arrangements → seyahat düzenlemeleri

  • living arrangements → yaşam/kalma düzenlemeleri

  • arrangement with someone → biriyle yapılan anlaşma

  • arrangement for something → bir şey için yapılan düzenleme

💬 Example: We need to make arrangements for our trip.

🩷 Word family:

  • arrange (v.) → düzenlemek, ayarlamak

  • arrangement (n.) → düzenleme, plan

Extra: En önemli kalıp make arrangements. Burada çoğul kullanımı (arrangements) çok yaygındır.

23
New cards

Arrest

🇹🇷 Ana anlam: tutuklamak; tutuklama

🔤 Word type: verb / noun

🧠 Mantığı: Yetkililerin bir kişiyi yasal olarak gözaltına alması/tutuklaması.

🔗 Usage:

  • arrest someone → birini tutuklamak

  • be arrested for something → bir şey nedeniyle tutuklanmak

  • under arrest → tutuklu / gözaltında

  • arrest warrant → tutuklama emri

💬 Example: The police arrested him for theft.

🩷 Word family:

  • arrested (adj./past participle) → tutuklanmış

  • arresting (adj.) → dikkat çekici (daha ileri kullanım)

Extra: arrest ile a kullanımı önemlidir:
The police arrested him.
The police arrested to him.

24
New cards

Arrival

🇹🇷 Ana anlam: varış, geliş

🔤 Word type: noun

🧠 Mantığı: Bir kişinin, aracın veya şeyin bir yere ulaşması.

🔗 Usage:

  • arrival time → varış zamanı

  • arrival date → varış tarihi

  • on arrival → varınca / varışta

  • upon arrival → varır varmaz (daha resmî)

  • arrival at + place → bir yere varış

  • arrival of + person/thing → birinin/bir şeyin gelişi

💬 Example: Please call me on arrival.

🩷 Word family:

  • arrive (v.) → varmak

  • arrival (n.) → varış

Extra: arrive at küçük/belirli yerler için, arrive in şehir/ülkeler için kullanılır:
arrive at the airport / arrive in London.

25
New cards

Artficial

🇹🇷 Ana anlam: yapay, doğal olmayan

🔤 Word type: adjective

🧠 Mantığı: Doğal olarak oluşmayan, insanlar tarafından üretilen veya oluşturulan şey.

🔗 Usage:

  • artificial intelligence (AI) → yapay zekâ

  • artificial light → yapay ışık

  • artificial environment → yapay ortam

  • artificially created → yapay olarak oluşturulmuş

💬 Example: Artificial intelligence is changing education.

🩷 Word family:

  • artificially (adv.) → yapay şekilde

  • artificiality (n.) → yapaylık (şimdilik aktif öğrenmeye gerek yok)

Extra: En önemli karşıtlık:
artificial
natural.

26
New cards

Artistic

🇹🇷 Ana anlam: sanatsal, sanatla ilgili

🔤 Word type: adjective

🧠 Mantığı: Sanatla, yaratıcılıkla veya estetik beceriyle ilgili olan şeyleri anlatır.

🔗 Usage:

  • artistic talent → sanatsal yetenek

  • artistic ability → sanatsal beceri

  • artistic style → sanatsal tarz

  • artistic expression → sanatsal ifade

💬 Example: She has a strong artistic talent.

🩷 Word family:

  • art (n.) → sanat

  • artist (n.) → sanatçı

  • artistry (n.) → sanatçılık / sanatsal beceri

  • artistically (adv.) → sanatsal açıdan

Extra:
artistic = sanatsal
artificial = yapay

İkisini karıştırma. 🩷

27
New cards

Aspect

28
New cards

Assess

🇹🇷 Anlamı

1) Değerlendirmek
Bir şeyin durumunu, kalitesini, değerini veya etkisini dikkatlice inceleyip değerlendirmek.

💬 The teacher assessed our English skills.
→ Öğretmen İngilizce becerilerimizi değerlendirdi.

💬 We need to assess the situation carefully.
→ Durumu dikkatlice değerlendirmemiz gerekiyor.

2) Bir şeyi ölçüp değerlendirmek
Özellikle eğitim, iş, sağlık, risk vb. bağlamlarda çok kullanılır.

💬 The test assesses your reading ability.
→ Test okuma becerini değerlendiriyor.

🔗 Kalıplar

  • assess something → bir şeyi değerlendirmek

  • assess the situation → durumu değerlendirmek

  • assess the risk → riski değerlendirmek

  • assess someone’s ability/skills → birinin yeteneğini/becerilerini değerlendirmek

  • assess the impact/effect → etkiyi değerlendirmek

assess vs evaluate

İkisi de değerlendirmek demek ama:

assess → bir şeyin durumunu/kapasitesini ölçüp değerlendirmek
evaluate → değerini, kalitesini veya başarısını daha kapsamlı değerlendirmek

🌱 Word Family

  • assess (v.) → değerlendirmek

  • assessment (n.) → değerlendirme

  • assessed (adj.) → değerlendirilmiş

🗣 Günlük kullanım:
assess özellikle okul, sınav, iş ve akademik İngilizcede çok sık çıkar. Günlük konuşmada evaluate yerine bazen judge / look at gibi daha basit ifadeler kullanılır.

29
New cards

Assessment

🇹🇷 Anlamları

1) Değerlendirme
Bir kişinin, durumun veya bir şeyin seviyesini, durumunu ya da kalitesini belirleme süreci.

💬 The teacher gave us an English assessment.
→ Öğretmen bize bir İngilizce değerlendirmesi yaptı.

2) Değerlendirme sınavı / testi
Özellikle okul veya iş ortamında seviyeyi ölçen test.

💬 You need to complete an assessment before starting the course.
→ Kursa başlamadan önce bir değerlendirme testi tamamlaman gerekiyor.

3) Değerlendirme sonucu / raporu

💬 The assessment showed that the project was successful.
→ Değerlendirme projenin başarılı olduğunu gösterdi.

🔗 Kalıplar

  • assessment of something → bir şeyin değerlendirmesi

  • risk assessment → risk değerlendirmesi

  • language assessment → dil değerlendirmesi

  • academic assessment → akademik değerlendirme

  • assessment test → değerlendirme testi

  • assessment results → değerlendirme sonuçları

  • carry out an assessment → değerlendirme yapmak

Bağlantı

assess (v.) → assessment (n.)

The teacher assessed my English.
→ Öğretmen İngilizcemi değerlendirdi.

The assessment showed my English level.
→ Değerlendirme İngilizce seviyemi gösterdi.

💡 Senin için önemli:
assessment okul İngilizcesinde çok sık karşına çıkabilir. assessment ≠ exam; her assessment sınav olmak zorunda değildir. Bir değerlendirme, test, görev veya süreç olabilir.

30
New cards

Asist

🇹🇷 Anlamları

1) Yardım etmek / yardımcı olmak

💬 Can you assist me with this problem?
→ Bu problemde bana yardımcı olabilir misin?

2) Destek olmak / yardım sağlamak (daha resmî)

💬 The nurse assisted the doctor.
→ Hemşire doktora yardımcı oldu.

🔗 Kalıplar

  • assist someone → birine yardım etmek

  • assist someone with something → birine bir konuda yardım etmek

  • assist in doing something → bir şeyi yapmaya yardımcı olmak

  • assist with something → bir konuda yardımcı olmak

💬 She assisted me with my application.
→ Başvurumda bana yardımcı oldu.

Önemli fark

assist ve help aynı temel anlama gelir ama:

help → günlük ve çok daha doğal
assist → daha resmî / profesyonel

Can you help me? → Günlük
Can you assist me? → Daha resmî

🌱 Word Family

  • assist (v.) → yardım etmek

  • assistance (n.) → yardım

  • assistant (n.) → yardımcı / asistan

31
New cards

Associate

🇹🇷 Anlamları

1) (v.) İlişkilendirmek / bağdaştırmak

Bir şeyi başka bir şeyle zihninde bağlantılı görmek.

💬 I associate this song with my childhood.
→ Bu şarkıyı çocukluğumla ilişkilendiriyorum.

🔗 associate A with B → A’yı B ile ilişkilendirmek

💬 People often associate success with money.
→ İnsanlar genellikle başarıyı parayla ilişkilendirir.

2) (v.) Birisiyle ilişki kurmak / takılmak

💬 He doesn’t associate with people like that.
→ Öyle insanlarla ilişki kurmaz.

🔗 associate with someone → biriyle ilişki kurmak

3) (n.) Ortak / iş arkadaşı / meslektaş

💬 She is a business associate.
→ O bir iş ortağı/iş arkadaşı.

4) (n.) Yardımcı pozisyon / alt düzey çalışan

💬 She’s a sales associate.
→ Satış görevlisi olarak çalışıyor.

🔗 Kalıplar

  • associate A with B → A’yı B ile ilişkilendirmek

  • be associated with → … ile ilişkili olmak

  • associate with someone → biriyle ilişki kurmak

  • business associate → iş ortağı/iş arkadaşı

  • associated with → ile bağlantılı

Çok önemli

associate A with B → A’yı B ile ilişkilendir

I associate summer with freedom.
→ Yazı özgürlükle bağdaştırıyorum.

be associated with → bir şeyle bağlantılı olmak

Smoking is associated with health risks.
→ Sigara sağlık riskleriyle ilişkilidir.

🌱 Word Family

  • associate (v./n.) → ilişkilendirmek / iş arkadaşı

  • association (n.) → ilişki, dernek

  • associated (adj.) → ilişkili

  • associative (adj.) → ilişkisel

🗣 Günlük alternatif:
“İlişkilendirmek” anlamında connect günlük konuşmada daha doğal olabilir.

I connect this song with my childhood.
→ Bu şarkıyı çocukluğumla ilişkilendiriyorum.

32
New cards

Associated

🇹🇷 Anlamı

1) İlişkili / bağlantılı

Bir şeyin başka bir şeyle bağlantısı olduğunu anlatır.

💬 Stress is associated with many health problems.
→ Stres birçok sağlık sorunuyla ilişkilidir.

💬 The risks associated with this job are serious.
→ Bu işle ilişkili riskler ciddi.

🔗 Çok önemli kalıplar

  • be associated with → … ile ilişkili olmak

  • associated with something → bir şeyle ilişkili

  • risks associated with → … ile ilişkili riskler

  • problems associated with → … ile ilişkili sorunlar

  • costs associated with → … ile bağlantılı maliyetler

associate → associated

associate A with B
→ A’yı B ile ilişkilendirmek

A is associated with B
→ A, B ile ilişkilidir.

💬 I associate summer with freedom.
→ Yazı özgürlükle ilişkilendiriyorum.

💬 Summer is associated with freedom.
→ Yaz özgürlükle ilişkilidir.

💡 Akademik İngilizcede çok önemli:
associated with akademik yazılarda aşırı sık karşına çıkar. Özellikle cause demek değildir.

X is associated with Y
→ X ile Y arasında ilişki vardır.

Bu, X kesinlikle Y’ye sebep olur anlamına gelmez.

33
New cards

Association