1/106
Looks like no tags are added yet.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai | Chat |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress
pekişmek
to become stronger (Daha güçlü veya sağlam hâle gelmek) "Dostluğumuz yıllar içinde pekişti."
ekip
team (Aynı amaç için birlikte çalışan insan grubu) "Projeyi deneyimli bir ekip geliştirdi."
sunmak
to present; to offer (Bir şeyi başkasına vermek veya tanıtmak) "Öğretmen projeyi sınıfa sundu."
karanlık
darkness; dark (Işığın az olduğu veya hiç olmadığı durum) "Karanlık sokakta yürümek istemedim."
saldırıya uğramak
to be attacked (Bir saldırıya maruz kalmak) "Köy gece saldırıya uğradı."
kurye
courier (Paket veya belge taşıyan kişi) "Kurye siparişimi yarım saatte getirdi."
ertelemek
to postpone; to delay (Bir işi daha sonraki bir zamana bırakmak) "Toplantıyı yarına erteledik."
pekişmek
to become stronger; to be reinforced (Bir ilişkinin, düşüncenin veya durumun daha güçlü hâle gelmesi) "Dostluğumuz yıllar içinde pekişti."
ekip
team (Aynı amaç için birlikte çalışan insan grubu) "Projeyi deneyimli bir ekip geliştirdi."
sunmak
to present; to offer (Bir şeyi başkasına göstermek, tanıtmak veya vermek) "Öğretmen projeyi sınıfa sundu."
karanlık
darkness; dark (Işığın az olduğu veya hiç olmadığı durum) "Karanlık sokakta yürümek istemedim."
saldırıya uğramak
to be attacked (Bir saldırıya maruz kalmak) "Köy gece saldırıya uğradı."
kurye
courier; delivery person (Paket veya belge taşıyan kişi) "Kurye siparişimi yarım saatte getirdi."
ertelemek
to postpone; to delay (Bir işi daha sonraki bir zamana bırakmak) "Toplantıyı yarına erteledik."
dertleşmek
to confide in someone; to have a heart-to-heart (Birisiyle dertlerini paylaşarak konuşmak) "Akşam arkadaşımla uzun uzun dertleştik."
ısınmak
to warm up; to get warm (Soğukken sıcak hâle gelmek veya bir ortama alışmak) "Kışın ev geç ısınıyor."
dağınık
messy; untidy (Düzeni olmayan, toplu olmayan) "Odam çok dağınık olduğu için kitaplarımı bulamadım."
vurgulanmak
to be emphasized (Bir konunun önemli olduğunun özellikle belirtilmesi) "Toplantıda ekip çalışmasının önemi vurgulandı."
uğramak
to stop by; to visit briefly; to experience (Bir yere kısa süreli gitmek veya bir duruma maruz kalmak) "İşten sonra sana uğrayacağım."
yargı
judgment; opinion; verdict (Bir kişi veya olay hakkında verilen karar veya düşünce) "İnsanları önyargıyla yargılamamalıyız."
yürek
heart; courage (Kalp veya cesaret anlamında kullanılan kelime) "Onun çok temiz bir yüreği var."
önlemler almak
to take precautions (Bir sorunu önlemek için gerekli tedbirleri almak) "Kazaları önlemek için gerekli önlemler alındı."
yönergeler
instructions; guidelines (Bir işin nasıl yapılacağını açıklayan kurallar) "Sınav başlamadan önce yönergeleri dikkatlice okuyun."
kriter
criterion; standard (Bir değerlendirme ölçütü) "Başvuru kriterlerini karşılayan adaylar mülakata çağrıldı."
yitirmek
to lose (Bir şeyi veya birini kaybetmek) "Savaşta birçok insan hayatını yitirdi."
bencilik
selfishness (Sadece kendi çıkarını düşünme durumu) "Bencilik dostluklara zarar verir."
gözyaşı
tear (from the eye) (Ağlarken gözden gelen sıvı) "Haberi duyunca gözyaşlarını tutamadı."
vadetmek
to promise (Bir şeyi yapacağına söz vermek) "Bana bir daha geç kalmayacağına söz verdi."
gevezelik etmek
to chatter; to gossip (Gereğinden fazla konuşmak) "Ders sırasında gevezelik ettiği için öğretmen onu uyardı."
deminden beri
for a little while now; since a short while ago (Kısa bir süre önce başlayıp hâlâ devam eden zamanı belirtmek) "Deminden beri seni bekliyorum."
izah etmek
to explain (Bir konuyu ayrıntılı bir şekilde açıklamak) "Öğretmen konuyu tekrar izah etti."