1/34
Looks like no tags are added yet.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai | Chat |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress
Business
🇹🇷 Ana anlam: iş; işletme; şirket
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Para kazanmak için yapılan ticari faaliyet veya bir şirket/işletme.
🔗 Kalıplar:
• start a business → iş kurmak
• run a business → bir işletmeyi yönetmek
• go into business → iş hayatına girmek
• mind your own business → kendi işine bak
• business trip → iş gezisi
💬 Example: She wants to start her own business.
💗 Word family: businessman/businesswoman → iş insanı
⭐ Extra: business sayılamaz isim olarak genellikle a business değil, genel “iş” anlamında business kullanılır: Business is going well.
Businessman
🇹🇷 Ana anlam: İş insanı, iş adamı
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Bir işi/şirketi yöneten veya ticaretle uğraşan kişi.
🔗 Kalıplar:
• successful businessman → başarılı iş insanı
• businessman in + field → … alanında çalışan iş insanı
💬 Example: He became a successful businessman at a young age.
💗 Word family: business (n.), businesswoman (n.), businesslike (adj.)
⭐ Extra: Günümüzde businessperson daha nötr bir alternatif olabilir.
Calculate
🇹🇷 Ana anlam: Hesaplamak
🔤 Word type: verb
🧠 Mantığı: Bir sonucu matematiksel olarak bulmak; bazen bir şeyi dikkatlice hesaplamak/tahmin etmek.
🔗 Kalıplar:
• calculate the cost → maliyeti hesaplamak
• calculate the amount → miktarı hesaplamak
💬 Example: We need to calculate the total cost before we buy anything.
💗 Word family: calculation (n.), calculator (n.), calculated (adj.)
By
🇹🇷 Ana anlam: -ile/-tarafından; -e kadar; yanında
🔤 Word type: preposition / adverb
🧠 Mantığı: Çok anlamlı bir preposition. Özellikle yöntem, kişi tarafından yapılma ve son tarih için çok kullanılır.
🔗 Kalıplar:
• by bus/train/car → otobüs/tren/araba ile
• by someone → biri tarafından
• by Friday → Cuma gününe kadar
💬 Example: I need to finish this assignment by Friday.
💗 Word family: —
⭐ Extra: by + deadline genellikle “en geç o zamana kadar” demektir.
Campaingn
🇹🇷 Ana anlam: Kampanya; kampanya yürütmek
🔤 Word type: noun / verb
🧠 Mantığı: Belirli bir amaç için planlı şekilde yapılan faaliyetler bütünü; özellikle politika, reklam veya sosyal amaçlarda.
🔗 Kalıplar:
• political campaign → siyasi kampanya
• campaign for/against something → bir şeyi desteklemek/karşı çıkmak için kampanya yürütmek
💬 Example: They launched a campaign to protect the environment.
💗 Word family: campaigner (n.)
Candidate
🇹🇷 Ana anlam: Aday
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Bir pozisyon, seçim, okul veya başka bir fırsat için değerlendirilen kişi.
🔗 Kalıplar:
• candidate for something → bir şey için aday
• presidential candidate → başkanlık adayı
💬 Example: She is a strong candidate for the position.
💗 Word family: candidacy (n.)
Capable
🇹🇷 Ana anlam: Yetenekli, yapabilecek durumda
🔤 Word type: adjective
🧠 Mantığı: Bir şeyi yapabilecek beceriye veya kapasiteye sahip olmak.
🔗 Kalıplar:
• capable of doing something → bir şeyi yapabilecek durumda
• highly capable → oldukça yetenekli
💬 Example: She is capable of solving the problem on her own.
💗 Word family: capability (n.), capably (adv.)
Capacity
🇹🇷 Ana anlam: Kapasite; kapasite/miktar sınırı
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Bir şeyin alabileceği miktar veya bir kişinin/şeyin sahip olduğu yapabilme kapasitesi.
🔗 Kalıplar:
• full capacity → tam kapasite
• capacity to do something → bir şeyi yapma kapasitesi
💬 Example: The stadium has a capacity of 50,000 people.
💗 Word family: capable (adj.), capability (n.)
Capture
🇹🇷 Ana anlam: Yakalamak; görüntülemek/kaydetmek
🔤 Word type: verb / noun
🧠 Mantığı: Birini/bir şeyi yakalamak veya bir anı/görüntüyü başarılı şekilde kaydetmek.
🔗 Kalıplar:
• capture a photo/image → fotoğraf/görüntü yakalamak
• capture someone’s attention → birinin dikkatini çekmek
💬 Example: The photo perfectly captured the atmosphere of the city.
💗 Word family: captured (adj.), capturing (n.)
Cancel
🇹🇷 Ana anlam: İptal etmek
🔤 Word type: verb
🧠 Mantığı: Önceden planlanmış veya düzenlenmiş bir şeyi artık gerçekleşmeyecek şekilde durdurmak.
🔗 Kalıplar:
• cancel a meeting → toplantıyı iptal etmek
• cancel a flight/reservation → uçuşu/rezervasyonu iptal etmek
💬 Example: They had to cancel the meeting because of the weather.
💗 Word family: cancellation (n.)
Careless
🇹🇷 Ana anlam: Dikkatsiz, özensiz
🔤 Word type: adjective
🧠 Mantığı: Bir şeyi yeterince dikkat etmeden yapan kişi veya davranış.
🔗 Kalıplar:
• be careless with something → bir şeye karşı dikkatsiz olmak
• careless mistake → dikkatsizlikten yapılan hata
💬 Example: I made a careless mistake on the test.
💗 Word family: care (n./v.), careful (adj.), carelessly (adv.), carelessness (n.)
Case
🇹🇷 Ana anlam: Durum, olay; dava; kutu/kılıf
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Çok anlamlı bir kelime. En sık “belirli bir durum/olay” ve hukukta “dava” anlamlarında karşına çıkar.
🔗 Kalıplar:
• in this case → bu durumda
• a case of something → bir … vakası/durumu
💬 Example: In this case, I think we should wait.
💗 Word family: —
⭐ Extra: phone case = telefon kılıfı.
Ceiling
🇹🇷 Ana anlam: Tavan
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Bir odanın üst kısmını oluşturan yüzey.
🔗 Kalıplar:
• high/low ceiling → yüksek/alçak tavan
• ceiling fan → tavan vantilatörü
💬 Example: There is a small lamp hanging from the ceiling.
💗 Word family: —
Cell
🇹🇷 Ana anlam: Hücre; küçük kapalı bölüm
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Biyolojide canlıların en küçük temel birimi; ayrıca küçük bir oda/bölme anlamında da kullanılabilir.
🔗 Kalıplar:
• blood cell → kan hücresi
• cell membrane → hücre zarı
💬 Example: The human body contains trillions of cells.
💗 Word family: cellular (adj.)
Central
🇹🇷 Ana anlam: Merkezi; merkezde bulunan
🔤 Word type: adjective
🧠 Mantığı: Bir yerin merkezinde bulunan veya bir konunun en önemli kısmını oluşturan.
🔗 Kalıplar:
• central location → merkezi konum
• central role → merkezi/önemli rol
💬 Example: The hotel is in a central location.
💗 Word family: centre/center (n.), centrally (adv.)
Centre
🇹🇷 Ana anlam: Merkez; merkezlemek
🔤 Word type: noun / verb
🧠 Mantığı: Bir yerin ortası veya bir şeyin odak noktası; Amerikan İngilizcesinde center yazılır.
🔗 Kalıplar:
• in the centre of something → bir şeyin merkezinde
• centre around/on something → bir şey etrafında şekillenmek
💬 Example: The hotel is in the centre of the city.
💗 Word family: central (adj.), centrally (adv.)
Certain
🇹🇷 Ana anlam: Emin; belirli, belli
🔤 Word type: adjective
🧠 Mantığı: Bağlama göre ya bir şeyden emin olmayı ya da belirli/belli bir şeyi ifade eder.
🔗 Kalıplar:
• be certain about/of something → bir şeyden emin olmak
• a certain amount/number → belirli bir miktar/sayı
💬 Example: I’m not certain about the exact date.
💗 Word family: certainly (adv.), certainty (n.)
Certainly
🇹🇷 Ana anlam: Kesinlikle, elbette
🔤 Word type: adverb
🧠 Mantığı: Bir şeyin kesin olduğunu güçlü şekilde belirtir.
🔗 Kalıplar:
• certainly not → kesinlikle hayır
• certainly possible → kesinlikle mümkün
💬 Example: She certainly deserves the opportunity.
💗 Word family: certain (adj.), certainty (n.)
Chain
🇹🇷 Ana anlam: Zincir; zincir halinde bağlamak
🔤 Word type: noun / verb
🧠 Mantığı: Birbirine bağlı metal halkalar; ayrıca birbirine bağlı mağaza, restoran vb. grubu.
🔗 Kalıplar:
• a chain of stores → mağazalar zinciri
• chain reaction → zincirleme reaksiyon
💬 Example: The company owns a large chain of restaurants.
💗 Word family: chained (adj.), chaining (n.)
Chairman
🇹🇷 Ana anlam: Başkan; bir kurul/komite başkanı
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Bir şirketin, kurulun veya komitenin başkanlığını yapan kişi.
🔗 Kalıplar:
• chairman of a company → bir şirketin başkanı
• chairman of the committee → komite başkanı
💬 Example: He is the chairman of the committee.
💗 Word family: chairwoman (n.), chairperson (n.)
⭐ Extra: chairman geleneksel bir kelime. Günümüzde chairperson veya sadece chair daha nötr kullanılabilir.
Chance
🇹🇷 Ana anlam: Şans, ihtimal; fırsat
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Bir şeyin gerçekleşme ihtimali veya bir şeyi yapma fırsatı.
🔗 Kalıplar:
• a chance to do something → bir şey yapma fırsatı
• a chance of doing something → bir şey olma ihtimali
💬 Example: There’s a good chance that we’ll win.
💗 Word family: —
Characteristic
🇹🇷 Ana anlam: Özellik, nitelik; karakteristik
🔤 Word type: noun / adjective
🧠 Mantığı: Bir kişiyi, şeyi veya grubu diğerlerinden ayıran belirgin özellik.
🔗 Kalıplar:
• a characteristic of something → bir şeyin özelliği
• characteristic feature → ayırt edici özellik
💬 Example: Patience is an important characteristic of a good teacher.
💗 Word family: character (n.), characterize (v.), characteristically (adv.)
Charity
🇹🇷 Ana anlam: Hayır kurumu; yardımseverlik
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: İhtiyacı olan insanlara yardım etmek için yapılan yardım veya bu amaçla çalışan kuruluş.
🔗 Kalıplar:
• charity organization → yardım kuruluşu
• give money to charity → hayır kurumuna bağış yapmak
💬 Example: She gives some of her money to charity every month.
💗 Word family: charitable (adj.), charitably (adv.)
Chart
🇹🇷 Ana anlam: Grafik, çizelge; grafikle göstermek
🔤 Word type: noun / verb
🧠 Mantığı: Bilgileri görsel olarak göstermeye yarayan grafik veya çizelge.
🔗 Kalıplar:
• a bar chart → sütun grafik
• a pie chart → pasta grafik
💬 Example: The chart shows how students spend their free time.
💗 Word family: chart (v.)
Cheat
🇹🇷 Ana anlam: Kopya çekmek; hile yapmak
🔤 Word type: verb / noun
🧠 Mantığı: Bir kuralı veya dürüstlük ilkesini ihlal ederek avantaj elde etmek.
🔗 Kalıplar:
• cheat on a test/exam → sınavda kopya çekmek
• cheat someone → birini kandırarak haksız avantaj sağlamak
💬 Example: He was caught cheating on the exam.
💗 Word family: cheater (n.), cheating (n./adj.)
Cheerful
🇹🇷 Ana anlam: Neşeli, keyifli
🔤 Word type: adjective
🧠 Mantığı: Genellikle mutlu, pozitif ve enerjik bir ruh halinde olmak.
🔗 Kalıplar:
• cheerful person → neşeli insan
• cheerful mood → neşeli ruh hali
💬 Example: She’s always cheerful and friendly.
💗 Word family: cheer (n./v.), cheerfully (adv.), cheerfulness (n.)
Chemical
🇹🇷 Ana anlam: Kimyasal; kimyasalla ilgili
🔤 Word type: adjective / noun
🧠 Mantığı: Kimyayla ilgili olan veya belirli özellikleri olan bir madde.
🔗 Kalıplar:
• chemical reaction → kimyasal reaksiyon
• chemical substance → kimyasal madde
💬 Example: The experiment involves several chemical reactions.
💗 Word family: chemically (adv.), chemistry (n.)
Cheat
🇹🇷 Ana anlam: Göğüs; sandık
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Vücudun boyun ile karın arasındaki bölümü; ayrıca büyük bir saklama kutusu anlamına gelir.
🔗 Kalıplar:
• chest pain → göğüs ağrısı
• treasure chest → hazine sandığı
💬 Example: He felt a sharp pain in his chest.
💗 Word family: —
Chief
🇹🇷 Ana anlam: Baş, başkan; başlıca, en önemli
🔤 Word type: noun / adjective
🧠 Mantığı: İsim olarak bir grubun/kurumun lideri; adjective olarak en önemli veya temel olan şey.
🔗 Kalıplar:
• chief executive officer (CEO) → genel müdür / CEO
• chief reason → başlıca neden
💬 Example: The chief reason for the change was cost.
💗 Word family: chiefly (adv.)
Choice
🇹🇷 Ana anlam: Seçim; seçenek
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Birkaç seçenek arasından seçme eylemi veya seçilebilecek şeylerden biri.
🔗 Kalıplar:
• make a choice → seçim yapmak
• a choice between A and B → A ile B arasında seçim
💬 Example: You have to make a choice between the two options.
💗 Word family: choose (v.), choice (n.)
Choose
🇹🇷 Ana anlam: Seçmek, tercih etmek
🔤 Word type: verb
🧠 Mantığı: Birkaç seçenek arasından birini tercih etmek.
🔗 Kalıplar:
• choose between A and B → A ile B arasında seçim yapmak
• choose to do something → bir şeyi yapmayı seçmek
💬 Example: I chose to study at home instead of going out.
💗 Word family: choice (n.), chosen (past participle)
⭐ Extra: choose – chose – chosen → düzensiz fiil.
Circumstances
🇹🇷 Ana anlam: Koşul, şart, durum
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Bir olayın gerçekleştiği veya bir durumu etkileyen şartlar.
🔗 Kalıplar:
• under certain circumstances → belirli koşullar altında
• under no circumstances → hiçbir koşulda
💬 Example: Under these circumstances, we had no other choice.
💗 Word family: —
Cite
🇹🇷 Ana anlam: Kaynak göstermek, alıntı yapmak
🔤 Word type: verb
🧠 Mantığı: Özellikle akademik yazıda bir bilgiyi desteklemek için kaynağa referans vermek.
🔗 Kalıplar:
• cite a source → kaynak göstermek
• cite an example → örnek göstermek
💬 Example: You should cite your sources in your essay.
💗 Word family: citation (n.)
Citizen
🇹🇷 Ana anlam: Vatandaş
🔤 Word type: noun
🧠 Mantığı: Hukuken belirli bir ülkeye ait olan kişi.
🔗 Kalıplar:
• citizen of a country → bir ülkenin vatandaşı
• law-abiding citizen → yasalara uyan vatandaş
💬 Example: Every citizen has certain rights and responsibilities.
💗 Word family: citizenship (n.), civil (adj.)
Civil
🇹🇷 Ana anlam: Medeni; sivil; vatandaşlıkla ilgili
🔤 Word type: adjective
🧠 Mantığı: Bağlama göre toplum/vatandaşlıkla ilgili veya kibar ve resmi davranış anlamına gelir.
🔗 Kalıplar:
• civil rights → medeni/vatandaşlık hakları
• civil society → sivil toplum
💬 Example: Everyone should have equal civil rights.
💗 Word family: civility (n.), civilian (n./adj.)