1/15
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress

Sevr Antlaşması
Temeli Parış Barış Konferansında (1919) atıldı. Osmanlının toprak bütünlüğü bozulacaktı. Boğazlar uluslararası komisyona bırakılacaktı. Doğuda Ermeni Devleti kurulmak istendi. Kapitülasyonlara devam edilmek istendi. Ancak BMM onaylamadığı için geçersiz sayıldı, Lozan ile tamamen geçersiz oldu.

Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkması
İstanbul Hükümeti, onu Müfettiş olarak, silahları toplaması ve asayişi sağlaması için gönderdi. Ancak o, milli bir bağımsızlık mücadelesi başlatmak için gitti.

Son Mebusan Meclisi
İstanbulda, 12 Ocak’tan 18 Mart’a kadar sürdü. Mustafa Kemal Paşa gitmedi. Misak-ı Milli ilk kez burada kabul edildi. 16 Mart’ta İstanbul’un işgal edilmesiyle son buldu.

BMM’nin açılması
Yeni hükümet kuruldu. BMM hem yasama hem yürütmeyi kontrol ediyordu, güçler birliği, Ankara’da toplanmıştı.

1921 Anayasası
Teşkilat-ı Esasiye Kanunu. 1924 Anayasası’nın temelidir. Mustafa Kemal Paşa, bizzat kendisi kaleme almıştır.

Lozan Konferansı ve Lozan Barış Antlaşması
Mudanya Ateşkesi sonrası kalıcı barış yapılacaktı. Amaç: Sevr’in yerine yeni barış antlaşması. Şubat 1923’de tıkandı ve ara verildi. Bunun ana sebebi kapitülasyonlar, borçlar, boğazlar, Musul, Hatay, Mübadele ve azınlık hakları konularında anlaşmaya varılamamasıydı. Sevr Antlaşması tamamen geçersiz sayıldı. Temmuz 1923’de Lozan Antlaşması imzalandı. Kapitülasyonlar kaldırıldı, Hatay sorunu Milletler Cemiyetine taşındı, 12 adalar Yunanistan’a verildi, Osmanlı Borçları Türkiye’nin ekonomisini kısıtladı. Gümrük anlamında Türkiye, 1929 yılında kadar Osmanlı’nın gümrük sistemi ile ilerlemek zorundaydı.
Kapitülasyonların kaldırılması Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığının temelidir. Osmanlı borçları meselesi “devletin ekonomik yükünü” belirledi.

Saltanat’ın Kaldırılması
Osmanlı Devleti hukukî olarak sona ermiş ve Türk inkılâplarının en önemlilerinden biri gerçekleştirilmiştir. Saltanatın kaldırılması ile, İstanbul'daki Osmanlı Hükümeti istifa etti. Çift başlı siyaset sona erdi.
Saltanatın kalkması, “devlet otoritesinin tek merkezde toplanması” demektir. Bu da vergi, ordu, bütçe, dış borç yönetimi gibi konularda ekonomik karar alma gücünü tek elde toplar.

Cumhuriyet’in İlanı
Cumhuriyet = modern devlet bürokrasisi + merkezi planlama kapasitesi + ekonomik reformları yapabilecek siyasi stabilite.
3 Mart 1924 Reformları
Halifeliğin kaldırılması
Osmanlı hanedanının yurtdışına sürülmesi
Tevhid-i Tedrisat Kanunu (eğitim birliği)
Erkan-ı Harbiye kaldırıldı, Genelkurmay kuruldu → ordu siyasetten ayrıldı
Şeriye ve Evkaf kaldırıldı, Diyanet kuruldu
Ekonomik yorum:
Eğitim birliği = modern iş gücü yetiştirme temeli.
Ordu-siyaset ayrımı = devletin kurumsallaşması.
İzmir Suikast Girişimi, 1926
İttihatçılar tasfiye edilidi. Terrakiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılmasının haklı olduğu algısı güçlendi.
Partiler ve Çok Partili Hayata Geçiş Denemeleri
Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, CHF oldu.
Terrakiperver Cumhuriyet Fırkası, TCF = “rejime değil, uygulama hızına ve yöntemine muhalefet” gibi sunuldu ama zamanla rejim karşıtları içinde toplandı. (Parti, dini düşünce ve inançlara saygılıdır) maddesi gerekçe gösterilerek, Şeyh Said İsyanı'ndan sorumlu tutulmuş ve 5 Haziran 1925'te kapatılmıştır.
Serbest Cumhuriyet Fırkası, 1930: Tek partili sistemin “diktatörlük görüntüsü” vermesi rahatsız etti. SCF, devletçilik yerine liberal ekonomi savundu. Eski sistemi isteyenler SCF’de toplanınca olaylar çıktı. Aynı yıl, Atatürk’ün isteği üzerine parti kendini fes etti.


İzmir İktisat Kongresi
ANA AMAÇ: EKONOMİK BAĞMSIZLIK
Tartışılan ANA KONULAR: Gümrük, vergilendirme, kredi, devlet sermayesi ve yabancı sermaye.
Birçok grup, taleplerini iletti. Amele Birliği, Ticaret Birliği vs. Ticaretçiler, gümrük bağımsızlığının tamamen uygulanmasını talep ettiler.
Yabancı sermayeye ihtiyaç vardı, ancak kapitülasyon ve ayrıcalık olmadan girmeliydi.
Alınan en önemli kararlar:
Hammadesi yurt içinde yetişen malların sanayisi kurulmalıdır.
El işçiliğinden, fabrikaya ve seri üretime geçilmesi gerekmektedir.
Özel sektörün eksiklerini devlet kapatmalıdır.
Devlet desteğini uygulamak için devlet bankası kurulmalıdır.
İş erbabına amele değil, işçi denmelidir.
AŞAR VERGİSİ, 1925’de kaldırılmasının kararı burada verilmiştir.

Liberalden Devletçiliğe
1923 ve 1929 yılları arasında, özel sektöre önem verildiğini ve liberal bir ekonomi anlayışının olduğunu görmekteyiz. Devletin yasalar çerçevesinde özel sektörü denetlediği ve koruduğu, gelişmesi için yönlendirdiğini görmekteyiz. Ancak 1929 ekonomik buhranı ile ülke ekonomisi büyük bir sekteye uğramış, bunun sonucunda ise devletçilik ilkesinin öne çıktığını, yani devlet destekli ve devlet kontrolündeki sanayinin, ticaretin ve tarımın büyüdüğünü görmekteyiz.

Aşar Vergisi ve Tarım
Kalkındırılmaya çalışılan genç Türkiye ekonomisinde, devletin ana gelir kaynaklarından biri olan Aşar Vergisi’nin kaldırılması devletin aleyhine olarak görülebilse de, çiftçi kesimin kalkınması ve kendilerine yatırım yapabilmeleri ve böylece ülke ekonomisine uzun vadede pozitif etkisi olacağı için kaldırılmıştır. Çiftçinin sırtındaki vergi yükünün kaldırılmasıyla Türkiye ekonomisi tarımsal anlamda büyüme göstermiştir.
Aynı zamanda kırsallarda küçük ve orta ölçekli çiftçilerin ağaları bulunmaktaydı, bir bakıma feodal düzen vardı. Bazı bölgelerde de aşar vergisini bu güç sahipleri toplamaktaydı ve böylece çiftiçiler üzerinde nüfuz sahibi olabiliyorlardı. Aşar vergisi kaldırılınca küçük ve orta ölçekli çiftçilerin daha bağımısız ve güçlü olduklarını görmekteyiz.
Ülkenin büyük bir kısmı çiftçilerden ve köylülerden oluşmakta, ekonominin bel kemiğini oluşturmaktalardı. Sanayileşmeye giden yoldaki gerekli olan sermayenin gelir kapısının da tarım olduğunu söyleyebiliriz.
Tarım, 1923-1926 yılları arasında yüzde 87 büyümüş, 1923-1929 arasında her yıl yaklaşık yüzde 10 büyümüştür.


Genç Cumhuriyet’te Ticaret
1929 yılına kadar, Lozan’a göre, gümrük vergileri Osmanlı’nın vergileriydi.
İhracatın ana kalemi tarım ürünleriydi.
İthalatta sanayi ürünleri satın alınıyordu, ülke bu ürünleri kendi içinde üretmekte zorlanıyordu.
Türkiye çoğu yıl dış ticaret açığı verdi. 1929 Buhranı ile dış ticaret oldukça daralmıştı.
Tarımdan sonra GSYH’de ikinci büyük alandı ve yıl geçtikçe yavaş bir şekilde büyüyordu.
Tarım ürünleri döviz girişi sağladı. Döviz ile makine, sanayi ithalatı sağlandı.

Sanayi: amaç
Sanayi, gelişmekte olan, geliştirilmesi amaçlanan bir sektördü. Sanayi büyüme hızı yaklaşık %8.5 civarında yıllık ortalama olarak gerçekleşti. Aynı dönemde GSYH büyümesi daha yüksek olabilirken, sanayi bu büyümeye nispeten daha düşük katkı verdi.
Ağır sanayi yok denecek kadar zayıftı; büyük ölçekli fabrikalar çoğunlukla devlet girişimiyle 1930’lardan sonra planlı bir şekilde kurulmaya başlandı.
Sanayi başlangıç seviyesindeydi; modern sanayi üretimi çok sınırlıydı. Küçük tekstil, un, şeker gibi hafif sanayi tesisleri çoğunlukta idi.
📌 1923–1929 dönemi, Türkiye ekonomisi açısından serbest piyasa eğilimli, dışa açık bir dönem idi; sanayileşme daha çok özel girişim ve ticari teşviklerle yürütüldü.
📌 Sanayi devlet eliyle büyük yatırımlarla 1930’larda hızla büyüyecektir (devletçilik politikalarıyla).