1/75
Vocabulary flashcards focusing on B2-level terms including parts of speech and Turkish translations.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai | Chat |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress
openly
açıkça [zf.], resmen [zf.], açık [zf.]
initially
başlangıçta [zf.], ilkin [zf.], baştan [zf.]
handle
idare etmek [f.], işlemek [f.], (meseleyi) ele almak [f.]
disability
malullük [i.], sakatlık [i.], yetkisizlik [i.]
discourage
cesaretini kırmak [f.], hayal kırıklığına uğratmak [f.], hevesini kırmak [f.]
accommodate
yaşayacak yer temin etmek [f.], kalacak yer vermek [f.], telif etmek [f.]
possess
sahip olmak [f.], elinde bulundurmak [f.], tutmak [f.]
corporation
kurum [i.], dernek [i.], kurum [i.]
resist
direnmek [f.], dayanmak [f.], karşı koymak [f.]
offensive
saldıran [s.], saldırgan [s.], saldırı [s.]
essentially
özünde [zf.], temelde [zf.], gerçekte [zf.]
inherit
miras olarak almak [f.], miras almak [f.], kalıtımla kazanmak [f.]
clarify
berraklaşmak [f.], açıklamak [f.], aydınlığa kavuşturmak [f.]
emission
emisyon [i.], çıkarma [i.], yayınlama [i.]
majority
çoğunluk [i.], erginlik [i.], rüşt [i.]
withdraw
geri çekilmek [f.], geri çekmek [f.], çekilmek [f.]
perspective
bakış açısı [i.], perspektif [i.], derinlemesine inceleme yeteneği [i.]
implementation
yerine getirmek (plan vb'ni) [f.], uygulamak [f.], alet-edevat [i.]
formerly
vaktiyle [zf.], evvel zaman [zf.], eskiden [zf.]
widespread
yaygın [s.], alabildiğine açılmış [s.]
vital
yaşamsal [s.], çok önemli [s.], hayati [s.]
assumption
sanı [i.], farzetme [i.], varsayım [i.]
healthcare
sağlık hizmeti
controversial
çekişmeli [s.], anlaşmazlığa neden olan [s.], tartışmaya yol açan [s.]
compulsory
zorunlu [s.], yükümlü [s.], zorlayıcı [s.]
deliberate
kasti [s.], ölçünmek [f.], üzerinde durmak (düşünmek vb) [f.]
evaluation
değerlendirme [i.], ölçüm [i.], değer tahmini [i.]
significantly
önemli ölçüde [s.], anlamlı [s.], önemli ölçüde [zf.]
participation
katılım [i.], iştirak [i.], katılımcılık [i.]
rural
kırsal [s.], taşra [s.], köye ait [s.]
comprise
kapsamak [f.], içermek [f.], içine almak [f.]
extraordinary
fevkalade [s.], olağandışı [s.], olağanüstü [s.]
disagreement
anlaşmazlık [i.], uyuşmazlık [i.], münazaa [i.]
investigation
soruşturma [i.], araştırma [i.], teftiş [i.]
enhance
arttırmak [f.], yükseltmek [f.], artırmak [f.]
scenario
senaryo [i.], tasarı [i.], plan [i.]
consequently
sonuç olarak [zf.], haliyle [zf.], bu/o yüzden [zf.]
transition
geçiş [i.], intikal [i.], değişme [i.]
negotiation
müzakere [i.], paraya çevirme [i.], uzlaşma [i.]
relatively
nispeten [zf.], oranla [zf.], görece [zf.]
sustainable
güçlendirilebilir [s.], sürdürülebilir [s.], dayanılır [s.]
fabulous
efsanevi [s.], olağanüstü [s.], süper [s.]
increasingly
gitgide artarak [zf.], gitgide [zf.], gittikçe artarak [zf.]
eliminate
elemek [f.], elimine etmek [f.], ekarte etmek [f.]
evident
kısıtlı [s.], sınırlı [s.], belirlenmiş [s.]
affordable
bütçeye uygun [s.], ekonomik [s.], düşük maliyetli [s.]
indication
belirti [i.], anlatma [i.], ölçüm [i.]
unacceptable
kabul edilemez [s.], kabul olunamaz [s.]
publication
yayınlama [i.], yayım [i.], yayımlama [i.]
coincidence
rastlantı [i.], tesadüf [i.]
ongoing
süregiden [s.], sürmekte olan [s.], süregitmekte olan [s.]
equivalent
eşdeğer [i.], muadil [s.], bedel [i.]
inevitable
kaçınılmaz [s.], malum [s.], çaresiz [s.]
database
veritabanı, veri tabanı, veritabanı
workforce
iş gücü [i.]
thoroughly
adamakıllı [zf.], etraflıca [zf.], iyicene [zf.]
incentive
teşvik [i.], neden [i.], isteklendirme [i.]
habitat
bitkilerin doğal yetiştiği yer [i.], ortam [i.], hayvan [i.]
judgement
yargı [i.], muhakeme [i.], kanı [i.]
independence
özgürlük [i.], bağımsızlık [i.], serbestlik [i.]
initiative
girişkenlik [i.], girişim [i.], önayak olma [i.]
convenience
kolaylık [i.], elverişlilik [i.], müsait oluş [i.]
recession
girinti [i.], durgunluk (piyasa) [i.], geri çekilme [i.]
infrastructure
altyapı [i.], sosyal sabit sermaye [i.], altyapı tesisleri [i.]
phenomenon
algılanabilen şey [i.], olağanüstülük [i.], olgu [i.]
innovative
yaratıcı [s.], yenilikçi [s.], yeniliklere açık [s.]
fundamentally
esasen [zf.], aşırı tutucu olarak [zf.]
consultant
danışman [i.], konsültan [i.]
agricultural
ziraat [i.], tarım [i.], çiftçilik [i.]
globalization
globalleşme [i.], küreselleşme [i.], küreselleştirme
predictable
tahmin edilebilir [s.], öngörülebilir [s.]
awareness
farkındalık [i.], bilinçlenme [i.], farkında olma [i.]
partnership
ortaklık [i.], mukarada [i.], mudaraba [i.]
interaction
karşılıklı etkilenme [i.], birbirini etkileme [i.], etkileşim [i.]
undergo
geçirmek (hastalık) [f.], underwent - undergone [f.], görmek [f.]
assessment
değerlendirme [i.], değerleme [i.], tayin etme (para miktarını) [i.]