1/37
Looks like no tags are added yet.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress

Anayasası’nın 1. maddesi "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir" der. Bu madde, değiştirilemez.
Demokrasilerde herkesin güvenmesi için oylar gizli verilir ama sonuçlar herkesin gözü önünde açıkça sayılır.


Demokrasi için seçim ve özgürlük şarttır ancak devletin tek merkezden yönetilmesi bir zorunluluk değildir.
Belli bir toprak üzerinde yaşayan insanların bir yönetim altında birleşerek kurduğu en büyük topluluğa devlet denir.


Bağımsız devletlerin kendi güçlerini koruyarak belirli bir amaç için birleşip kurdukları topluluğa konfederasyon denir.
Meclis hükümetinde devlet başkanı halk tarafından değil, bizzat meclis tarafından üyeleri arasından seçilir.


Eyalet veya kanton gibi küçük devletçiklerin bir anayasa altında birleşerek oluşturduğu ortak büyük devlete federasyon denir.
Parlamenter sistemde yönetim ve meclis uyum içinde çalışır, hükümet meclise hesap verir ve yöneticilerin milletvekili olma şartı yoktur.


Devletin başında ömür boyu kalan tek bir kişinin tüm yetkiye sahip olduğu yönetim şekline monarşi denir.
Devletin dini kurallara göre ve din adamları tarafından yönetildiği sisteme teokrasi denir.


Yönetme yetkisinin sadece küçük ve belirli bir grubun elinde toplandığı yönetim şekline oligarşi denir.
Kanun yapma, uygulama ve denetleme yetkilerinin tamamının meclis çatısı altında toplanmasına meclis hükümeti sistemi denir.


Magna Carta bir "belgedir" ama anayasa değildir, dikkat!
İngiltere, tek bir kitapta toplanmış yazılı bir anayasası olmasa da köklü gelenekleriyle yönetilen güçlü bir demokrasi ülkesidir.


Eski bir anayasayı tamamen ortadan kaldırıp yerine hiç yoktan yepyeni bir anayasa yapma gücüne asli kurucu iktidar denir.
Maddeleri kısa, öz ve geneldir. Ayrıntıları kanunlara bırakır. Türk tarihinin tek çerçeve anayasası 1921 Anayasası’dır.


Değiştirilmesi normal kanunlar kadar kolay ve zahmetsiz olan kurallar bütününe yumuşak anayasa denir.
Devletin kanun yapan ve uygulayan kollarının birbirine sertçe kapalı olmak yerine beraber ve uyumlu çalıştığı modele parlamenter sistem denir.


Mevcut anayasayı içindeki kurallara uyarak değiştiren güce tali kurucu iktidar denir.
Savaş veya devrim gibi büyük olaylardan sonra hiçbir kurala bağlı kalmadan yepyeni bir anayasa yapan sınırsız güce asli kurucu iktidar denir.


Devletin yaptığı her işin mahkemelerce denetlenebilmesi, yani hukuka bağlı kalması hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.
Türkiye'de milletvekilliği için bir dönem sınırı yoktur. Bir kişi halk seçtiği sürece sınırsız kez milletvekili olabilir.


Demokratik seçimlerde oylar gizli verilir; yani kimin kime oy verdiği başkaları tarafından bilinmez. Açık oy, demokrasinin değil, baskıcı yönetimlerin bir özelliğidir.


Devletin, halkın yararı için birinin toprağını parasını ödeyerek almasına kamulaştırma denir.


1923'te Cumhuriyet ilan edildiğinde cebimizde 1921 Anayasası vardı. Ondan sonra sırasıyla 1924, 1961 ve hala kullandığımız 1982 anayasaları geldi.
Yüksek Seçim Kurulu'nun verdiği kararlar kesindir ve bu kararlara karşı başka hiçbir yere itiraz edilemez.


Muhtarlar ve ihtiyar heyeti üyeleri hiçbir siyasi partiye bağlı olmadan, tamamen bağımsız olarak seçilirler.
Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal ve hukuk devletidir ancak tüm yetkilerin tek elde toplandığı kuvvetler birliğine değil, kuvvetler ayrılığına dayanır.


Devlet kurumlarında işçi olarak çalışanlar siyasi partilere üye olabilirler.
Anayasa'da çocuklar, yaşlılar, engelliler, şehit yakınları ve gaziler için yapılan torpillere eşitlik bozuldu denilemez ama eski hükümlüler bu özel grupta yoktur.


Askerî öğrenciler, silah altındaki erler ve kasıtlı suçtan hapse girenler oy kullanamazken, taksirli suçtan yatanlar oy kullanabilir.
Seçimlerin dürüst yapılması için yönetim ve denetim işleri hükümete değil, bağımsız mahkemeler olan yargı organına aittir.


Tanzimat Fermanı padişahın kanun gücünü kabul ettiği ilk adım olsa da, padişahın yetkilerinin bir anayasa ile sınırlanması ve anayasal düzene geçiş ilk kez Kanun-ı Esasi ile olmuştur.
Kanun-ı Esasi değişiklikleriyle padişahın yetkileri azalıp meclis güçlense de devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu ancak 1923 yılında ilan edilmiştir.


İstiklal Marşı'nın milli marş olarak kabulü 12 Mart 1921'dir.




Egemenliğin tek bir elde toplanmayıp yetkili organlara dağıtıldığı kuvvetler ayrılığı ilkesini tam olarak benimseyen ilk anayasa 1961 Anayasası'dır.
Anayasanın temel ilkelerini anlatan başlangıç metni sadece 1961 ve 1982 anayasalarında bulunur.


1982 Anayasası tek meclisli (TBMM) bir sistemi benimsemiştir. Çift meclis sistemi (Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu) 1961 Anayasası'na özgüdür.


Kanun-ı Esasi meclis açsa da tüm ipler padişahın elindedir ve meclisin yetkileri oldukça sınırlıdır.


Osmanlı ve Türk tarihinin ilk anayasası 1876 Kanunuesasi'dir. Sened-i İttifak bir anayasal belge olsa da anayasa değildir.




1921 Anayasası çok kısa ve öz olduğu için "yumuşak" ve "çerçeve" bir anayasadır. Kazuistik (ayrıntılı) olanlar ise 1924, 1961 ve 1982 anayasalarıdır.


Karma hükümet sistemiyle hem tek hem çok partili hayatı gören ve meclis yorumlarına izin veren tek anayasa 1924 Anayasası'dır.




1961 Anayasası birçok yenilik getirse de temel hak ve hürriyetler ilk kez değil, Osmanlı'daki Kanun-ı Esasi'den beri tüm anayasalarda yer almıştır.
Devletin ülkesi ve milletiyle parçalanamaz bir bütün olduğunu anlatan yapıya üniter devlet denir.


Irk ayrımı yapmadan devlete vatandaşlık bağıyla bağlı herkesi Türk sayan anlayış Atatürk milliyetçiliğidir.
Cumhurbaşkanlığı kararnameleri Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenirken, Yüksek Askerî Şûra ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararlarının çoğu mahkemeye taşınamaz.


Siyasi partilerin para hesaplarını Anayasa Mahkemesi inceler ama bu zor işi yaparken Sayıştay'dan yardım alır.
Siyasi partileri kapatma davasını Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı açar ve bu davaya son kararı verecek olan Anayasa Mahkemesi bakar.


Devletin gücünün tek kişide toplanmaması için yasama, yürütme ve yargının ayrılmasını öneren kişi Fransız düşünür Montesquieu'dur.
1961 Anayasası değişiklikleriyle TRT'nin özerkliği kaldırılıp Askerî Yüksek İdare Mahkemesi kurulurken, üniversitelerin özerkliği tamamen kaldırılmamış sadece kısıtlanmıştır.


Bu sistemde hem güçlü bir Cumhurbaşkanı hem de Meclis'e karşı sorumlu bir Başbakan vardır. Dünyadaki "ikonik" örneği ise her zaman Fransa'dır.
Padişahın sürgün yetkisi kaldırıldı.
Hükümet artık padişaha değil, Meclise karşı sorumlu oldu.
Basın üzerindeki sansür yasaklandı. Yani "Basın, padişah tarafından sansür edilebilir" ifadesi 1909 öncesine aittir, 1909 ile bu durum son bulmuştur.








Yöneticilerin kararları için hiçbir hukuk kuralına uymak zorunda olmadığı, vatandaşın ise hukuk güvenliğinin bulunmadığı bu sert yönetim anlayışına polis devlet denir.
1930: Belediye seçimleri (İlk kez oy kullanma burada başladı)
1933: Muhtarlık seçimleri
1934: Vekillik (Milletvekili) seçimleri


Askeri Kanat: Milli Güvenlik Konseyi (Karar verici üst mekanizma).
Sivil Kanat: Danışma Meclisi (Taslağı hazırlayan, halk arasından seçilen grup).