Kelime Listesi .3

0.0(0)
Studied by 0 people
call kaiCall Kai
Locked
learnLearn
examPractice Test
spaced repetitionSpaced Repetition
heart puzzleMatch
flashcardsFlashcards
GameKnowt Play
Card Sorting

1/106

encourage image

There's no tags or description

Looks like no tags are added yet.

Last updated 4:58 PM on 7/28/26
Name
Mastery
Learn
Test
Matching
Spaced
Call with Kai
Chat

No analytics yet

Send a link to your students to track their progress

107 Terms

1
New cards

pekişmek

to become stronger (Daha güçlü veya sağlam hâle gelmek) "Dostluğumuz yıllar içinde pekişti."

2
New cards

ekip

team (Aynı amaç için birlikte çalışan insan grubu) "Projeyi deneyimli bir ekip geliştirdi."

3
New cards

sunmak

to present; to offer (Bir şeyi başkasına vermek veya tanıtmak) "Öğretmen projeyi sınıfa sundu."

4
New cards

karanlık

darkness; dark (Işığın az olduğu veya hiç olmadığı durum) "Karanlık sokakta yürümek istemedim."

5
New cards

saldırıya uğramak

to be attacked (Bir saldırıya maruz kalmak) "Köy gece saldırıya uğradı."

6
New cards

kurye

courier (Paket veya belge taşıyan kişi) "Kurye siparişimi yarım saatte getirdi."

7
New cards

ertelemek

to postpone; to delay (Bir işi daha sonraki bir zamana bırakmak) "Toplantıyı yarına erteledik."

8
New cards

pekişmek

to become stronger; to be reinforced (Bir ilişkinin, düşüncenin veya durumun daha güçlü hâle gelmesi) "Dostluğumuz yıllar içinde pekişti."

9
New cards

ekip

team (Aynı amaç için birlikte çalışan insan grubu) "Projeyi deneyimli bir ekip geliştirdi."

10
New cards

sunmak

to present; to offer (Bir şeyi başkasına göstermek, tanıtmak veya vermek) "Öğretmen projeyi sınıfa sundu."

11
New cards

karanlık

darkness; dark (Işığın az olduğu veya hiç olmadığı durum) "Karanlık sokakta yürümek istemedim."

12
New cards

saldırıya uğramak

to be attacked (Bir saldırıya maruz kalmak) "Köy gece saldırıya uğradı."

13
New cards

kurye

courier; delivery person (Paket veya belge taşıyan kişi) "Kurye siparişimi yarım saatte getirdi."

14
New cards

ertelemek

to postpone; to delay (Bir işi daha sonraki bir zamana bırakmak) "Toplantıyı yarına erteledik."

15
New cards

dertleşmek

to confide in someone; to have a heart-to-heart (Birisiyle dertlerini paylaşarak konuşmak) "Akşam arkadaşımla uzun uzun dertleştik."

16
New cards

ısınmak

to warm up; to get warm (Soğukken sıcak hâle gelmek veya bir ortama alışmak) "Kışın ev geç ısınıyor."

17
New cards

dağınık

messy; untidy (Düzeni olmayan, toplu olmayan) "Odam çok dağınık olduğu için kitaplarımı bulamadım."

18
New cards

vurgulanmak

to be emphasized (Bir konunun önemli olduğunun özellikle belirtilmesi) "Toplantıda ekip çalışmasının önemi vurgulandı."

19
New cards

uğramak

to stop by; to visit briefly; to experience (Bir yere kısa süreli gitmek veya bir duruma maruz kalmak) "İşten sonra sana uğrayacağım."

20
New cards

yargı

judgment; opinion; verdict (Bir kişi veya olay hakkında verilen karar veya düşünce) "İnsanları önyargıyla yargılamamalıyız."

21
New cards

yürek

heart; courage (Kalp veya cesaret anlamında kullanılan kelime) "Onun çok temiz bir yüreği var."

22
New cards

önlemler almak

to take precautions (Bir sorunu önlemek için gerekli tedbirleri almak) "Kazaları önlemek için gerekli önlemler alındı."

23
New cards

yönergeler

instructions; guidelines (Bir işin nasıl yapılacağını açıklayan kurallar) "Sınav başlamadan önce yönergeleri dikkatlice okuyun."

24
New cards

kriter

criterion; standard (Bir değerlendirme ölçütü) "Başvuru kriterlerini karşılayan adaylar mülakata çağrıldı."

25
New cards

yitirmek

to lose (Bir şeyi veya birini kaybetmek) "Savaşta birçok insan hayatını yitirdi."

26
New cards

bencilik

selfishness (Sadece kendi çıkarını düşünme durumu) "Bencilik dostluklara zarar verir."

27
New cards

gözyaşı

tear (from the eye) (Ağlarken gözden gelen sıvı) "Haberi duyunca gözyaşlarını tutamadı."

28
New cards

vadetmek

to promise (Bir şeyi yapacağına söz vermek) "Bana bir daha geç kalmayacağına söz verdi."

29
New cards

gevezelik etmek

to chatter; to gossip (Gereğinden fazla konuşmak) "Ders sırasında gevezelik ettiği için öğretmen onu uyardı."

30
New cards

deminden beri

for a little while now; since a short while ago (Kısa bir süre önce başlayıp hâlâ devam eden zamanı belirtmek) "Deminden beri seni bekliyorum."

31
New cards

izah etmek

to explain (Bir konuyu ayrıntılı bir şekilde açıklamak) "Öğretmen konuyu tekrar izah etti."

32
New cards
komutan
commander (Askerî birliği yöneten kişi) "Komutan, askerlere ilerlemeleri için emir verdi."
33
New cards
başın dertliymiş
I heard you’re in trouble (Birinin sorun yaşadığını duyduğumuzu belirtir) "Başın dertliymiş, sana yardım edebilir miyim?"
34
New cards
şövalye
knight (Orta Çağ’da yaşayan zırhlı savaşçı) "Şövalye, kralı korumak için savaştı."
35
New cards
kılıç
sword (Uzun ve keskin bir savaş silahı) "Şövalye kılıcını kınından çıkardı."
36
New cards
savurmak
to swing; to fling (Bir şeyi güçlü ve hızlı bir şekilde hareket ettirmek) "Savaşçı kılıcını hızla savurdu."
37
New cards
fena
bad; terrible (Kötü, şiddetli veya hoş olmayan) "Dün gece fena bir baş ağrım vardı."
38
New cards
gerçi
although; though (Karşıt veya sınırlayıcı bir bilgi verir) "Gerçi yorgundum ama yine de dışarı çıktım."
39
New cards
övünmek
to boast; to be proud of (Bir başarısından gururla söz etmek) "Başarılarıyla sürekli övünüyor."
40
New cards
mütevazı
humble; modest (Kendisini başkalarından üstün görmeyen, gösterişsiz) "Çok başarılı olmasına rağmen mütevazı biridir."
41
New cards
yere serdi
knocked down (Birini düşürdü veya etkisiz hâle getirdi; mastarı yere sermek) "Boksör, rakibini tek yumrukla yere serdi."
42
New cards
önemsemek
to care about; to consider important (Bir şeye değer veya önem vermek) "Başkalarının söylediklerini fazla önemsememelisin."
43
New cards
yürütmek
to manage; to carry out (Bir işi yönetmek, uygulamak veya devam ettirmek) "Ekip, projeyi başarılı bir şekilde yürütüyor."
44
New cards
kapsamak
to include; to cover (Bir şeyi içine almak veya içermek) "Bu sınav bütün konuları kapsıyor."
45
New cards
elleşmek
to touch; to fool around (Birine dokunmak veya fiziksel olarak şakalaşmak) "Çocuklar oyun oynarken birbirleriyle elleştiler."
46
New cards
sıcakkanlı
warm; friendly (Samimi, cana yakın ve kolay iletişim kuran) "Yeni öğretmenimiz çok sıcakkanlı biri."
47
New cards
yavru
baby animal; cub (Bir hayvanın küçük ve genç hâli) "Kedinin üç yavrusu vardı."
48
New cards
sevimli
cute; adorable (Hoş görünüşü veya davranışlarıyla sevgi uyandıran) "Bu yavru köpek çok sevimli."
49
New cards
taraftarlar
fans; supporters (Bir takımı, kişiyi veya düşünceyi destekleyen insanlar) "Taraftarlar takımlarını coşkuyla destekledi."
50
New cards
tepki
reaction (Bir olay veya davranış karşısında gösterilen duygu ya da davranış) "Bu karar halktan büyük tepki aldı."
51
New cards
andırmak
to resemble; to remind of (Birine benzemek veya bir şeyi hatırlatmak) "Bu çocuk babasını andırıyor."
52
New cards
gün aşırı
every other day (Bir gün arayla, iki günde bir) "Bu ilacı gün aşırı kullanmalısın."
53
New cards
bitkin
exhausted; worn out (Çok yorulmuş ve gücü kalmamış) "Uzun yolculuktan sonra çok bitkindim."
54
New cards
seçkin
distinguished; prominent; elite (Saygın ve üstün nitelikli) "Toplantıya seçkin bilim insanları katıldı."
55
New cards
sen takılma
don’t worry about it (Bir konuyu düşünmemesini veya önemsememesini söylemek için kullanılır) "Sen bu konuya takılma, ben hallederim."
56
New cards
sabahın köründe
at the crack of dawn (Sabah çok erken bir saatte) "Beni sabahın köründe telefonla uyandırdı."
57
New cards
delirmek
to go crazy; to lose one’s mind (Aklını kaybetmek veya mecazen çok öfkelenmek) "Bütün dosyalar silinince neredeyse delirdim."
58
New cards
konukseverlik
hospitality (Misafirlere karşı nazik, ilgili ve cömert davranma) "Türk kültürü konukseverliğiyle tanınır."
59
New cards
oyalamak
to distract; to keep occupied; to stall (Birini başka bir şeyle meşgul etmek veya geciktirmek) "Beni gereksiz konuşmalarla oyalama."
60
New cards
eser
work; piece of work (Sanat, edebiyat veya bilim alanında ortaya konulan ürün) "Bu roman, yazarın en önemli eseridir."
61
New cards
heves
enthusiasm; desire (Bir şeyi yapmaya karşı duyulan güçlü istek) "Yeni bir dil öğrenme hevesim var."
62
New cards
üşümek
to feel cold (Soğuktan rahatsızlık hissetmek) "Montunu giy, yoksa üşürsün."
63
New cards
sarınmak
to wrap oneself in (Bir şeyi vücudunun etrafına sarmak) "Soğuk olduğu için battaniyeye sarındı."
64
New cards
yorgan
quilt; duvet (Uyurken örtünmek için kullanılan kalın örtü) "Gece kalın bir yorganla uyudum."
65
New cards
uygarlık
civilization (Gelişmiş toplum ve medeniyet) "Maya uygarlığı hakkında bir belgesel izledim."
66
New cards
ithaf etmek
to dedicate (Bir eseri bir kişinin adına sunmak) "Yazar, kitabını annesine ithaf etti."
67
New cards
eşzamanlı
simultaneous; synchronous (Aynı zamanda gerçekleşen) "İki işlem eşzamanlı olarak gerçekleştirildi."
68
New cards
denetleyici
controller; supervisor (Bir sistemi veya işlemi kontrol eden kişi ya da araç) "Denetleyici, sistemdeki işlemleri kontrol eder."
69
New cards
erişim
access (Bir yere, bilgiye veya sisteme ulaşabilme) "Bu dosyaya erişim iznim yok."
70
New cards
sürücü
driver (Bilgisayarda donanımın çalışmasını sağlayan yazılım; ayrıca araç kullanan kişi) "Ekran kartı sürücüsünü güncellemem gerekiyor."
71
New cards
donanım
hardware; equipment (Bir cihazın fiziksel parçalarının tümü) "Bilgisayarın donanımı oldukça güçlü."
72
New cards
tarama
scanning; scan (Bir şeyi ayrıntılı biçimde inceleme veya dijital olarak tarama) "Bilgisayarda virüs taraması yaptım."
73
New cards
erimiş
melted; molten (Isı nedeniyle sıvı hâle gelmiş) "Güneşte erimiş dondurmayı yiyemedim."
74
New cards
yanılgı
misconception; mistaken belief (Yanlış düşünce veya yanlış inanış) "Başarının şansa bağlı olduğunu düşünmek bir yanılgıdır."
75
New cards
canavar
monster (Korkutucu ve hayalî yaratık) "Çocuk, masaldaki canavardan korktu."
76
New cards
dip
bottom (Bir şeyin en alt kısmı) "Denizin dibinde eski bir gemi bulundu."
77
New cards
yaramazlık
mischief; naughtiness (Kurallara aykırı, küçük ve rahatsız edici davranış) "Çocuklar sınıfta yaramazlık yaptılar."
78
New cards
bitkiler
plants (Toprakta veya suda yetişen canlılar) "Bitkiler büyümek için güneş ışığına ihtiyaç duyar."
79
New cards
konuk
guest (Misafir) "Bu akşam evimize önemli bir konuk gelecek."
80
New cards
olanak tanıyan
enabling; allowing (Bir şeyin yapılmasını mümkün kılan) "Bu uygulama, kullanıcıların dosya paylaşmasına olanak tanıyan özellikler içeriyor."
81
New cards
sergi
exhibition; display (Sanat eserlerinin veya ürünlerin insanlara gösterildiği etkinlik ya da yer) "Hafta sonu modern sanat sergisini gezdik."
82
New cards
elleşmek
to touch; to mess with (Bir şeye dokunmak veya onu kurcalamak) "Masamdaki eşyalara elleşme, lütfen."
83
New cards
cömert
generous (Elindekileri başkalarıyla paylaşmaktan çekinmeyen) "Cömert adam, ihtiyacı olan öğrencilere yardım etti."
84
New cards
bozdurmak
to exchange; to get changed (Parayı daha küçük paralara veya başka bir para birimine çevirmek) "Alışverişten önce yüz doları bozdurdum."
85
New cards
akustik
acoustic; acoustics (Sesin bir ortamda yayılmasıyla ilgili) "Bu salonun akustiği konserler için çok uygun."
86
New cards
kandırmak
to deceive; to trick (Birini gerçek olmayan bir şeye inandırmak) "Dolandırıcı, yaşlı adamı kolayca kandırdı."
87
New cards
antrenman
training; workout; practice (Bir spor dalında gelişmek için yapılan düzenli çalışma) "Futbol takımı her akşam antrenman yapıyor."
88
New cards
küflenmek
to become moldy (Üzerinde küf oluşmak) "Ekmek nemli ortamda kaldığı için küflenmiş."
89
New cards
solmak
to fade; to wilt (Rengini veya canlılığını kaybetmek) "Susuz kalan çiçekler birkaç gün içinde soldu."
90
New cards
şıklık
elegance; stylishness (Güzel, zarif ve özenli görünme durumu) "Salonun sade tasarımı mekâna ayrı bir şıklık kattı."
91
New cards
titremek
to tremble; to shake (Soğuk, korku veya heyecan nedeniyle istemsizce sallanmak) "Soğuktan ellerim titremeye başladı."
92
New cards
prensip
principle (Davranışları yönlendiren temel düşünce veya kural) "Dürüstlük, hayatımdaki en önemli prensiplerden biridir."
93
New cards
gündem
agenda; current topic (Konuşulan, tartışılan veya ele alınması planlanan konular) "Ekonomik gelişmeler toplantının ana gündemiydi."
94
New cards
yansıma
reflection (Işık, ses veya görüntünün bir yüzeyden geri dönmesi) "Güneşin sudaki yansıması çok güzeldi."
95
New cards
fısıltı
whisper (Çok alçak sesle söylenen söz veya çıkarılan hafif ses) "Koridordan belli belirsiz bir fısıltı duyuldu."
96
New cards
yaramaz
naughty; mischievous (Kurallara uymayan ve küçük sorunlar çıkaran) "Yaramaz çocuk duvarları boyamış."
97
New cards
tükenmek
to run out; to be exhausted (Tamamen bitmek veya gücünü kaybetmek) "Uzun yürüyüşün sonunda bütün enerjim tükendi."
98
New cards
pas
rust (Demirin üzerinde nem ve hava nedeniyle oluşan kahverengi tabaka) "Eski bisikletin zinciri pas içinde kalmıştı."
99
New cards
çile
suffering; ordeal; hardship (Uzun süre yaşanan büyük sıkıntı veya zorluk) "Yıllarca birçok çile çekmesine rağmen vazgeçmedi."
100
New cards
zavallı
poor; pitiful (Zor durumda olduğu için acıma hissi uyandıran) "Zavallı hayvan soğukta yiyecek arıyordu."