1/40
Looks like no tags are added yet.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai | Chat |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress
hand down
nesilden nesile aktarmak, miras bırakmak / resmi bir kararı açıklamak
put aside
para veya zaman biriktirmek, bir kenara koymak / sorunları bir kenara bırakmak
count upon
güvenmek, bel bağlamak
do away with
ortadan kaldırmak, son vermek / birini ortadan kaldırmak, öldürmek
get up to
bir şeyler çevirmek, yapmak / bir seviyeye veya sayfaya ulaşmak
come out of
-den çıkmak, bir durumun sonucu olarak ortaya çıkmak
account for
bir oranı veya miktarı oluşturmak / açıklamak, hesap vermek
give away
sırrı açığa vurmak, ifşa etmek / bedava vermek, hediye etmek
take up
yeni bir hobiye veya işe başlamak / zaman veya yer kaplamak
pull over
arabayı kenara çekmek
comply with
kurallara veya kanunlara uymak, riayet etmek
give off
koku, gaz, ısı veya ışık yaymak, salmak
call for
gerektirmek, istemek / birini gidip evinden almak
hand in
ödev, rapor veya istifa dilekçesi teslim etmek
set up
şirket, düzen veya sistem kurmak / birine tuzak kurmak
cut off
iletişimi veya elektriği kesmek / birini mirasından mahrum bırakmak
leave out
dışarıda bırakmak, dahil etmemek / atlamak
take over
kontrolü veya yönetimi devralmak / birinin işini üstlenmek
put off
ertelemek / birinden veya bir şeyden soğutmak, tiksindirmek
turn over
ters çevirmek, sayfa çevirmek / yönetimi veya suçluyu devretmek
take apart
bir şeyi parçalarına ayırmak, sökmek / bir tartışmada kolayca yenmek
pull up
aracın durması, yanaşması / birini azarlamak, eleştirmek
put on
kıyafet giymek / kilo almak / sahneye koymak, sergilemek
lay out
düzenlemek, plan hazırlamak / para bayılmak, harcamak
look up
sözlükten kelime veya bilgi aramak / birine hayranlık duymak, saygı duymak
bring back
geri getirmek / eski bir anıyı veya hissi hatırlatmak
make up for
hatayı veya eksikliği telafi etmek
get back to
birine telefonla veya mesajla geri dönmek / bir işe geri koyulmak
run out of
bitmek, tükenmek (malzeme, zaman vb.)
end up with
en sonunda bir durumla karşılaşmak, elinde kalmak
cut down on
bir şeyi kısmak, azaltmak (harcama, yeme içme vb.)
stand for
bir şeyi temsil etmek, kısaltması olmak / tolere etmek, kaldırmak (olumsuz cümlelerde)
run into
tesadüfen karşılaşmak, rastlamak / arabayla bir şeye çarpmak / sorunla karşılaşmak
get along with
biriyle iyi geçinmek, anlaşmak
break in
bir binaya zorla girmek / sözünü kesmek, araya girmek / yeni bir ayakkabıyı alıştırmak
rests on
-e dayanmak, -e bağlı olmak / sorumluluğun birine ait olması
tear apart
parçalamak / bir ilişkiyi veya aileyi darmadağın etmek / çok üzmek
make out
zorlukla anlamak, duymak veya seçmek / bir durumu öyleymiş gibi göstermek, iddia etmek
draw on
bilgi veya tecrübeden faydalanmak, kullanmak / bir zamana veya sona yaklaşmak
put forward
fikir, teori veya iddia öne sürmek / birini aday göstermek
root out
bir sorunun kökünü kazımak, bulup yok etmek / arayıp bulmak