the mandela effect detaylı

0.0(0)
Studied by 0 people
call kaiCall Kai
Locked
learnLearn
examPractice Test
spaced repetitionSpaced Repetition
heart puzzleMatch
flashcardsFlashcards
GameKnowt Play
Card Sorting

1/28

encourage image

There's no tags or description

Looks like no tags are added yet.

Last updated 7:28 PM on 7/17/26
Name
Mastery
Learn
Test
Matching
Spaced
Call with Kai
Chat

No analytics yet

Send a link to your students to track their progress

29 Terms

1
New cards

reliable (adj)

güvenilir, sağlam - Her zaman aynı iyi sonucu veren, yanıltmayan ve itimat edilebilen şeyleri veya kişileri anlatır. - We need a reliable car that won't break down on long trips.

2
New cards

peculiar (adj)

tuhaf, garip, kendine özgü - Alışılagelmişin dışında olan, garip gelen veya sadece belli bir kişiye/yere özgü olan durumları tanımlar. - The meat had a peculiar taste, so I decided not to eat it.

3
New cards

as well as (conj)

yanı sıra, birlikte, hem de - Bir şeye ek olarak başka bir şeyin de dahil olduğunu anlatmak için "ve" anlamında kullanılır. - She speaks French as well as English and Spanish.

4
New cards

fallibility (n)

yanılabilirlik, hata yapabilme potansiyeli - İnsanların veya sistemlerin mükemmel olmadığını, hata yapmaya açık olduğunu ifade eder. - The experiment demonstrated the fallibility of human memory.

5
New cards

deceive (v)

aldatmak, kandırmak, yanıltmak - Gerçeği gizleyerek veya yalan söyleyerek birini bilerek yanlış bir şeye inandırmaktır. - It is dishonest to deceive people just to make a profit.

6
New cards

misremember (v)

yanlış hatırlamak - Bir olayı veya bilgiyi zihinde tam olarak doğrusuyla değil, hatalı bir şekilde anımsamayı anlatır. - I think you misremember the date; the meeting is next Tuesday, not today.

7
New cards

coined (v - past/passive)

(yeni bir kelime/terim) uydurmak, literatüre kazandırmak - Bir kavramı açıklamak için ilk kez yeni bir sözcük üretmeyi ifade eder. - The term "cyberpunk" was coined by a science fiction writer in the 1980s.

8
New cards

abundance (n)

bolluk, bereket, çokluk - Bir şeyin ihtiyaç duyulandan çok daha fazla miktarda, bolca bulunması durumudur. - The region is famous for its abundance of natural resources.

9
New cards

regard (v/n)

saymak, düşünmek, saygı - Bir şeye belirli bir gözle bakmak, onu o şekilde değerlendirmek veya saygı duymaktır. - Environmentalists regard this new law as a major victory.

10
New cards

chain (n/v)

zincir, dükkanlar zinciri - Hem metal halkalardan oluşan fiziksel bağları hem de birbirine bağlı olaylar veya mağazalar serisini anlatır. - Fast-food chains have branches all over the world.

11
New cards

assume (v)

varsaymak, farz etmek - Kesin bir kanıtı olmadan, bir şeyin doğru veya gerçek olduğunu düşünmektir. - People often assume that expensive products are always better.

12
New cards

assumption (n)

varsayım, ön kabul - Bir şeyin kanıtlanmadan doğru sayılması durumu veya bu şekilde kabul edilen fikirdir. - Your argument is based on a false assumption.

13
New cards

substantial (adj)

önemli derecede, büyük ölçüde - Miktar, değer veya önem bakımından oldukça büyük, göz ardı edilemeyecek düzeydeki durumları anlatır. - The company made a substantial profit in the first quarter.

14
New cards

intend (v)

niyet etmek, amaçlamak - Bir şeyi yapmayı önceden planlamak, kafaya koymak veya hedeflemektir. - I intend to finish my university degree before looking for a job.

15
New cards

dimension (n)

boyut, ölçü, kapsam - Bir nesnenin en, boy, yükseklik gibi fiziksel ölçülerini veya bir konunun farklı bir yönünü/açısını ifade eder. - We need to look at every dimension of the problem to solve it.

16
New cards

assure (v)

güvence vermek, temin etmek, içini rahatlatmak - Birinin şüphelerini gidermek için ona kesin bir dille söz vermek, garanti etmektir. - The doctor tried to assure the worried family that the operation was safe.

17
New cards

yield (v/n)

ürün vermek, kazanç sağlamak, boyun eğmek - Bir çalışmanın, toprağın veya yatırımın neticesinde bir sonuç, ürün veya kazanç ortaya çıkarmaktır. - These new agricultural methods yield much better crops.

18
New cards

advocate (v/n)

savunmak, desteklemek, savunucu - Bir fikri, politikayı veya insan haklarını toplum önünde açıkça desteklemek ve arkasında durmaktır. - Many organizations advocate for the protection of wild animals.

19
New cards

distort (v)

çarpıtmak, biçimini bozmak - Gerçekleri, bir görüntüyü veya sesi doğal ve doğru halinden çıkarıp yanlış/çirkin hale getirmektir. - Newspapers should not distort the facts just to get more clicks.

20
New cards

otherwise (adv)

aksi takdirde, yoksa - Belirtilen durum yapılmadığı veya gerçekleşmediği takdirde ne olacağını bağlarken kullanılır. - You must study hard; otherwise, you will fail the exam.

21
New cards

deliberate (adj)

kasıtlı, bilerek yapılan - Şans eseri veya kazayla değil, tamamen planlanarak ve istenerek yapılan eylemleri tanımlar. - It was a deliberate insult designed to make him angry.

22
New cards

revolve (v)

dönmek, etrafında dönmek - Bir nesnenin başka bir merkezin etrafında dairesel hareket yapmasını veya bir konunun sürekli bir şeye dayanmasını anlatır. - The planets revolve around the sun in fixed orbits.

23
New cards

alter (v)

değiştirmek, tadilat yapmak - Bir şeyin özünü tamamen yok etmeden, üzerinde küçük değişiklikler veya düzeltmeler yapmaktır. - Moving to a new country can completely alter your perspective on life.

24
New cards

ever (adv)

hiç, herhangi bir zamanda - Genellikle soru, olumsuz veya karşılaştırma cümlelerinde "şimdiye kadar" anlamında kullanılır. - This is the best book I have ever read.

25
New cards

well-being (n)

refah, sağlık, esenlik - Bir kişinin hem fiziksel hem de zihinsel olarak huzurlu, mutlu ve sağlıklı olma durumudur. - Exercise is essential for your physical and mental well-being.

26
New cards

mislead (v)

yanıltmak, yanlış yönlendirmek - Birine eksik veya yanlış bilgi vererek durumu yanlış anlamasını sağlamaktır. - The advertisement was designed to mislead customers about the real price.

27
New cards

whereas (conj)

oysa, -e tezat olarak, iken - İki farklı durum, kişi veya fikri birbiriyle karşılaştırıp aradaki zıtlığı vurgulamak için kullanılır. - She loves cold weather, whereas her brother prefers hot summers.

28
New cards

relating (adj/participle)

ilgili, -e dair - Bir konuyla, durumla veya kişiyle bağlantılı ya da ilişkili olma durumunu anlatır. - The police are looking for documents relating to the crime.

29
New cards

receive (v)

almak, kabul etmek - Kendisine gönderilen veya verilen bir mektubu, parayı, hediyeyi ya da bilgiyi teslim almaktır. - Did you receive the email I sent you yesterday morning?