1/110
Vocabulary list with definitions from Outlander Season 1, Episode 1 notes.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai | Chat |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress
Spine
Omurga
Piper
Gaydaci
Stuck
Batmış, saplanmış, sıkışmış
Needle
İğne
Chap
Adam, herif, dostum
Unfaithful
Sadakatsiz, vefasız
Obstacles
Engeller
Observe
Gözlemlemek
Coven of devil worshippers
Şeytana tapanlar topluluğu / ayini
Race
Irk / Yarışmak
Aware
Farkında olmak, bilincinde olmak
Prickled
Tüyleri diken diken olmak, ürpermek
Voyeur
Röntgenci, dikizci, gizli izleyici
Considering
Dikkate alarak, göz önünde bulundurarak
Appointment
Randevu, atama
Lulled
Sakinleştirilip uyutulmak
Serene
Huzurlu, sakin, dingin
Weightlessness
Yerçekimsizlik, hafiflik hissi
Sickening
Mide bulandırıcı, iğrenç
Woefully
Acı bir şekilde, kederle, yetersizce
Confronted
Karşı karşıya kaldı, yüzleşti
Grope for the logical
Mantıklı bir açıklama aramaya çalışmak
Stumbled
Denk geldi, tesadüfen karşılaştı / Tökezledi
Erstwhile
Eski, geçmişteki, bir dönemki
Reeked of odors
Kötü kokular saçıyordu, pis kokuyordu
Conjure
Zihinde canlandırmak, büyüyle çağırmak
Intended to ransom
Fidyeye karşılık serbest bırakma amacıyla
Loath words
İğrenç/kötü sözler
Chief concern
En büyük endişe, başlıca kaygı
Wisest course of action
En akıllıca hareket tarzı, en mantıklı yol
Stand aside
Kenara çekilmek, yol vermek
Slay
Öldürmek, katletmek
Visible
Görünür, gözle görülür
Shivering
Titreme, ürperme
Reckon
Tahmin etmek, sanmak, hesap etmek
Misusing
Yanlış kullanma, suistimal etme
Bruising
Morarma, ezilme / Morartmak
Germs
Mikroplar, bakteriler
Encountered
Karşılaştı, yüz yüze geldi
Loaded pistol
Dolu tabanca
Assaulted
Saldırıya uğradı / Saldırdı
Redcoat
İngiliz askeri, kızıl ceketli
Witness
Şahit, tanık / Şahit olmak, tanıklık etmek
Distinctly
Belirgin bir şekilde, açıkça
Prefer
Tercih etmek
Outlander
Yabancı, dışarıdan gelen
Wee bit of
Birazcık, azıcık
Contradictory
Çelişkili, tezat oluşturan
Leaf
Yaprak
Indicates
Göstermek, işaret etmek, belirtmek
Journey
Yolculuk
Odd
Garip, tuhaf, tek sayı
Pattern
Desen, örüntü, şablon
Interrupted
Kesintiye uğramış, bölünmüş
Divide
Bölmek
Forked
Çatallı, ikiye ayrılan
Prominent
Önemli, öne çıkan, göze çarpan
Closure
Kapanış, sonlanma, iç huzur
Superiors
Üstler, amirler
Exert
Uygulamak, (güç vb.) sarf etmek
Circumstances
Durumlar, koşullar, şartlar
Permanent
Kalıcı, sürekli
Astonished
Şaşırmış, hayrete düşmüş / Şaşırtmak
Superstition
Batıl inanç
Nominal
Sembolik, çok küçük (miktar)
Prophecy
Kehanet
Cherish
Değer vermek, şefkatle büyütmek
Lit up
Aydınlanmış, işık saçan
Sleeve
Kıyafet kolu
Vanished
Ortadan kayboldu
Highlands
Kuzey İskoçya Dağlık Bölgesi
Patrol
Devriye, devriye gezmek
Lying in wait
Pusuda beklemek
Rebels
İsyancılar
Ambush
Pusu, pusu kurmak
Brigand
Haydut, yol kesici
Formative years
Gelişim çağı, karakterin şekillendiği yıllar
Dust
Toz
Ruins
Harabeler, kalıntılar
Traipsing through
Gezip tozmak, amaçsızca/keyifle dolaşmak
Excavation
Kazı çalışması, arkeolojik kazı
Latrines
Tuvalet (özellikle askeri kamp tuvaleti)
Thought
Düşünce / Düşünmek (Past form)
Genealogy
Soybilim, şecere
Botany
Botanik, bitki bilimi
Keen
Hevesli, düşkün, keskin
Purposes
Amaçlar, gayeler
Gather
Toplamak, bir araya getirmek
Ancestral
Atalardan kalma, ata yadigarı
Laird
Lord, toprak ağası
Ability
Yetenek, beceri
Recent
Yakın zamanda olan, yeni
Covert
Gizli, örtülü
Evidence
Kanıt, delil
Sphere
Alan, küre, etki çevresi
Lack
Eksiklik / Yoksun olmak
Ventilation
Havalandırma
Province
Bölge, vilayet, eyalet
Hermit
Keşiş, münzevi, yalnız yaşayan kimse
Pairs
Çiftler