1/191
Looks like no tags are added yet.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai | Chat |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress
cause a public outcry
toplumsal infial/tepki yaratmak
chant slogans
slogan atmak
clashes with the police
polisle çatışmalar
clear majority
ezici/net çoğunluk
demonstration
gösteri, protesto
environmentalist
çevreci, ekolog
grant
hibe, burs, devlet yardımı
lawmaker
yasa koyucu, milletvekili
lobby for change
değişim için lobi yapmak/baskı kurmak
online petition
çevrim içi imza kampanyası/petişyon
protestor
protestocu, gösterici
push for development
gelişme/kalkınma için baskı yapmak
put pressure on the government
hükümete baskı yapmak
rally against gun violence
silahlı şiddete karşı miting/toplantı
shooting
silahlı saldırı, çatışma
social issues
sosyal/toplumsal sorunlar
stage a protest
protesto düzenlemek
take to the streets
sokağa dökülmek
troublemaker
sorun çıkaran kimse, bozguncu
tuition fee
okul harcı, öğrenim ücreti
wave placards
pankart sallamak
aim to do sth
bir şey yapmayı hedeflemek/amaçlamak
contradictory
çelişkili, tezat
defence
savunma
discriminate
ayrımcılık yapmak
discrimination
ayrımcılık
discriminatory
ayrımcı
domestic violence
aile içi şiddet
enforce
yürürlüğe koymak, uygulamak, zorlamak
enforceable
uygulanabilir, icra edilebilir
enforcement
uygulama, yürürlüğe koyma
equal
eşit, adil
equalise
eşitlemek, dengelemek
equality
eşitlik
expand
genişletmek, büyütmek
expansion
genişleme, büyüme
expansive
geniş, kapsamlı
exploit
sömürmek, istismar etmek
exploitation
sömürü, istismar
exploitative
sömürücü, istismarcı
gender equality
cinsiyet eşitliği
hate crime
nefret suçu
inequality
eşitsizlik
institution
kurum, kuruluş
institutional
kurumsal
institutional racism
kurumsal ırkçılık
institutionalise
kurumsallaştırmak, resmileştirmek
justifiable
haklı çıkarılabilir, makul
justification
gerekçe, haklı sebep
justified
haklı, gerekçeli
justify
haklı çıkarmak, gerekçe göstermek
juvenile
genç, çocuk, reşit olmayan
juvenile delinquency
suçlu çocuklar/gençlik suçluluğu
modern slavery
modern kölelik
on average
ortalama olarak
oppress
baskı kurmak, ezmek, zulmetmek
oppression
baskı, zulüm, tahakküm
oppressive
baskıcı, zalimce
organised crime
organize suç
persecute
zulmetmek, eziyet etmek
persecution
zulüm, eziyet
petty crime
küçük/önemsiz suç
rebel
isyan etmek, asi
rebellion
isyan, başkaldırı
rebellious
asi, başkaldıran
receive a sentence
ceza/hüküm giymek
relative poverty
göreli yoksulluk
reliance
güven, bel bağlama
suspicion
şüphe
victim
kurban, mağdur
victimise
mağdur etmek, eziyet etmek
victimised
mağdur edilmiş, haksızlığa uğramış
approach
yaklaşmak, ele almak
as a whole
bir bütün olarak, genel olarak
at the end
sonunda, bitiminde
avoid
kaçınmak, sakınmak
be accepting of others
başkalarını kabullenici olmak
beloved
sevgili, çok sevilen
cultural awareness
kültürel farkındalık
depict
betimlemek, tasvir etmek
dramatic improvement
büyük/dramatik gelişme
evade
kaçınmak, atlatmak
feature
öne çıkarmak, yer vermek
grow independent
bağımsızlaşmak, özgürleşmek
harm
zarar, kötülük
in the end
sonunda, nihayetinde
insight
içgörü, kavrayış
notorious
kötü şöhretli, adı çıkmış
put sb's life in danger
birinin hayatını tehlikeye atmak
raise
yükseltmek, kaldırmak, büyütmek
rise
yükselmek, artmak
shift
değişim, kayma, vardiya
short-lived
kısa ömürlü, geçici
test blood for glucose
kanda şeker/glikoz ölçmek
abuse
suistimal etmek, şiddet/istismar
all-expenses-paid trip
her şeyi dahil gezi/tatil
anthem
marş (ulusal vb.)
anti-bullying charity
zorbalık karşıtı yardım kuruluşu
anxiety
endişe, kaygı
blow over
unutulmak, yatışmak, geçip gitmek