1/1981
Oxford OPAL listelerinde (4 adet) yer alan kelime ve öbeklerin Türkçe karşılıkları. Yapay zeka ile analiz edilip oluşturulmuştur.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai |
|---|
No study sessions yet.
activity (n.)
faaliyet, etkinlik
affect (v.)
etkilemek, tesir etmek
analysis (n.)
analiz, çözümleme
apply (v.)
uygulamak, tatbik etmek
approach (n.)
yaklaşım
area (n.)
alan, saha, bölge
associate (v.)
ilişkilendirmek, bağdaştırmak
available (adj.)
mevcut, erişilebilir, hazır
based (adj.)
tabanlı, dayalı, bazlı
behaviour (n.)
davranış, tutum
between (prep.)
arasında
case (n.)
vaka, durum, örnek
change (n., v.)
değişim; değiştirmek
community (n.)
topluluk, camia
compare (v.)
karşılaştırmak, kıyaslamak
condition (n.)
koşul, şart, durum
context (n.)
bağlam
country (n.)
ülke
cultural (adj.)
kültürel
culture (n.)
kültür
data (n.)
veri
define (v.)
tanımlamak, belirlemek
develop (v.)
geliştirmek
development (n.)
gelişim, kalkınma
difference (n.)
fark
different (adj.)
farklı
economic (adj.)
ekonomik, iktisadi
effect (n.)
etki, sonuç
environment (n.)
çevre, ortam
environmental (adj.)
çevresel
example (n.)
örnek
factor (n.)
faktör, etken
form (n., v.)
biçim, şekil; oluşturmak
function (n., v.)
işlev; işlev görmek
global (adj.)
küresel, global
group (n., v.)
grup; gruplandırmak
growth (n.)
büyüme, artış
high (adj.)
yüksek
human (adj.)
insani, insan
identify (v.)
tanımlamak, tespit etmek, belirlemek
important (adj.)
önemli
increase (v., n.)
artırmak; artış
individual (n., adj.)
birey; bireysel
information (n.)
bilgi
interaction (n.)
etkileşim
international (adj.)
uluslararası
issue (n.)
konu, mesele, sorun
law (n.)
kanun, hukuk
level (n.)
düzey, seviye
likely (adj., adv.)
muhtemel, büyük ihtimalle
low (adj.)
düşük
may (modal v.)
-ebilmek (ihtimal/izin)
measure (n., v.)
önlem; ölçmek
method (n.)
yöntem, metot
model (n., v.)
model; modellemek
national (adj., n.)
ulusal, milli
number (n.)
sayı, adet
occur (v.)
meydana gelmek, oluşmak
organization (n.)
kuruluş, örgüt, organizasyon
particular (adj., n.)
belirli, özel
policy (n.)
politika, ilke
population (n.)
nüfus, popülasyon
practice (n.)
uygulama, pratik
process (n., v.)
süreç; işlemek
product (n.)
ürün
provide (v.)
sağlamak, temin etmek
rate (n., v.)
oran, hız; değerlendirmek
reduce (v.)
azaltmak, indirgemek
region (n.)
bölge
relation (n.)
ilişki, bağlantı
relationship (n.)
ilişki
require (v.)
gerektirmek
research (n.)
araştırma
resource (n.)
kaynak
result (n., v.)
sonuç; sonuçlanmak
risk (n.)
risk
role (n.)
rol
sample (n., v.)
örneklem, numune; örneklemek
significant (adj.)
önemli, anlamlı (istatistiksel)
social (adj.)
sosyal, toplumsal
specific (adj.)
belirli, özgül, spesifik
state (n., v.)
durum; belirtmek, ifade etmek
strategy (n.)
strateji
structure (n., v.)
yapı; yapılandırmak
study (n., v.)
çalışma; incelemek, çalışmak
such (det.)
böylesi, bu gibi
suggest (v.)
önermek, işaret etmek, öne sürmek
system (n.)
sistem, düzenek
term (n., v.)
terim, dönem; adlandırmak
terms (n.)
şartlar, koşullar
theory (n.)
kuram, teori
therefore (adv.)
bu nedenle, dolayısıyla
thus (adv.)
böylece, bu şekilde
treatment (n.)
tedavi, işlem, muamele
type (n.)
tür, tip
use (n., v.)
kullanım; kullanmak
value (n.)
değer
variable (n., adj.)
değişken
whether (conj.)
olup olmadığını
within (prep.)
içinde, bünyesinde