1/77
An Oxford A1 level English-Turkish vocabulary list identifying terms, grammatical roles in brackets, and their multiple meanings as provided in the lecture notes.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai | Chat |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress
about
hemen hemen [zf.]; aşağı yukarı [zf.]; yaklaşık [zf.]
above
üzerine [zf.]; yukarısında [zf.]; yukarıda [zf.]
across
karşıya [zf.]; (deniz/okyanus) aşırı [zf.]; karşı karşıya [zf.]
action
çalışma [i.]; davranış [i.]; aksiyon [i.]
activity
etkinlik [i.]; faaliyet [i.]; meşguliyet [i.]
actor
oyuncu [i.]; erkek oyuncu [i.]; artist [i.]
actress
oyuncu [i.]; artist [i.]; aktris [i.]
address
hitap etmek [f.]; söylev [i.]; adres [i.]
advice
nasihat [i.]; tavsiye [i.]; öğüt [i.]
afraid
korkmuş [s.]; korkan [s.]; ürkmüş [s.]
afternoon
öğleden sonra [i.]; bir şeyin orta ve son bölümü [i.]; son kısım [i.]
airport
havalimanı [i.]; havaalanı [i.]; hava limanı [i.]
amazing
şaşırtıcı [s.]; şaşırtma [i.]; hayrete düşürücü [s.]
apple
elma [i.]; elma
April
nisan [i.]; yılın dördüncü ayı [i.]; nisan ayı [i.]
area
alan [i.]; saha [i.]; bölge [i.]
August
ağustos [i.]; yılın sekizinci ayı [i.]; ağustos ayı [i.]
autumn
güz [i.]; sonbahar [i.]; hazan [i.]
beautiful
güzel [s.]; tatlı [s.]; ahım şahım [s.]
because
çünkü [bağ.]; -dığı için [bağ.]; zira [bağ.]
bicycle
bisiklet [i.]; bisiklet kullanarak gitmek [f.]; bisikletle gezmek [f.]
birthday
yaş günü [i.]; doğum günü [i.]
blog
web günlüğü; internet günlüğü; internet kullanıcılarının kendi istedikleri şeyleri yazdıkları ve bunları diğer kullanıcılarla paylaştıkları günlük benzeri platform
book
ayırtmak [f.]; kitap [i.]; deftere işlemek [f.]
business
işletme [i.]; iş [i.]; iş kuruluşu [i.]
capital
sermaye [i.]; başkent [i.]; kapital [i.]
carrot
kızıl saç [i.]; havuç [i.]; ödül/teşvik [i.]
century
asır [i.]; yüzyıl [i.]; asır [i.]
cinema
sinema [i.]; sinema salonu [i.]; sinema salonu
college
yüksekokul [i.]; kolej [i.]; üniversite [i.]
company
bölük [i.]; şirket [i.]; firma [i.]
computer
bilgisayar [i.]; kompüter [i.]; elektronik beyin [i.]
country
yurt [i.]; memleket [i.]; ülke [i.]
culture
kültür [i.]; zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi [i.]; terbiye [i.]
December
aralık (ayı) [f.]; aralık (ayı) [i.]; aralık ayı [i.]
dictionary
sözlük [i.]; ansiklopedik sözlük [i.]; kamus
eighteen
onsekiz [i.]; onsekiz sayısı (18, XVIII) [i.]; on sekiz [i.]
email göndermek [f.]; eposta; elektronik posta
example
örnek [i.]; ibret [i.]; numune [i.]
expensive
masraflı [s.]; pahalı [s.]; pahalıya mal olan [s.]
fantastic
fantastik [s.]; şahane [s.]; harika [s.]
February
şubat [i.]; yılın ikinci ayı [i.]; gücük ay [i.]
festival
bayram [i.]; şenlik [i.]; festival [i.]
geography
coğrafya [i.]; coğrafya; coğrafya
grandfather
dede [i.]; büyükbaba [i.]; cet [i.]
health
sıhhat [i.]; sağlık [i.]; afiyet [i.]
hospital
hastane [i.]; darüşşifa [i.]; darülaceze [i.]
husband
koca [i.]; eş [i.]; idareli kullanmak [f.]
information
bilgi [i.]; ilmi vukuf [i.]; iddia [i.]
interested
alakalı [s.]; ilgili [s.]; hissedar [i.]
January
ocak [i.]; ocak (ay) [i.]; ocak ayı [i.]
journey
yolculuk [i.]; seyahat [i.]; yolculuk etmek [f.]
kilometre
kilometre [i.]; kilometre (simgesi km); bin metre
library
kitaplık [i.]; kütüphane [i.]; kütüphane binası [i.]
magazine
fişek haznesi [i.]; dergi [i.]; mecmua [i.]
married
evli [s.]; evliliğe/evlilere özgü [s.]; başı bağlı [s.]
menu
menü [i.]; mönü [i.]; bir restoranda mevcut yiyecek ve içeceklerin listesi [i.]
million
milyon [i.]
mountain
dağ [i.]; yığın [i.]; cebel [i.]
neighbour
komşu [i.]; komşu olmak [f.]; yaklaşmak [f.]
newspaper
gazete [i.]; gazete; gazete
November
kasım [i.]; teşrin-i sani
October
ekim [i.]; teşrin-i evvel
passport
geçiş belgesi [i.]; taşıyıcısının kendisininkinden başka ülkelere seyahat etmesine imkan tanıyan kimlik belgesi [i.]; pasaport [i.]
popular
popüler [s.]; halkın kesesine elverişli [i.]; halka hitap eden [s.]
restaurant
restoran [i.]; lokanta [i.]; doyumevi [i.]
September
eylül [i.]
supermarket
süpermarket [i.]; market [i.]
teenager
on üç ile on dokuz yaşlar arasındaki kimse [i.]; delikanlı [i.]; yeniyetme [i.]
television
televizyon [i.]
traffic
gidiş geliş [i.]; trafik [i.]; iş yapmak [f.]
university
üniversite [i.]; üniversite [i.]; bilimyurt [i.]
vegetable
sebze [i.]; bitkisel [s.]; göveri [i.]
waiter
garson [i.]; erkek garson [i.]; garson
website
internet sitesi [i.]; web sitesi; ağ sitesi
weekend
hafta sonu [i.]; hafta sonunu geçirmek [f.]; haftasonu [i.]
yesterday
dün [zf.]
yourself
kendiniz [zm.]; kendin [zm.]; kendini [zm.]