Kelime Listesi .4

0.0(0)
Studied by 0 people
call kaiCall Kai
Locked
learnLearn
examPractice Test
spaced repetitionSpaced Repetition
heart puzzleMatch
flashcardsFlashcards
GameKnowt Play
Card Sorting

1/103

encourage image

There's no tags or description

Looks like no tags are added yet.

Last updated 5:19 AM on 8/11/26
Name
Mastery
Learn
Test
Matching
Spaced
Call with Kai
Chat

No analytics yet

Send a link to your students to track their progress

104 Terms

1
New cards
duyurmak
to announce (Bir haberi veya bilgiyi insanlara bildirmek) "Yarışmanın sonuçlarını yarın duyuracaklar."
2
New cards
yanardağ
volcano (İçinden lav, kül ve gaz çıkabilen dağ) "Bölgede aktif bir yanardağ bulunuyor."
3
New cards
püskürmek
to erupt; to spray (Lav, sıvı veya gazı güçlü bir şekilde dışarı çıkarmak) "Yanardağ gece saatlerinde püskürmeye başladı."
4
New cards
dev
giant; enormous (Çok büyük bir canlı veya şey) "Masaldaki dev büyük bir şatoda yaşıyordu."
5
New cards
söndürmek
to extinguish; to turn off (Ateşi, ışığı veya çalışan bir cihazı kapatmak) "Evden çıkmadan önce ışıkları söndürdüm."
6
New cards
derinlik
depth (Bir şeyin yüzeyinden dibine kadar olan uzaklık) "Gölün derinliği yaklaşık yüz metredir."
7
New cards
şenlik
festival; celebration (Eğlence ve kutlama amacıyla düzenlenen etkinlik) "Üniversitede bahar şenliği düzenlendi."
8
New cards
afacanlar
naughty children; little rascals (Hareketli, yaramaz ve sevimli çocuklar) "Afacanlar bütün gün bahçede oynadılar."
9
New cards
maruz kalmak
to be exposed to (Genellikle zararlı veya olumsuz bir şeyden etkilenmek) "Uzun süre yüksek sese maruz kaldı."
10
New cards
boğulmak
to drown; to suffocate (Suda veya havasızlık nedeniyle nefes alamamak) "Yüzme bilmediği için boğulma tehlikesi geçirdi."
11
New cards
üstlenmek
to undertake; to take responsibility for (Bir görev veya sorumluluğu kabul etmek) "Projenin yönetimini Ayşe üstlendi."
12
New cards
bulaşıcı hastalık
contagious disease; infectious disease (Bir kişiden başka bir kişiye geçebilen hastalık) "Grip bulaşıcı bir hastalıktır."
13
New cards
aşmak
to cross; to exceed; to overcome (Bir engeli yenmek veya belirli bir sınırı geçmek) "Takım bütün zorlukları aşmayı başardı."
14
New cards
vaka
case; incident (Özellikle hastalık, suç veya olağan dışı bir olay) "Hastanede üç yeni grip vakası tespit edildi."
15
New cards
söylenti
rumor (Doğru olup olmadığı kesin olmayan haber) "Şirketin kapanacağına dair bir söylenti yayıldı."
16
New cards
çığlık atmak
to scream (Korku, acı veya heyecan nedeniyle yüksek ses çıkarmak) "Karanlıkta birini görünce çığlık attı."
17
New cards
sapma
deviation (Normalden, plandan veya belirlenen yönden uzaklaşma) "Sonuçlarda küçük bir sapma fark edildi."
18
New cards
icap
necessity; requirement (Bir durumun gerektirdiği şey) "Durumun icabına göre hareket etmeliyiz."
19
New cards
nasıl olsa
anyway; after all (Bir sonucun zaten kesin olduğunu anlatan ifade) "Nasıl olsa yarın görüşeceğiz, şimdi aramama gerek yok."
20
New cards
ufak
small; little; minor (Boyut veya önem bakımından küçük) "Toplantıda ufak bir sorun yaşandı."
21
New cards
kontrat
contract (İki taraf arasında yapılan yazılı anlaşma) "Ev sahibiyle bir yıllık kontrat imzaladık."
22
New cards
feshetmek
to terminate; to cancel (Bir sözleşmeyi veya anlaşmayı resmî olarak sona erdirmek) "Şirket kontratı feshetmeye karar verdi."
23
New cards
yalvarmak
to beg; to plead (Birinden bir şeyi çaresiz ve ısrarlı bir şekilde istemek) "Beni yalnız bırakmaması için ona yalvardım."
24
New cards
soyulmak
to be robbed (Hırsızlık sonucunda para veya eşyalarını kaybetmek) "Tatildeyken evimize hırsız girdi ve soyulduk."
25
New cards
cezbetmek
to attract; to entice (Birinin ilgisini çekerek onu kendine yöneltmek) "Şehrin tarihî yapıları birçok turisti cezbediyor."
26
New cards

zevk

pleasure, enjoyment; taste (Bir şeyden alınan hoşlanma duygusu veya kişinin beğeni anlayışı) "Bu kitabı okumaktan büyük zevk aldım."

27
New cards

esirgemeyen

not withholding; generously giving (Yardımını, sevgisini veya desteğini vermekten kaçınmayan) "Zor günlerimde desteğini benden esirgemeyen arkadaşlarıma teşekkür ederim."

28
New cards

nişanlanmak

to get engaged (Evlenmek üzere biriyle karşılıklı söz vermek) "Ablam geçen hafta nişanlandı."

29
New cards

damar

vein; blood vessel (Vücutta kanın dolaştığı ince kanal) "Hemşire kan almak için damarı bulmaya çalıştı."

30
New cards

yoğun

busy; intense; dense (İş, trafik, duygu veya miktar bakımından çok fazla olan) "Bu hafta iş yerinde çok yoğunum."

31
New cards

hamlamak

to get out of shape; to become rusty (Uzun süre spor veya pratik yapmadığı için eski performansını kaybetmek) "Uzun zamandır spor yapmadığım için hamlamışım."

32
New cards

kandırılmak

to be deceived; to be tricked (Birinin yalanına veya oyununa inanmak zorunda bırakılmak) "İnternetteki sahte ilan yüzünden kandırıldım."

33
New cards

pes etmek

to give up (Bir mücadeleyi veya çabayı bırakmak) "Ne kadar zor olsa da pes etmeyeceğim."

34
New cards

olduğu aşikâr

it is obvious that; it is evident that (Bir durumun açıkça belli olduğunu ifade eden söz) "Bu kararın herkesi etkilediği aşikâr."

35
New cards

hayrola

what happened?; is everything okay? (Beklenmedik bir durumda merak veya endişe bildiren söz) "Hayrola, neden bu kadar üzgünsün?"

36
New cards

yer çekimi

gravity (Dünyanın nesneleri kendisine doğru çekme kuvveti) "Yer çekimi sayesinde nesneler yere düşer."

37
New cards

nazar değdi

it was affected by the evil eye (Birinin fazla beğenilmesi nedeniyle kötü bir olay yaşandığına inanılması) "Telefonumu çok övdüler, ertesi gün bozuldu; galiba nazar değdi."

38
New cards

uyduruyorum

I am making it up; I am inventing it (Gerçek olmayan bir şeyi o anda düşünüp söylemek) "Bu hikâyeyi şu anda uyduruyorum."

39
New cards

iğrenç

disgusting; horrible (Tiksinti veren veya çok kötü olan) "Mutfağın içinden iğrenç bir koku geliyordu."

40
New cards

çılgın

crazy; wild (Çok sıra dışı, aşırı veya kontrolsüz olan) "Arkadaşımın aklına çılgın bir proje fikri geldi."

41
New cards

bulanık

blurry; cloudy; murky (Net veya berrak olmayan) "Fotoğraf çok bulanık çıktığı için yüzler görünmüyor."

42
New cards

öylece

just like that; without doing anything (Herhangi bir şey yapmadan veya amaçsız biçimde) "Kapının önünde öylece durup beni izledi."

43
New cards

çarpıcı

striking; impressive (Dikkati hemen çeken ve güçlü bir etki bırakan) "Sunumda çok çarpıcı sonuçlar paylaşıldı."

44
New cards

çarçur etmek

to waste; to squander (Para, zaman veya imkânları gereksiz yere harcamak) "Kazandığı bütün parayı birkaç ayda çarçur etti."

45
New cards

tahminime göre

in my estimation; according to my guess (Kişisel ve kesin olmayan bir öngörüye göre) "Tahminime göre toplantı iki saat sürecek."

46
New cards

steril

sterile (Mikrop ve bakterilerden tamamen arındırılmış) "Ameliyatta kullanılan bütün aletlerin steril olması gerekir."

47
New cards

kabaca

roughly; approximately; rudely (Yaklaşık olarak veya kaba bir biçimde) "Projenin maliyeti kabaca yüz bin lira olacak."

48
New cards

kaş çatmak

to frown (Kızgınlık veya memnuniyetsizlik nedeniyle kaşları birbirine yaklaştırmak) "Öğretmen yanlış cevabı duyunca kaşlarını çattı."

49
New cards

kuyruk

tail; queue (Hayvanların arka uzantısı veya sırada bekleyen insan grubu) "Bilet almak için uzun bir kuyrukta bekledik."

50
New cards

şirin

cute; charming (Sevimli, hoş ve sıcak bir görünüşü olan) "Köyde çok şirin bir evde kaldık."

51
New cards

bir süreliğine

for a while; temporarily (Sınırlı ve geçici bir zaman boyunca) "Eğitim için bir süreliğine Ankara’ya taşınacağım."

52
New cards
muharebe
battle; combat (İki ordu veya silahlı güç arasında yapılan savaş) "Bu muharebe, savaşın sonucunu büyük ölçüde etkiledi."
53
New cards
lehine değişmek
to change in favor of (Bir durumun bir kişinin veya tarafın yararına dönüşmesi) "Maçın sonucu son dakikalarda bizim lehimize değişti."
54
New cards
özgür
free; independent (Baskı veya kısıtlama altında olmayan) "Herkes düşüncelerini özgür bir şekilde ifade edebilmelidir."
55
New cards
belirlemek
to determine; to identify (Bir şeyi kesinleştirmek veya tespit etmek) "Toplantının tarihini henüz belirlemedik."
56
New cards
azınlık
minority (Bir toplumda sayıca daha küçük olan grup) "Bu bölgede farklı azınlık grupları yaşamaktadır."
57
New cards
kavuşmak
to reunite; to attain (Özlenen bir kişiye veya istenen bir şeye ulaşmak) "Uzun bir ayrılıktan sonra ailesine kavuştu."
58
New cards
kurcalamak
to fiddle with; to tamper with (Bir şeyi gereksiz yere karıştırmak veya incelemek) "Bilgisayarın ayarlarını fazla kurcalama."
59
New cards
ilerleyen günlerde
in the coming days (Gelecek birkaç gün içinde) "Projenin ayrıntıları ilerleyen günlerde açıklanacak."
60
New cards
sadelik
simplicity; plainness (Gösterişten ve gereksiz ayrıntılardan uzak olma durumu) "Bu tasarımın sadeliği çok hoşuma gitti."
61
New cards
sürüm
version; release (Bir yazılımın veya ürünün belirli bir biçimi) "Uygulamanın yeni sürümü yarın yayımlanacak."
62
New cards
bu yaklaşım
this approach (Bir konuya bakma veya bir sorunu ele alma biçimi) "Bu yaklaşım sorunu daha hızlı çözmemizi sağladı."
63
New cards
koparmak
to tear off; to break off (Bir şeyi bağlı olduğu yerden ayırmak) "Çocuk ağaçtan bir dal kopardı."
64
New cards
gömmek
to bury (Bir şeyi toprağın altına yerleştirmek) "Köpek kemiğini bahçeye gömdü."
65
New cards
sahte
fake; false; counterfeit (Gerçek olmayan veya gerçeğine benzetilerek yapılan) "Polis sahte belgeleri kısa sürede fark etti."
66
New cards
öngörmek
to foresee; to predict (Gelecekte gerçekleşebilecek bir durumu önceden tahmin etmek) "Uzmanlar fiyatların artacağını öngörüyor."
67
New cards
örtüşmek
to overlap; to coincide; to match (İki düşünce, bilgi veya durumun birbirine uyması) "Araştırmanın sonuçları önceki çalışmalarla örtüşüyor."
68
New cards
denilen
called; referred to as (Bir kişi veya şeyin hangi adla anıldığını belirten yapı) "Yapay zekâ denilen teknoloji hızla gelişiyor."
69
New cards
aydınlık
bright; light (Işığı fazla olan, karanlık olmayan) "Yeni evimizin salonu oldukça aydınlık."
70
New cards
kuşku
doubt; suspicion (Bir şeyin doğru olup olmadığı konusunda duyulan şüphe) "Onun söyledikleri bende kuşku uyandırdı."
71
New cards
nem
humidity; moisture (Havadaki veya bir maddedeki su miktarı) "Yazın İstanbul’da nem oranı oldukça yükseliyor."
72
New cards
önüne geçmek
to prevent; to stop (Olumsuz bir olayın gerçekleşmesini engellemek) "Trafik kazalarının önüne geçmek için yeni önlemler alındı."
73
New cards
ahır
barn; stable (İnek, koyun veya at gibi hayvanların barındığı yer) "Çiftçi hayvanları akşam ahıra götürdü."
74
New cards
taslak
draft; outline (Henüz tamamlanmamış ilk çalışma veya plan) "Raporun ilk taslağını öğretmenime gönderdim."
75
New cards
elde edilemez
cannot be obtained; unattainable (Ulaşılması veya kazanılması mümkün olmayan) "Bu ürün artık piyasada kolayca elde edilemez."
76
New cards
makul
reasonable; sensible (Mantıklı, uygun ve kabul edilebilir) "Satıcı bize makul bir fiyat teklif etti."
77
New cards
tanrı
god; deity (İnsanüstü ve kutsal güce sahip olduğuna inanılan varlık) "Antik toplumlar birçok tanrıya inanıyordu."
78
New cards
gövde
body; trunk; stem (Bir insanın, hayvanın, ağacın veya kelimenin ana bölümü) "Ağacın gövdesi oldukça kalındı."
79
New cards
tema
theme (Bir eserde ele alınan temel düşünce veya konu) "Filmin ana teması dostluk ve sadakattir."
80
New cards
tedirgin
uneasy; anxious; worried (Huzursuz veya endişeli hisseden) "Sınav sonuçlarını beklerken oldukça tedirgindim."
81
New cards
tipik
typical; characteristic (Bir kişi, grup veya durumun yaygın özelliklerini taşıyan) "Bu, yeni başlayanların yaptığı tipik bir hatadır."
82
New cards
tüyo
tip; hint (Bir konuda yardımcı olan küçük bilgi veya ipucu) "Öğretmen sınavla ilgili küçük bir tüyo verdi."
83
New cards
özen göstermek
to take care; to pay attention (Bir işi dikkatli ve titiz bir şekilde yapmak) "Projeyi hazırlarken ayrıntılara özen gösterdik."
84
New cards
tutku
passion (Bir şeye karşı duyulan çok güçlü ilgi ve istek) "Yazılım geliştirmek onun en büyük tutkusudur."
85
New cards
kaşımak
to scratch (Kaşınan bir bölgeyi tırnaklarla ovalamak) "Sivrisinek ısırığını kaşımamalısın."
86
New cards
mazeret
excuse (Bir davranışı, gecikmeyi veya hatayı açıklamak için gösterilen neden) "Toplantıya gelmemek için bir mazeret uydurdu."
87
New cards
kel
bald (Saçı olmayan veya saçı çok az olan) "Amcam genç yaşta kel olmaya başladı."
88
New cards
çaresiz
helpless; desperate (Bir sorunu çözmek için hiçbir yolu olmadığını hisseden) "Ne yapacağını bilmediği için kendini çaresiz hissetti."
89
New cards
felç
paralysis; stroke (Vücudun bir bölümünün hareket edememesi durumu) "Hastalık nedeniyle sol koluna felç indi."
90
New cards
uzanmak
to lie down / to stretch (Yatar duruma geçmek veya bir yere doğru erişmek) "Biraz dinlenmek için kanepeye uzandım."
91
New cards
cüret
audacity / boldness (Tehlikeli veya saygısızca bir şeyi yapmaya cesaret etme) "Bana böyle konuşmaya nasıl cüret edersin?"
92
New cards
istifa
resignation (Bir görevden veya işten kendi isteğiyle ayrılma) "Müdür dün görevinden istifa etti."
93
New cards
devrim
revolution (Toplumda veya bir alanda gerçekleşen büyük ve köklü değişiklik) "İnternet, iletişim alanında büyük bir devrim yarattı."
94
New cards
yudum
sip (Bir defada içilen az miktarda sıvı) "Çayından küçük bir yudum aldı."
95
New cards
kaygı
anxiety / concern (Kötü bir şey olabileceğine dair duyulan endişe) "Gelecek konusunda kaygı duyuyorum."
96
New cards
pusula
compass (Yön bulmaya yarayan araç) "Pusula kuzey yönünü gösteriyor."
97
New cards
göz ardı ediliyor
is being ignored / overlooked (Önemsenmiyor veya dikkate alınmıyor) "Çalışanların şikâyetleri göz ardı ediliyor."
98
New cards
yadigâr
keepsake / heirloom (Geçmişten veya sevilen birinden kalan değerli eşya) "Bu saat bana dedemden yadigâr kaldı."
99
New cards
lağım
sewer (Kirli suların taşındığı yer altı kanalı) "Yoğun yağmur nedeniyle lağım taştı."
100
New cards
kaptırmak
to lose / to get carried away (Bir şeyi istemeden kaybetmek veya kendini tamamen bir şeye vermek) "Kendini oyuna kaptırıp zamanı unuttu."