economics needs wants and scarcity detaylı

0.0(0)
Studied by 0 people
call kaiCall Kai
Locked
learnLearn
examPractice Test
spaced repetitionSpaced Repetition
heart puzzleMatch
flashcardsFlashcards
GameKnowt Play
Card Sorting

1/65

encourage image

There's no tags or description

Looks like no tags are added yet.

Last updated 10:32 PM on 7/21/26
Name
Mastery
Learn
Test
Matching
Spaced
Call with Kai
Chat

No analytics yet

Send a link to your students to track their progress

66 Terms

1
New cards

whether … or … (conj)

ister … ister … olsun - İki farklı ihtimal veya durum karşısında sonucun değişmeyeceğini anlatırken kullanılır. - Whether it rains or shines, we will start the match on time.

2
New cards

other than (prep/phrase)

-den başka, haricinde - Belirtilen şey veya kişi dışındaki seçenekleri ifade etmek için kullanılır. - I have no other choice than to accept their official proposal.

3
New cards

gap (n)

boşluk, fark, uçurum - İki nesne arasındaki fiziksel boşluğu ya da fikirler, nesiller/gelirler arasındaki farkı anlatır. - There is a wide gap between what he promised and what he actually did.

4
New cards

fewer (adj/pronoun)

daha az (sayılabilen) - Sayılabilen nesnelerin miktarının azaldığını karşılaştırarak ifade eder. - Fewer students failed the English exam this year compared to last year.

5
New cards

less (adj/adv)

daha az (sayılamayan) - Sayılamayan (soyut veya kütle) kavramların miktarının azaldığını anlatır. - You should spend less time on social media and focus on your studies.

6
New cards

satisfy (v)

tatmin etmek, karşılamak - Bir beklentiyi, ihtiyacı, arzuyu veya yasal şartı tam olarak yerine getirmektir. - The company aims to satisfy the growing needs of its global customers.

7
New cards

justify (v)

haklı çıkarmak, meşrulaştırmak - Yapılan bir eylemin veya kararın doğru ve mantıklı nedenlere dayandığını savunmaktır. - Nothing can justify treating other human beings with disrespect and cruelty.

8
New cards

valuable (adj)

değerli, kıymetli - Hem yüksek maddi değere sahip olan hem de bilgi/tecrübe yönünden önem taşıyan şeyleri tanımlar. - Her advice proved to be extremely valuable during the project.

9
New cards

commodity (n)

ticari mal, hammadde, eşya - Ticareti yapılan, alınıp satılan petrol, altın veya kahve gibi temel malları ifade eder. - Crude oil remains one of the most important commodities in the world economy.

10
New cards

distribute (v)

dağıtmak, paylaştırmak - Bir şeyi birden fazla kişiye, adrese veya bölgeye düzenli şekilde paylaştırmaktır. - Volunteers gathered to distribute food and water to the victims.

11
New cards

absolute (adj)

kesin, mutlak, tam - Hiçbir şüpheye, kısıtlamaya veya koşula bağlı olmayan tam durumları anlatır. - The leader held absolute authority over all state decisions.

12
New cards

emphasize (v)

vurgulamak, üzerinde durmak - Bir konunun önemine dikkat çekmek amacıyla onu özellikle belirtmek demektir. - Teachers always emphasize the importance of reading books regularly.

13
New cards

such (adj/det)

böylesi, bu tür, gibi - Belirtilen nitelikteki şeyleri işaret etmek veya örnek vermek için kullanılır. - I have never seen such a beautiful view in my entire life.

14
New cards

opportunity (n)

fırsat, imkan - Başarıya ulaşmak veya bir işi yapmak için ortaya çıkan elverişli durumdur. - Working abroad gives you a great opportunity to improve your language skills.

15
New cards

basis (n)

temel, dayanak, esas - Bir fikrin, sistemin, inancın veya ilişkinin kurulduğu ana zemini ifade eder. - Mutual trust forms the solid basis of a healthy friendship.

16
New cards

insight (n)

kavrayış, derin anlayış, içgörü - Bir durumun veya problemin iç yüzünü aniden ve net bir şekilde kavrama yeteneğidir. - The research provides valuable insight into consumer decision-making processes.

17
New cards

belong (v)

ait olmak, bir yere dait hissetmek - Bir eşyanın mülkiyetinin birine ait olması veya bir gruba dahil hissetmeyi anlatır. - This ancient book used to belong to my great-grandmother.

18
New cards

quest (n)

arayış, uzun macera - Zorlu ve uzun bir sürecin sonunda değerli bir şeyi bulma veya başarma çabasıdır. - The scientists are on a quest to find a cure for the disease.

19
New cards

acquire (v)

elde etmek, edinmek, kazanmak - Çaba göstererek, öğrenerek veya satın alarak bir bilgiye, yeteneğe ya da mülke sahip olmaktır. - Students acquire valuable skills through hands-on practical training.

20
New cards

neither (det/pronoun/conj)

ne o ne diğeri, ikisi de değil - İki seçenekten hiçbirinin geçerli veya doğru olmadığını belirtmek için kullanılır. - Neither of the two applicants had the necessary qualifications for the job.

21
New cards

urgency (n)

aciliyet, ivedilik - Bir durumun derhal ve vakit kaybetmeden müdahale gerektirmesi halidir. - The ambulance arrived with great urgency to help the injured driver.

22
New cards

lie (v/n)

yatmak, bulunmak / yalan söylemek - Düz bir zemine uzanmayı, bir konumda yer almayı veya yalan söylemeyi ifade eder. - The historic town lies at the foot of a high mountain range.

23
New cards

oversimplification (n)

aşırı basite indirgeme - Karmaşık bir konuyu tüm önemli detaylarını yok edecek kadar basit anlatma hatasıdır. - Calling the economic crisis a simple mistake is a huge oversimplification.

24
New cards

urge (v/n)

teşvik etmek, dürtü, güçlü istek - Birini bir şey yapmaya ısrarla sevk etmek veya içten gelen güçlü bir istek duymaktır. - Doctors urge people to drink plenty of water during hot summer days.

25
New cards

currently (adv)

şu anda, halihazırda - İçinde bulunulan zaman diliminde gerçekleşen eylemleri anlatmak için kullanılır. - The firm is currently working on a new software project.

26
New cards

confine (v)

sınırlandırmak, hhapsetmek - Birini veya bir şeyi belirli bir alan, konu veya sınır içinde tutmaktır. - Please confine your comments to the topic under discussion today.

27
New cards

gradually (adv)

kademeli olarak, yavaş yavaş - Bir sürecin aniden değil, zaman içinde adım adım gerçekleşmesini ifade eder. - The weather is gradually getting warmer as spring approaches.

28
New cards

exhibit (v/n)

sergilemek, sergi - Bir yeteneği, davranışı ya da müzedeki eserleri halka ve göz önüne çıkarmaktır. - The patient began to exhibit signs of rapid recovery after treatment.

29
New cards

quantities (n - plural)

miktarlar, çokluk - Bir maddenin, malın veya şeyin ölçülebilir sayısal büyüklüğüdür. - Large quantities of water are required to maintain the agricultural fields.

30
New cards

above (prep/adv)

üzerinde, yukarısında - Fiziksel veya hiyerarşik olarak daha yüksek bir konumda bulunmayı anlatır. - The bird spread its wings and flew high above the tall trees.

31
New cards

progress (n/v)

ilerleme, gelişme - Bir hedef doğrultusunda ileriye gitmek, daha iyi bir seviyeye ulaşmaktır. - She has made remarkable progress in her English studies this semester.

32
New cards

affluent (adj)

varlıklı, zengin, refah içinde - Yüksek miktarda paraya, mülke ve iyi yaşam standartlarına sahip olanları anlatır. - They moved to an affluent neighborhood on the outskirts of the city.

33
New cards

afford (v)

gücü yetmek, karşılayabilmek - Bir şeyi satın almak veya yapmak için yeterli paraya ya da zamana sahip olmaktır. - Many young couples cannot afford to buy a house in this region.

34
New cards

indispensable (adj)

vazgeçilmez, olmazsa olmaz - Bir sistemin veya hayatın devamı için şart olan, eksikliği kabul edilemeyen şeydir. (Doğru yazılışı: indispensable) - Computers have become an indispensable tool in modern education.

35
New cards

self-esteem (n)

özsaygı, kendine güven - Bir kişinin kendi değeri, yetenekleri ve karakteri hakkında hissettiği olumlu özgüvendir. - Achieving your personal goals can greatly boost your self-esteem.

36
New cards

hesitate (v)

tereddüt etmek, duraksamak - Kararsızlık, korku veya şüphe yüzünden bir eylemi yaparken duraklamaktır. - Do not hesitate to contact us if you need any further assistance.

37
New cards

exclusively (adv)

yalnızca, sadece, özel olarak - Başka hiçbir şeyi veya kimseyi dahil etmeden, tamamen belirli bir şeye özgü şekilde demektir. - This VIP lounge is designed exclusively for first-class passengers.

38
New cards

immediate (adj)

acil, anında, hemen olan - Hiç vakit kaybetmeden derhal gerçekleşen veya en yakın konumda olan durumları tanımlar. - The dangerous situation requires an immediate response from the authorities.

39
New cards

impose (v)

zorla kabul ettirmek, uygulamak - Kuralları, vergileri, cezaları veya kendi fikirlerini başkalarına zorla yüklemektir. - The government decided to impose new tax regulations on imported goods.

40
New cards

on the one hand (phrase)

bir yandan, bir taraftan - Bir konunun iki farklı yönünü karşılaştırırken ilk bakış açısını sunmak için kullanılır. - On the one hand, the job pays very well, but on the other hand, it is exhausting.

41
New cards

sensitive (adj)

hassas, duyarlı - Kolayca incinen, duygusal olan veya çevresel değişimlere çabuk tepki veren durumları açıklar. - Her skin is extremely sensitive to direct exposure to the sun.

42
New cards

stated (adj/v - past)

belirtilmiş, ifade edilmiş - Açıkça söylenmiş, yazıyla veya sözle resmi olarak bildirilmiş durumları tanımlar. - All pupils must follow the rules stated in the school handbook.

43
New cards

pursuit (n)

takip, peşinden koşma, arayış - Bir amaca, hayale veya hedefe (mutluluk, başarı vb.) ulaşmak için gösterilen sürekli çabadır. - He moved to the capital city in pursuit of better career opportunities.

44
New cards

pace (n/v)

adım, hız, tempoyu belirlemek - Bir eylemin, yürümenin veya gelişimin gerçekleşme hızı ve temposudur. - You need to slow down your reading pace to fully understand the story.

45
New cards

pronounce (v)

telaffuz etmek, ilan etmek - Kelimeleri sesli olarak doğru söylemek ya da resmi bir kararı duyurmaktır. - It can be difficult for beginners to pronounce certain foreign words correctly.

46
New cards

perpetually (adv)

daima, sürekli olarak - Hiç durmadan, sonsuza kadar ve kesintisiz devam eden eylemleri açıklar. - The region is perpetually covered in thick snow and ice throughout the year.

47
New cards

aspire (v)

arzulamak, imrenmek, hedeflemek - Yüksek bir mevkiye, büyük bir başarıya ulaşmayı tutkuyla arzulamaktır. - Many young football players aspire to play for the national team one day.

48
New cards

entail (v)

gerektirmek, zorunlu kılmak - Bir işin veya kararın doğal bir sonucu olarak bünyesinde barındırdığı zorunlulukları anlatır. - Starting your own business will entail long working hours and high risks.

49
New cards

invoke (v)

başvurmak, çağırmak, hukuka dayanmak - Bir kanuna, kurala, yardıma veya dini güce resmi olarak başvurmak/sığınmaktır. - The lawyer decided to invoke a rare constitutional right during the trial.

50
New cards

permanent (adj)

kalıcı, sürekli - Kısa süreli olmayan, uzun zaman ya da sonsuza kadar değişmeden devam eden durumları tanımlar. - Smoking can cause permanent damage to your lungs and heart.

51
New cards

except (prep/conj)

-den başka, haricinde - Belirtilen bir kişi, şey veya durum dışında tutulduğunda kullanılır. - Everyone passed the final examination except for two absent students.

52
New cards

expect (v)

ummak, beklemek - Bir olayın gerçekleşeceğini önceden tahmin etmek veya birinden belirli bir davranış beklemektir. - We expect the train to arrive at the station around three o'clock.

53
New cards

foundation (n)

vakıf, temel, kuruluş - Bir binanın beton tabanı, bir fikrin temeli veya yardım amaçlı kurulan kurumdur. - Honesty is the essential foundation of any successful business relationship.

54
New cards

either (det/pronoun/conj)

ya … ya da …, ikisinden biri - İki seçenekten birini seçerken ("either… or…") veya olumsuz paralelliklerde kullanılır. - You can choose either the blue shirt or the red one for the event.

55
New cards

require (v)

gerektirmek, ihtiyaç duymak - Bir işin tamamlanabilmesi veya yasal olarak geçerli olması için bir şeye ihtiyaç duymaktır. - The emergency surgery will require the presence of three specialists.

56
New cards

domain (n)

alan, uzmanlık alanı, hakimiyet - Bir kişinin uzman olduğu alanı, internet alan adını veya hüküm sürülen bölgeyi ifade eder. - Medical ethics is an important domain of professional philosophy.

57
New cards

attain (v)

ulaşmak, elde etmek, kazanmak - Büyük bir çaba ve çalışma sonucunda yüksek bir hedefe veya seviyeye ulaşmaktır. - She worked tirelessly for years to attain her current academic position.

58
New cards

receive (v)

almak, teslim almak - Kendisine gönderilen veya verilen bir şeyi teslim almayı anlatır. - Did you receive the confirmation email I sent you earlier today?

59
New cards

contemporary (adj/n)

çağdaş, günümüzdeki - İçinde bulunulan döneme ait olan, modern çağa uygun nesneleri veya kişileri açıklar. - The art museum features a large collection of contemporary paintings.

60
New cards

facility (n)

tesis, imkan, kolaylık - Belirli bir amaca hizmet etmek için inşa edilmiş yapı, bina veya sunulan imkandır. - The new sports facility includes a swimming pool and a gym.

61
New cards

affordable (adj)

bütçeye uygun, hesaplı - Fiyatı çok yüksek olmayan, ortalama bir bütçeyle rahatça satın alınabilen şeydir. - The company aims to build affordable housing for young families.

62
New cards

subsistence (n)

geçim, hayatta kalma - Lüks olmadan, sadece temel yaşamsal ihtiyaçları (yiyecek, barınma) karşılayabilme durumudur. - Many rural farmers rely on subsistence agriculture to feed their families.

63
New cards

enable (v)

imkan vermek, olanak sağlamak - Birine bir şeyi yapabilmesi için gerekli aracı, yetkiyi veya fırsatı sunmaktır. - The new subway line will enable people to travel across the city faster.

64
New cards

relative (adj/n)

göreceli, akraba - Başka bir şeyle karşılaştırıldığında değişen durumları (göreceli) veya akrabayı ifade eder. - The beauty of a painting is always relative to the viewer's taste.

65
New cards

align (v)

hizalamak, aynı çizgiye getirmek - Parçaları düz bir çizgiye getirmek veya fikirleri/hedefleri birbiriyle uyumlu hale getirmektir. - Company goals must align with the personal values of the employees.

66
New cards

vanish (v)

yok olmak, ortadan kaybolmak - Bir şeyin veya kimsenin aniden ve iz bırakmadan gözden kaybolması durumudur. - The magician made the white rabbit vanish into thin air.