1/161
Looks like no tags are added yet.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress
compulsion
zorlama, dürtü
exception
istisna, dışında
fluctuation
dalgalanma, dalga
fallacy
yanlış, yanlışlık
ramification
sonuç
accuracy
doğruluk, kesinlik
delicacy
hassaslık, hassasiyet
adversity
sıkıntı, zorluk, terslik
deviancy
sapkınlık, çarpıklık, sapıklık
sovereignty
egemenlik, bağımsızlık
expiration
sona erme, süre sonu
aggravation
kötüleştirme, kötüleşme
alienation
yabancılaşma
proliferation
yaygınlaşma, çoğalma
aversion
isteksizlik, nefret, tiksinti
restrictive
sınırlayıcı, kısıtlayıcı
contentious
çekişmeli, tartışmalı
prompt
hızlı, çabuk, acele
dispensable
gözden çıkarılabilir
conventional
geleneksel, eski usul
stringently
bağlayıcı bir şekilde
exponentially
üssel, katsal olarak
detrimentally
zararlı bir şekilde
illicitly
yasa dışı bir şekilde
sacrify
kurban etmek
alleviate
hafifletmek, azaltmak
prolong
uzatmak, süreyi uzatmak
earn
para kazanmak
yield
kazanç sağlamak
allocate
tahsis etmek, pay etmek
fulfil
yerine getirmek, gerçekleştirmek
pursue
izlemek, takip etmek, sürdürmek
halt
durmak, durdurmak
ward off
defetmek, uzaklaştırmak
conform to
uymak, riayet etmek
interfere with
ile çatışmak
bring in
kazanmak, kazandırmak
seek out
aramak, araştırmak
implication
ima, çıkarım, saklı olan anlam
enforcement
uygulama, yürürlük
deterioration
bozulma, kötüleşme
exploitation
istismar
refinement
düzeltme, arıtım, arıtma
alleviation
hafifleştirme, hafifleme
resolution
kararlılık, azim
segregation
ayrım, ayrı tutma
exhaustion
tükenmişlik, tükenme
acceleration
ivme, hızlanma
originator
yaratıcı, yaratan kimse
liberator
kurtarıcı, azat eden
aggressor
saldırgan, saldıran
collaborator
işbirlikçi
discriminator
ayrıştırıcı, ayıklayıcı
restricted
sınırlı, kısıtlı
sustainable
sürdürülebilir
convenient
uygun, elverişli
distinctive
belirgin, farklı, ayırıcı
abundantly
bol bol, bol miktarda
conclusively
kesin olarak
superficially
üstünkörü
comprise
kapsamak, içermek
dispel
dağıtmak, yok etmek, defetmek
constrain
kısıtlamak, alıkoymak, engellemek
contend
uğraşmak, çekişmek
allocate
tahsis etmek, pay etmek
embrace
kucaklamak, benimsemek
deter
caydırmak, yıldırmak, engellemek
jeopardise
tehlikeye atmak
justify
hak vermek, haklı göstermek
speed up
hızlandırmak, hız vermek
hand out
dağıtmak, ücretsiz dağıtmak
get on
binmek, azarlamak
resolution
kararlılık, çözüm
exception
istisna, dışında
alteration
değişim, dönüşüm
entitlement
yetki verme, hak
adherence
bağlılık, sadakat
inclination
eğilim, meyil, yatkınlık
oddity
tuhaflık, gariplik
incentive
teşvik
ramification
sonuç
ambiguous
muğlak, belirsiz
overt
açık, aleni
intuitive
sezgisel
undeniably
inkar edilmez bir şekilde
invariably
hep, her zaman, her durumda
unevenly
eşit olmayan bir şekilde
retain
sürdürmek
exceed
aşmak, geçmek
enhance
arttırmak, yükseltmek
mitigate
rahatlamak, azaltmak
fulfill
yerine getirmek, uygulamak
seize
kavramak
exploit
kullanmak, sömürmek
release
yaymak, salmak
foster
teşvik etmek, sebep olmak
confront
yüzleşmek
relieve
rahatlamak, azaltmak
aggravate
kötüleştirmek, zorlaştırmak
penetrate
nüfus etmek, içine işlemek