1/69
Looks like no tags are added yet.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai | Chat |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress
launch
başlatmak, fırlatmak
pound
vurmak, dövmek
missiles
füzeler
infrastructure
altyapı
ship off
bir yere göndermek
head toward
-e doğru yöneltmek
vast
engin, çok büyük
intercept
yakalamak
projectile
mermi
wound
yara, yaralamak
shelter
korumak, barınak
alight
araçtan inmek, konmak, yanmak
evacuate
tahliye etmek
steward
görevli, idareci
reap
biçmek, karşılığını almak
fauna
hayvan topluluğu
stumble upon
rastlamak, tesadüfen bulmak
plantation
ekim, büyük tarım işletmesi
descendant
nesil, soyundan gelen
subsistence
geçim, asgari yaşam
decrepit
harap, çökmüş
foraging
aramak
entanglement
engel, karmaşıklık (complication)
assertion
iddia (declaration)
equivalent
eşdeğer (equal, counterpart)
inclination
eğilim (tendency)
ambiguity
belirsizlik (uncertainty)
reversible
düzeltilebilir, çaresi bulunabilir (changeable)
superfluous
fazla, aşırı, gereksiz (extra, unnecessary)
conduct
iletmek (transport, send)
adversely
negative bir şekilde (unfavorably)
erode
aşındırmak (deteriorate, wear away)
hinder
engellemek (hamper, prevent)
suppress
durdurmak, bastırmak (restrain, hold in check)
induce
neden olmak sebep olmak (cause to happen, cause)
pull through
iyileşmek (recover)
draw on
almak, kullanmak (use to advantage)
halt
durma, duraklama (stop, end)
disseminate
yaymak, dağıtmak (distribute, scatter)
correspond to
-e karşılık gelmek (agree, complement)
given that
-mesi dikkate alındığında (considering that)
protagonist
kahraman (central figure, hero)
prosperity
refah, zenginlik (affluence, good fortune)
well-being
refah (good health or fortune)
pesticide
böcek ilacı (herbicide)
on behalf of
-nın adına (for someone)
density
yoğunluk (bulk, mass)
property
özellik (feature)
joint
ortak (shared, combined)
intriguing
merak uyandıran, ilgi çekici (appealing, interesting)
vessel
damar
tenet
inanç, inanış (belief, principle)
commute
gidiş geliş (go back and forth)
perilous
tehlikeli, riskli (dangerous)
pervasive
yaygın (extensive)
disrupt
bozmak, rahatsız etmek (break, interrupt)
dam
baraj (embankment, wall)
fairly
oldukça (quite, rather)
regarding
ile ilgili, hakkında (as regards, about, concerning)
sustainable
sürdürülebilir (continual)
deterioration
kötüleşme, bozulma (decay, degeneration)
given that
-mesi dikkate alındığında (considering that)
intake
alım, içine çekme (consumption)
outcome
sonuç (consequence, effect)
cognitive
bilişsel (mental)
luxuriantly
bol bol, verimli bir şekilde (abundantly)
fertilizer
gübre (manure)
dramatically
ciddi oranda (substantially, significantly)
endow
donatmak (furnish, donate)
novel
yeni (new)