1/183
Looks like no tags are added yet.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress

Saruhan-Menteşe, Yıldız Dağları, Ilgaz-Daday ve Bitlis masifleri I. Jeolojik Zaman'dan (Paleozoyik) kalma yaşlı ve sert kütlelerdir.
Ancak Bolkar Dağları, III. Jeolojik Zaman'daki Alp-Himalaya kıvrımlanmasıyla oluşan Toroslar'ın bir parçasıdır; yani "genç" bir oluşumdur.
Türkiye arazisi büyük oranda III. ve IV. zamanda oluştuğu için linyit, petrol, tuz ve bor gibi yataklar bu dönemde (Tersiyer) meydana gelmiştir. Zonguldak'taki Taş Kömürü I. zaman; Linyit ise III. zamandır.


Metamorfizma, taşların yüksek sıcaklık ve basınç altında değişmesidir. Kalkerin (kireç taşı) başkalaşmasıyla Mermer oluşur. Masif araziler yaşlı ve sert olduğu için bu tip taşlara sık rastlanır.
Linyit Tersiyer'de (III. Zaman) oluştu. (Doğru)
İstanbul ve Çanakkale Boğazları Kuvaterner'de (IV. Zaman) oluştu. (Doğru)
Toroslar Mesozoyik'te (II. Zaman) değil, Tersiyer'de (III. Zaman) oluştu. (Yanlış)
Kodlama/İpucu: Boğazlar ve insan varsa IV. Zaman. Toroslar ve Kuzey Anadolu Dağları ise III. Zaman.


Menteşe Masifi
Kastamonu-Devrekani/Ilgaz Masifi
Kırşehir Masifi
Bitlis Masifi
IV numara Doğu Karadeniz (Rize-Artvin çevresi) genç oluşumlu, dağlık bir alandır, masif değildir.
Bu alanların tamamı I. Jeolojik Zaman'da oluşmuş, sertleşmiş ve deprem riskinin nispeten daha düşük olduğu "Masif" (yaşlı) arazilerdir.


Ege Denizi (Egeid karasının çökmesi) II. değil, IV. Zamanda olmuştur. (Yanlış)
Kuzey Anadolu ve Toroslar III. Zamanda (Tersiyer) oluştu. (Doğru)
Boğazlar IV. Zamanda (Kuvaterner) oluştu. (Doğru)
Denizlerin bugünkü halini alması ve boğazların oluşumu hep en son aşama olan IV. Zaman'dır.
Egeid karası çöktü, Ege Denizi oluştu, Çanakkale ve İstanbul boğazları açıldı ve böylece Karadeniz bir göl olmaktan çıkıp deniz haline gelerek Akdeniz ile birleşti. Bu olayların tamamı insanlığın da ortaya çıktığı IV. Zamanda yaşandı.


İç kuvvetler enerjisini yerin derinliklerinden alır (Volkanizma, deprem, dağ oluşumu). Meke Maarı, Kula Volkanitleri ve Süphan Dağı volkanizma sonucudur. Gediz Grabeni ise orojenez (dağ oluşumu) ile çökmüş bir alandır. Akyatan Lagünü ise dalga biriktirmesiyle oluşan bir kıyı set gölüdür; yani enerjisini dış kuvvetlerden (güneş/rüzgar) alır.
Kuzey Anadolu ve Toros Dağları, Alp-Himalaya kıvrım kuşağının bir parçasıdır ve orojenez ile oluşmuştur.
İstanbul ve Çanakkale Boğazları epirojenez ile oluşmuştur.
Deltalar ise akarsu biriktirmesi (dış kuvvet) sonucudur.
Orojenez: Kıvrılma veya kırılma ile dağ oluşması.
Epirojenez: Kıtanın toptan yükselmesi veya alçalması.


III numaralı alan (Nevşehir, Aksaray, Niğde çevresi), Erciyes, Hasandağı ve Melendiz gibi volkanların külleriyle oluşmuş genç volkanik arazileri (tüfleri) temsil eder. I (Ege kıyıları), II (Antalya), IV (Doğu Karadeniz kıyısı) ve V (Hakkari) bu yoğunlukta genç volkanik arazi içermez.
I (Kula çevresi), III (Erciyes/İç Anadolu), IV (Karacadağ/Güneydoğu) ve V (Nemrut/Doğu Anadolu) volkanik bölgelerdir.
II (Menteşe) ise orojenik hareketlerle kırılmış, horst ve graben yapısının (sert kayaçların) hakim olduğu bir yerdir, volkanik değildir.


Kırgıbayır, bitki örtüsünden yoksun, yumuşak yüzeylerin sel suları tarafından oyulmasıdır. Kapadokya'da volkanlardan çıkan tüfler (yumuşak volkanik kül) bu aşınmaya çok müsaittir. Peri bacalarının alt gövdesi tüf, şapkası ise daha sert olan bazalttır.
Türkiye'nin en büyük ve en genç volkanik dağları (Ağrı, Tendürek, Süphan, Nemrut) bu bölgededir. Bu yüzden I numara volkanik malzemenin en kalın ve yaygın olduğu yerdir.


I: Volkanik küller mineralce zengindir (Doğru).
IV: Magma yüzeye bir çatlaktan (fay hattından) çıkar, dolayısıyla püskürük kayaçlarla fay hatları paraleldir (Doğru).
II: Her volkanik alan turistik değildir (Yanlış).
III: Türkiye'de aktif (patlayan) volkan yoktur (Yanlış).
Türkiye'nin en aktif ve en uzun fay hattıdır. Marmara Denizi'nden (Saros) girer, Kuzey Anadolu dağlarının hemen güneyinden geçerek Bingöl Karlıova'da DAF (Doğu Anadolu Fay Hattı) ile birleşir.


Düzce, Erzincan, Merzifon ve Erbaa ovaları KAF hattı üzerindeki çöküntü alanlarıdır. Iğdır Ovası ise Doğu Anadolu'da, çevresine göre alçakta kalan bir mikroklima alanıdır ve KAF'ın ana gövdesi üzerinde değil, daha doğuda bağımsız bir tektonik çöküntüdür.
KAF; Bolu, Tokat, Yalova ve Erzincan gibi illerimizden geçerken, Elazığ Doğu Anadolu Fay Hattı (DAF) üzerindedir.


Jeotermal enerji (sıcak su), kırıklı yer yapısının (fayların) olduğu yerde fazladır. Türkiye'de fay hattının ve kırıklı yapının en yoğun olduğu bölge Ege Bölgesi (II numara) olduğu için potansiyel burada zirvededir.
Türkiye'de Taşeli Platosu ve çevresi (Mersin-Anamur hattı), masif (yaşlı ve sert) kütlelere yakın olduğu için deprem riskinin en az olduğu bölgelerden biridir.


Depremler (I) ve Kaplıcalar (IV) birbirinin kardeşidir. Bir yerde fay hattı varsa yer sarsılır (deprem), o sarsılan yarıklardan da sıcak su çıkar (kaplıca).
Kırgıbayır, sel sularının bitkisiz yamaçları süpürüp "pürüzlü" hale getirmesidir. Bitki yoksa ve toprak gevşekse su orayı kolayca parçalar.


III numara Batı Karadeniz kıyılarıdır. Rüzgâr şekilleri (kumullar vb.) kurak bölgelerde (İç Anadolu ve Güneydoğu) görülür. Karadeniz nemlidir, burada "akarsu" ve "dalga" şekilleri baskındır.
Kalkan şekilli volkan: Karacadağ (V)
Karstik şekiller: Teke-Taşeli (IV)
Horst-Graben: Ege (III)
Buzul aşındırma: Doğu Karadeniz/Kaçkarlar (II)
I numara (Yıldız Dağları) için bilgi yoktur.


Gerçek alan ile iz düşüm alan arasındaki farkın az olması için yerin düz olması gerekir. III numara (Konya ve çevresi) Türkiye'nin en düz yerlerinden biridir.
Ege'de dağlar denize dik uzandığı için Enine Kıyı Tipi görülür. Dalmaçya kıyı tipi Türkiye'de sadece Antalya-Kaş-Finike çevresinde görülür.


I: Dağlık ve eğimli olması (yer şekli) tarımı zorlaştırır.
III: Geniş düzlükler (yer şekli) tahıl tarımına uygundur.
(II ve IV toprak yapısı ve yöntemle ilgilidir.)
Türkiye, genç bir oluşuma sahiptir. Özellikle 3. ve 4. jeolojik zamanlarda levhaların sıkıştırmasıyla hem dağlar oluşmuş (Orojenez) hem de Anadolu bloku toptan yükselmiştir (Epirojenez).


II numara Menteşe Yöresi (Muğla), V numara ise Doğu Karadeniz (Rize-Artvin çevresi). Bu iki bölge de Türkiye'nin en sarp, engebeli ve tarla tarımı yapmanın en zor olduğu yerleridir.
I (Alp Orojenezi ile sıradağlar) ve III (Epirojenezle toptan yükselme) Türkiye'nin "iskeletini" yükselten ana kuvvetlerdir. Horst-graben daha yerel (Ege), vadiler ise aşındırma (dış kuvvet) sonucudur.


Kayseri (Erciyes) ve Niğde (Hasandağı) hattı volkanik arazidir. Obruklar ise yer altı sularının çözünebilen ana kayayı (kireç taşı vb.) eritmesiyle oluşur.
Dağların oluşumu (A), yükselme (B), akarsu derinleşmesi (C) ve faylar (D) doğrudan yer şeklini belirler. Kayaç türü (kireç taşı mı, granit mi olduğu) sadece aşınma hızını etkiler, asıl "yüksekliği" o belirlemez.


Bu bilgi yanlıştır. Örneğin Ağrı Dağı, Erciyes ve Süphan gibi volkanik dağların zirvelerinde güncel buzullar bulunur.
Ege'de dağlar kıyıya dik uzandığı için deniz etkisi iç kısımlara kolayca girer. Akdeniz'de dağlar paralel olduğu için bu etki kıyıda hapsolur.


I numaralı hat Menteşe Dağları'ndan geçer. Kıyıdan başlayıp kısa sürede çok yüksek ve engebeli bir araziye çıkar. Diğer hatlar (İç Anadolu veya Ege'nin grabenleri gibi) daha düzlemseldir.
Dağlar dik uzandığı için aradaki boşluklar (grabenler) doğal yollardır; ulaşım zordur değil, kolaydır.


Madenler (yer altı kaynakları) jeolojik yapı ve jeolojik zamanlarla ilgilidir. Dağın dik olması madeni etkilemez, sadece onu oradan çıkarmayı zorlaştırabilir.
A, B, C ve D şıkları doğrudan yükselti, eğim ve dağlık yapı ile ilgilidir (Yayla, ova, kış turizmi, baraj yapımı). Ancak bir yerde sanayinin (endüstri) gelişmesi yer şekillerinden ziyade; ulaşım kolaylığı, pazarlama olanakları ve sermaye ile ilgilidir.


Türkiye'de güneş her zaman doğuda (Y tarafı) erken doğar, batıda (X tarafı) geç doğar. Bu "boylam" ile ilgili kesin bir kuraldır.
Deprem bir yerin "yüksekliği" ile değil, yerin altındaki fay hatları (jeolojik yapı) ile ilgilidir. Hollanda düzdür ama fay olsa deprem olur; Tibet çok yüksektir fay varsa deprem olur. Yani yükseklik deprem yapmaz.


Denizel iklim (nem) sayesinde kıyı bölgelerimizde kışlar ılıman geçer. Bu yüzden Karadeniz'den Akdeniz'e kadar tüm kıyılarda kar yağışı iç kesimlere göre çok daha azdır.
Eğer kuş uçuşu (dümdüz) mesafe ile gerçek yol mesafesi arasındaki fark fazlaysa, o yol çok virajlıdır, dağları dolanıyordur. Bu da oranın engebeli olduğunu kanıtlar.


Akdeniz'de Toros Dağları ve yüksek platolar; serinlemek için yaylacılığa ve kışın kayak, yazın doğa sporu gibi turizm faaliyetlerine imkan sağlar.
Bir yerde altın, kömür veya bor olması o yerin yüksekliğiyle ilgili değildir. Bu tamamen yer altı yapısı ve jeolojik zamanlarla (yerin nasıl oluştuğuyla) ilgilidir.


Dağların uzanış yönü yükseltiyle değil, Türkiye'nin Kuzey (Avrasya) ve Güneyden (Afrika-Arabistan) sıkıştırılmasıyla ilgilidir. Bu bir "levha hareketi" sonucudur.
I Numara: Batı Toroslar'da yer alır. (Geyik Dağları)
II Numara: Orta Toroslar'ın en yüksek ve belirgin kısmıdır. (Aladağlar)
III Numara: İç Anadolu'nun doğusunda, Sivas çevresindeki kıvrımlı dağdır. (Tecer Dağları)


II Numara: Tuz Gölü ve çevresi (Konya Ovası), Türkiye'nin en düz yerlerinden biridir.
III Numara: Şanlıurfa-Mardin çevresi (Güneydoğu Anadolu'nun güneyi) geniş düzlüklerden ve platolardan oluşur.
I (Yıldız Dağları), IV (Hakkari), V (Doğu Karadeniz) ise oldukça dağlıktır.
Türkiye'deki ana dağ kuşakları (Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar), III. Jeolojik Zaman'da (Tersiyer) gerçekleşen Alp-Himalaya Kıvrım Sistemi'nin bir parçasıdır.


Süphan Dağı, Van Gölü'nün kuzeyinde yer alan sönmüş bir volkandır.
Ilgaz, Canik, Istranca ve Akdağ ise kıvrımlı dağlardır.
Küre Dağları: Batı Karadeniz'dedir (Kuzey Anadolu Dağları).
Dedegöl Dağları: Isparta çevresindedir (Toroslar).
Diğer şıklarda Bolkar (Toros) ve Ilgaz (Kuzey) ters verilmiş veya yanlış eşleşmiştir.


I: Göller Yöresi'nin kuzeyindeki Sultan Dağları.
II: Batı Karadeniz'in iç kesimindeki Ilgaz Dağları.
III: Doğu Anadolu'daki (Erzincan-Tunceli hattı) Mercan (Munzur) Dağları.
Amanoslar: Hatay'dadır (En güney).
Tahtalı: Orta Toroslar'ın kuzey uzantısıdır (İç Anadolu'ya geçiş).
Küre: Karadeniz kıyısındadır (Kuzey).


Bozdağlar, Aydın, Yunt ve Madra Ege'deki kırıklı dağlardır (Horst). Tahtalı Dağları ise Toros sistemine dahil olan kıvrımlı bir dağdır.
Binboğa Dağları, Kahramanmaraş çevresinde, Toros sisteminin bir parçasıdır. Diğerleri (Canik, Küre, Mescit, Ilgaz) Karadeniz kuşağındadır.


Tektonik hareketler: Levha hareketleri sonucu kıvrılma ve kırılma (Orojenez).
Volkanik faaliyetler: Magmanın yüzeye çıkıp birikmesi.
Haritada II ile gösterilen yer Menteşe Yöresi’dir (Muğla çevresi). Burası Batı Anadolu’nun en dağlık ve engebeli yerlerinden biridir.


Erciyes, İç Anadolu'daki en önemli volkanik konilerden biridir. Kaz Dağı, Kaçkar, Küre ve Aladağlar ise Orojenez (dağ oluşumu) yani kıvrılma veya kırılma ile oluşmuşlardır.
Melendiz (İç Anadolu) ve Tendürek (Doğu Anadolu) volkanik dağlardır. Ilgaz ve Bolkar ise kıvrım dağlarıdır.


Küre Dağları: Karadeniz’de antiklinal yapılı bir kıvrım dağıdır.
Madra Dağı: Ege’de "horst" dediğimiz kırık bir yapıdadır.
Karacadağ: Güneydoğu Anadolu’da yayvan bir volkan konisidir.
Nemrut bir volkanik dağdır. Istranca, Munzur, Canik ve Bolkar ise kıvrım dağlarıdır.


Aladağlar (Toroslar'ın bir parçası) içindeki en yüksek zirve Demirkazık tepesidir. Bu bölge özellikle dağcılık için çok önemlidir.
Erciyes, tüf ve lav birikmesiyle oluşmuş tipik bir volkanik yapıdır.


Melendiz Dağı, Aksaray-Niğde çevresinde (İç Anadolu'nun güneyi) yer alır. Haritada III numaralı alan bu bölgeye denk gelmektedir.
Samsun gerisinde uzanan Canik Dağları, Kuzey Anadolu Dağ silsilesinin Orta Karadeniz bölümündeki parçasıdır.


Türkiye'de batıdan doğuya doğru bir sıralama yaparsak:
Eğrigöz: Ege Bölgesi (Kütahya civarı) - En batıda.
Bolkar: İç Anadolu-Akdeniz sınırı (Toroslar).
Erciyes: Kayseri (İç Anadolu).
Tecer: Sivas (İç Anadolu'nun doğusu).
Kargapazarı: Erzurum (Doğu Anadolu) - En doğuda.
İç Anadolu (Orta Anadolu) platoları: Haymana, Obruk, Bozok, Cihanbeyli, Uzunyayla.
Taşeli: Akdeniz.
Ardahan: Doğu Anadolu.
Gaziantep: Güneydoğu Anadolu.
Çatalca-Kocaeli: Marmara.


Türkiye'de "Lav" veya "Volkanik" plato denince akla hemen Erzurum, Kars ve Ardahan gelmeli. Bu bölge III. Jeolojik Zaman sonu ve IV. Zaman başında yoğun volkanizmaya maruz kalmıştır.
I. Uzunyayla'da buzul şekilleri değil, aşınım şekilleri yaygındır (Buzul için çok daha yüksek zirveler lazım). (Yanlış) Uzunyayla yüksek bir düzlüktür ancak bir "dağ zirvesi" değildir. Burası daha çok akarsuların aşındırmasıyla oluşmuş bir aşınım yüzeyi platosudur.
II. Cihanbeyli'de derin kanyon vadi değil, yatay duruşlu geniş düzlükler vardır. (Yanlış) Kanyon vadiler genellikle Akdeniz gibi karstik (eriyebilen) arazilerde, nehrin yeri derinlemesine oymasıyla oluşur
III. Kapadokya çevresi volkanik (tüf ve lav) arazidir. (Doğru)


Taşeli ve Teke platoları Akdeniz Bölgesi'ndedir ve bunlar Karstik (eriyebilen kayaç) platolardır.
Türkiye'deki platoların %90'ında tarım ve hayvancılık yapılır. Ancak İstanbul ve Kocaeli'yi kapsayan bu plato, sanayi, ticaret ve ulaşımın merkezidir.


Fırat ve Dicle nehirleri Güneydoğu Anadolu'yu aşındırarak platoları oluşturmuştur. Şanlıurfa ve Gaziantep platoları bu akarsularla şekillenmiştir.
Tuz Gölü'nün hemen güneyinde yer alan ve karstik (obrukların çok olduğu) yer III numaralı alandır.


II numaralı bölge yer şekilleri ve karstik yapısı nedeniyle yoğun tarıma uygun değildir.
Ancak buradaki temel sebep, Çatalca-Kocaeli (sanayi) veya karasallığın dışındaki özel durumlardır.
Not: Sorunun mantığına göre II numara karstik ve engebeli olduğu için klasik tarımdan ziyade kıl keçisi veya turizmle anılır.
Türkiye'de "Karstik" (kireçtaşı) denince oklar hep Akdeniz'i göstermeli. III numara Taşeli Platosu'dur ve tipik bir karstik platodur.


1 Numara (Ankara çevresi): Haymana Platosu.
2 Numara (Tuz Gölü'nün güneyi): Obruk Platosu. (Burada yeraltı sularının çekilmesiyle oluşan "obruk" doğal oluşumları mevcuttur, ismi oradan gelir.)
3 Numara (Yozgat çevresi): Bozok Platosu.
Türkiye bir deprem ülkesidir ve ovalarımızın çoğu fay hatları üzerindeki çöküntü alanlarındadır. Amik (DAF), Muş (DAF), Düzce (KAF) ve Niksar (KAF) aktif hatlar üzerindedir. Ancak Ergene Ovası (Marmara/Trakya) masif, yani eski ve daha durağan bir yapıdadır; aktif bir fay kuşağı üzerinde değildir.


I (Adapazarı/Karasu tarafı): Sakarya Nehri tarafından oluşturulur.
II (Silifke Ovası): Mersin'de yer alır ve Göksu nehri tarafından oluşturulur.
III (Çarşamba Ovası): Samsun'un doğusundadır ve Yeşilırmak tarafından oluşturulur.
Samsun'da iki kardeş ova vardır; Bafra (Kızılırmak) ve Çarşamba (Yeşilırmak).
Türkiye'de yükselti batıdan doğuya doğru artar.
Muş, Develi (Kayseri), Pasinler (Erzurum) doğudadır ve çok yüksektir.
Kütahya iç kısımdadır.
Akhisar Ovası (Manisa), Ege Bölgesi'nde deniz seviyesine çok daha yakındır.


Tercan, Pasinler, Tefenni ve Pınarbaşı daha çok tarım ve hayvancılık odaklı küçük ovalardır. Ancak İnegöl Ovası (Bursa), Türkiye'nin dev mobilya sanayisine ve önemli bir ulaşım aksına ev sahipliği yapar. Tarım arazileri sanayileşme baskısı altındadır.
Ceylanpınar, Harran, Suruç ve Viranşehir; Şanlıurfa ve çevresinde yer alan, GAP ile kaderi değişen ovalardır. Amik Ovası ise Hatay'dadır. Hatay, GAP kapsamında değil, Akdeniz Bölgesi'ndedir.


Bakırçay, Silifke, Bafra ve Menemen ovaları kıyıdadır ve akarsu biriktirmesiyle (delta) oluşmuştur. Elmalı Ovası (Antalya) ise bir Karstik Ovadır (Polye).
GAP denilince akla gelen "ilk ve en sembol" yer Harran Ovası'dır. Elazığ ve Elbistan Doğu Anadolu'da, Amik Akdeniz'de, Yüksekova ise Hakkari'dedir.


Fiziki haritalarda renkler sadece yükseltiyi belirtir.
0 - 500 metre arası = Yeşil (Alçak yerler)
Çarşamba Ovası bir kıyı/delta ovası olduğu için deniz seviyesindedir ve yeşildir.
Iğdır, Tercan, Malatya gibi ovalar doğuda olduğu için sarı veya kahverengi tonlarıyla gösterilir.
Muş, Erzincan, Amik ve Suluova fay hatlarına bağlı çökme ile oluşan tektonik ovalardır. Ancak Bafra Ovası, Kızılırmak'ın getirdiği alüvyonları denize biriktirmesiyle oluşan bir Delta Ovasıdır.


Türkiye batıdan doğuya doğru yükselen bir ülkedir. Ancak Güneydoğu Anadolu’nun güneyi oldukça alçaktır. Ceylanpınar Ovası, deniz seviyesine daha yakın olduğu için bu genellemeye uymaz
Şıklardaki Çarşamba, Menemen, Silifke ve Çukurova birer Delta Ovasıdır (akarsu biriktirmesi). Elmalı Ovası ise bir Karstik Ovadır (çözünme ile oluşur).


I. Kızılırmak -> Bafra (Doğru)
II. Aksu -> Silifke (Yanlış - Silifke'yi Göksu oluşturur)
III. Gediz -> Menemen (Doğru)
IV. Filyos -> Çarşamba (Yanlış - Çarşamba'yı Yeşilırmak oluşturur)
I. Suluova (Amasya) fay hattı üzerindedir, Tektoniktir.
II. Çarşamba (Samsun) akarsu biriktirmesidir, Deltadır.
III. Elmalı (Antalya) erime ile oluşmuştur, Karstiktir.


II numaralı yer (Kuzey Anadolu Fay Hattı üzeri) ve IV numaralı yer (Batı Anadolu Fay Hattı / Grabenler) deprem riski yüksek, çöküntü alanlarıdır. Buralardaki ovalar tektoniktir.
III (Bafra) ve V (Çukurova) deltadır.
Küçük Menderes, Bakırçay ve Gediz Ege’deki dağlar arasındaki Graben ovalarıdır. Acıpayam ise karstik bir çöküntü alanıdır (geniş anlamda tektonik-karstik). Ancak Çarşamba bir delta ovasıdır, deniz kıyısındaki birikme ile oluşmuştur.


I. Erzurum -> Karstik (Yanlış, Erzurum Tektoniktir).
II. Bafra -> Delta (Doğru).
III. Gediz -> Delta (Doğru - Gediz nehrinin ağzındaki Menemen bir deltadır, Gediz ovası da delta özelliği gösterir).
Şıklar arasında Düzce (Batı), Çarşamba (Kıyı), Bafra (Kıyı) ve Harran (Güney) bulunur. Erzincan ise Doğu Anadolu'dadır. Türkiye'de doğuya gittikçe basamak basamak yükseliriz. Erzincan bu yüzden en yüksekte olanıdır.


Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Kestel, Elmalı, Suğla... Bunlar karstiktir. Tercan (Erzincan) ise bir tektonik ovadır.
Çukurova, Çarşamba, Bafra ve Silifke kıyıda, akarsuların denizi doldurmasıyla oluşmuştur. Konya Ovası ise bir iç ovadır (eski bir göl tabanı ve tektonik kökenlidir).


Ergene Ovası bir tektonik ovadır (çöküntü alanıdır). Delta ovaları akarsuların denize döküldüğü yerde biriktirme yapmasıyla oluşur (Bafra, Çarşamba gibi). Ergene denize kıyısı olan bir delta değil, iç kısımdaki bir havzadır.
Fiziki haritalarda renkler bitki örtüsünü değil, deniz seviyesinden olan yüksekliği gösterir.
Yeşil: 0 - 500 metre (Kıyılar)
Sarı: 500 - 1000 metre (İç Anadolu)
Kahverengi: 1500 metre ve üzeri (Doğu Anadolu)
"Yeşil renk ormandır" yanılgısına düşme, bu en meşhur çeldiricidir!


Sorudaki seçeneklerin çoğu batı veya orta kesimlerdeyken, Muş Ovası Doğu Anadolu'dadır. Ancak buradaki asıl fark yükseltidir. Konya, Erzincan, Bursa ve Eskişehir ovalarına göre Muş Ovası çok daha yüksekte yer alır ve iklim şartları buna göre şekillenir.
Bafra, Samsun'da Kızılırmak'ın oluşturduğu bir delta ovasıdır ve tam deniz kıyısındadır. Niksar, Düzce ve Pasinler ise iç kesimlerdeki tektonik ovalardır.


Boylam sadece yerel saati etkiler. Eğer aynı boylam üzerindeki iki ova (örneğin biri kıyıda biri içerde) farklı renkteyse, bu onların denizden yüksekliklerinin farklı olduğunu kanıtlar.
Kuzeyden güneye sıralama şöyledir: Saros -> Edremit -> Çandarlı -> İzmir -> Kuşadası -> Güllük -> Gökova. Edremit, Kaz Dağları'nın eteğinde, en kuzeydeki büyük körfezlerden biridir.


Bol akarsu: Tatlı su girişi tuzluluğu azaltır.
Az buharlaşma: Hava soğuk olduğu için su buharlaşmaz, tuz konsantresi artmaz.
Bozcaada kuzeydedir. Güneye doğru inerken sırasıyla Balıkesir (Edremit), İzmir'in kuzeyi (Çandarlı) ve merkezine (İzmir Körfezi) uğrarız.


Kıta sahanlığı, denizin 200 metre derinliğe kadar olan kısmıdır. Dağların denize dik uzandığı veya geride olduğu yerlerde geniştir.
III (Çukurova çevresi): En geniş (Delta olan yerlerde kıta sahanlığı geniştir).
II: Orta seviye.
I (Teke/Taşeli çevresi): En dar (Dağlar hemen kıyıdan yükselir, deniz aniden derinleşir).
Gebze ile Yalova'yı birbirine bağlayan bu devasa köprü, İzmit Körfezi'nin geçiş noktasıdır.


Kuş uçuşu mesafe ile gerçek kıyı uzunluğu farklıdır. Ege Denizi'nde dağlar denize dik uzandığı için kıyı çok girintili çıkıntılıdır (koy, körfez, yarımada fazladır). Bu "mikro" kıvrımlar toplandığında Türkiye'nin en uzun kıyı şeridi ortaya çıkar.
Karadeniz'in alt katmanlarındaki sular oksijen bakımından çok fakirdir ve yoğun miktarda zehirli gazı barındırır. Bu gaz, balık ve diğer deniz canlılarının bu derinliğin altında yaşamasını imkansız kılar.


İzmir'in hemen kuzeyinde Çandarlı yer alır. Kaz Dağları'nın dibindeki büyük kıvrım Edremit'tir. Çanakkale'nin kuzeyinde, kendi kendini temizleme özelliğiyle bilinen körfez ise Saros'tur.
Bu bir Alüvyal Set Gölüdür. Akarsuların taşıdığı alüvyonların bir vadinin önünü kapatmasıyla oluşur. Ankara'daki Mogan ve Eymir bunun en klasik örnekleridir.
Alüvyal Setçiler: "B-A-M-E-K" (Bafa, Köyceğiz, Marmara, Eymir, Mogan).


Tektonik göller, yer kabuğu hareketleri sonucu oluşan çukurlara (grabene) suların dolmasıyla oluşur. Burdur Gölü "Göller Yöresi"nin önemli bir tektonik gölüdür.
KAF hattı Marmara'nın güneyinden geçer. Sapanca, İznik, Manyas ve Ulubat bu fay hattı üzerindeki çöküntü alanlarına yerleşmiş göllerdir.


Fırat Nehri üzerine kurulmuş, enerji üretimi ve sulama amaçlı devasa bir yapay göldür. Diğerleri (İznik, Van, Beyşehir) doğal oluşumlardır.
Burdur Gölü tektoniktir ve dışarıya akışı olmadığı için kapalı havzadır. Son yıllarda aşırı kuruma ve yer altı sularının kullanımı nedeniyle alanı ciddi oranda daralmıştır.


III. Durusu (Terkos): Marmara kıyısında bir Kıyı Set gölüdür. (Doğru)
IV. Yedigöller: Batı Karadeniz'de heyelan sonucu oluşmuş Heyelan Set gölleridir. (Doğru)
Mogan alüvyal settir, Avlan karstiktir.
Trabzon'da bulunan Sera Gölü, 1950'lerde yaşanan büyük bir heyelan sonrası vadi önünün kapanmasıyla oluşmuştur.


Erçek, Nazik, Arin ve Haçlı gölleri Van Gölü'nün hemen çevresinde bulunan Volkanik Set gölleridir. Seyfe Gölü ise Kırşehir'de bulunan tektonik bir göldür.
Hafik, Lota ve Töre gölleri Sivas çevresinde bulunan Jips (Alçıtaşı) karstı sonucu oluşmuş göllerdir. Sapanca, Ulubat ve İznik ise tektoniktir.


I Yanlış: Göller dengeli değil, belirli bölgelerde (Göller Yöresi, G. Marmara, Doğu Anadolu) toplanmıştır.
II Doğru: Türkiye'nin genel yerşekillerine bağlı olarak yükselti batıdan doğuya artar.
III Doğru: Van Gölü'nde (feribot) ulaşım ve taşımacılık yapılır.
IV Yanlış: Tamamı değil, bir kısmı tektoniktir (karstik, set, buzul gölleri de vardır).
İsmi "Marmara" olsa da bu göl Ege Bölgesi'nde, Manisa'dadır. Alüvyal set gölü özelliğindedir.


Tortum, Abant, Borabay ve Sera gölleri heyelan sonucu oluşmuştur. Küçükçekmece ise bir Kıyı Set (Limanlı) gölüdür.
Salda, Burdur-Isparta-Antalya üçgenindeki "Göller Yöresi"nde yer alan karstik-tektonik bir göldür. Hazar (Elazığ), Bafa (Aydın-Muğla), Meke (Konya) yöre dışındadır.


Ulubat, Manyas, İznik ve Sapanca Güney Marmara'nın tektonik gölleridir. Çıldır (Ardahan), Eğirdir (Isparta), Tortum (Erzurum) uzaklardadır.
Deniz kıyısında dalgaların bir koyun önünü kapatmasıyla oluşur.


Beyşehir, Eğirdir, Burdur ve Acıgöl Tektonik-Karstik (Karma) oluşumlu göllerdir. Set gölü değillerdir.
Gidegeni (ayağı) olmayan, sularını denize ulaştıramayan göller kapalı havzadır. Akşehir ve Eber iç Anadolu'daki kapalı havza örnekleridir. İznik, Sapanca ve Manyas'ın gidegeni vardır, suları tatlıdır.


Heyelan set gölleri, dik yamaçlı ve yağışlı yerlerde (özellikle Karadeniz) toprağın kayıp bir akarsu önünü kapatmasıyla oluşur. Van (Volkanik set), Eğirdir (Tektonik-Karstik), Köyceğiz (Alüvyal set) ve İznik (Tektonik) gölleridir.
Ereğli ve Hotamış sazlıkları Konya sınırları içerisindeyken, Sultan Sazlığı Kayseri (Erciyes'in güneyi) sınırları içerisindedir.


Tuz, İznik, Hazar ve Manyas gölleri Tektonik (yer kabuğu hareketleri) kökenlidir. Salda Gölü ise Karstik (eriyebilen kayaçlar) bir göldür.
Ardahan ilimizde bulunan Aktaş Gölü'nün yarısı Türkiye'de, yarısı Gürcistan'dadır.


Tortum, Zinav, Sülük ve Borabay Karadeniz kuşağında heyelan set gölleridir. Seyfe Gölü (Kırşehir) ise Tektonik bir göldür.
Krater gölleri sönmüş yanardağ ağızlarında oluşur (Nemrut gibi). Karadeniz’de aktif veya yakın dönemde sönmüş belirgin bir volkanik dağ yapısı yoktur. Heyelan, Buzul (Kaçkarlar'da), Alüvyal set (Uzungöl) ve Kıyı set (Terkos) bulunur.


Beyşehir Gölü, Türkiye'nin en büyük tatlı su gölüdür ve bu iki ilin arasında sınır görevi görür.
Çarşamba Ovası'nı Yeşilırmak oluşturur. (Kızılırmak Bafra'yı oluşturur). Yanlış.
Sivas Kızıldağ'dan doğar ve İç Anadolu'da geniş bir yay (S) çizer. Doğru.
Kelkit Çayı, Yeşilırmak'ın en büyük koludur. Yanlış.


Grabenler Ege Bölgesi'ndeki kırıklı dağlar arasındadır. Gediz, Bakırçay, Küçük ve Büyük Menderes graben nehirleridir.
Sinop ve Ordu arasında Samsun bulunur. Yeşilırmak, Samsun’un Çarşamba ilçesinden denize dökülür. Çoruh (Artvin), Sakarya (Sakarya/Adapazarı), Filyos (Zonguldak), Bartın (Bartın) rotanın dışındadır.


I. İfade Yanlış: Türkiye sınırları içinde doğup yine denizlerimize dökülen en uzun akarsu Kızılırmak'tır.
II. İfade Doğru: Yeşilırmak, taşıdığı alüvyonlarla Samsun'da Çarşamba Ovası'nı oluşturur. (Kızılırmak ise Bafra'yı oluşturur).
III. İfade Yanlış: Gökırmak, Yeşilırmak'ın değil Kızılırmak'ın en önemli koludur.
Gediz: Ege Denizi'ne döküldüğü için Açık Havza.
Aras: Hazar Denizi'ne (aslında bir göldür) döküldüğü için denize ulaşamaz, Kapalı Havza.
Çoruh: Batum'dan Karadeniz'e döküldüğü için Açık Havza.


Anamur Burnu ile Karataş Burnu (Adana) arasında kalan bölge Mersin kıyılarıdır. Bu güzergahta denize dökülen ve Silifke Delta Ovası'nı oluşturan nehir Göksu'dur.
Sinop İnceburun'dan batıya (Şile'ye) doğru gidildiğinde sırasıyla Bartın Çayı, Filyos (Yenice) Çayı ve Sakarya Nehri'nin ağızlarından geçilir.


Fırat Nehri üzerinde Türkiye'nin en büyük barajları (Atatürk, Karakaya, Keban) bulunur. Hem debisi hem de yatak eğimi nedeniyle en fazla elektrik Fırat'tan elde edilir.
Gediz ve Bakırçay (Ege), Susurluk ve Gönen Çayı (Marmara) denizine dökülürken; Sakarya Nehri, Marmara Bölgesi'nden geçmesine rağmen Karadeniz'e dökülür.


Keban Barajı Dicle üzerinde değil, Fırat Nehri üzerindedir. Dicle üzerinde ise Ilısu (Veysel Eroğlu) ve Kralkızı gibi barajlar bulunur.
Sakarya Nehri, Marmara Denizi'ne değil Karadeniz'e dökülür.


En büyük su toplama havzası.
En yüksek akım (debi).
Kolları: Murat ve Karasu.
Döküldüğü yer: Basra Körfezi (Sınır aşan nehir).
Kızılırmak (Karadeniz), Asi (Akdeniz), Sakarya (Karadeniz), Seyhan (Akdeniz). Gediz ise Batı Anadolu'dan Ege Denizi'ne dökülür.


Bir akarsuyun kar sularıyla beslenmesi için kaynağını yüksek dağlardan alması gerekir. Fırat, Doğu Anadolu'nun yüksek karlı dağlarından; Seyhan ise Toroslar'dan (Aladağlar) beslenir. Bakırçay (Ege) ve Asi (Lübnan kaynaklı, düşük rakım) bu etkiye o kadar açık değildir.
I Yanlış: Akdeniz akarsuları kışın yağışla coşar, yazın kuraklıktan debisi düşer.
II Doğru: Karadeniz her mevsim yağış aldığı için oradaki nehirler (kısa boylu olanlar dahil) daha düzenli rejime sahiptir.
III Doğru: İç Anadolu yazın çok kuraktır, bu yüzden akarsular "cılız" akar.


I Yanlış: Çarşamba Ovası'nı Yeşilırmak oluşturur. Kızılırmak Bafra Ovası'nı oluşturur.
II Doğru: Kesikköprü ve Altınkaya Kızılırmak üzerindedir.
III Doğru: Sınırlarımız dahilindeki en uzun nehirdir.
Aras'ın kolu olan Arpaçay, Ermenistan ile olan doğal sınırımızın bir bölümünü çizer.


Dicle ve Fırat (Irak/Suriye), Aras (Ermenistan/Azerbaycan), Çoruh (Gürcistan) sınır aşar. Susurluk ise Güney Marmara'dadır ve tamamen Türkiye sınırları içinde kalır.
I, Marmara'ya dökülen geniş kıvrımlı Sakarya'dır.
II, Sivas'tan doğup İç Anadolu'da dev bir yay çizen Kızılırmak'tır.
III, Akdeniz'e dökülen Göksu'dur.


Birecik Barajı Fırat üzerindedir, Kralkızı ise Dicle üzerindedir. Kızılırmak üzerinde Hirfanlı, Kesikköprü, Altınkaya bulunur.
Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes.


Türkiye'nin en büyük delta ovası olan Çukurova, bu iki nehrin taşıdığı alüvyonlarla oluşmuştur.
Arpaçay, kaynağını Türkiye topraklarından (Çıldır Gölü çevresi) alır, Ermenistan ile sınırımızı oluşturur ve ülke dışına çıkarak Aras Nehri ile birleşip Hazar Denizi'ne dökülür.


Kızılırmak, Sakarya, Seyhan ve Fırat; Anadolu'nun içinden doğar ve denize ulaşmak için Torosları veya Kuzey Anadolu Dağları'nı "yarma vadi" yaparak aşar. Dalaman Çayı ise doğrudan Batı Toroslar'ın kıyıya yakın yamacından doğar, büyük bir silsileyi aşmaz.
Karadeniz’in en önemli iki deltası vardır. Bunları karıştırmamak için şu kodlamayı kullanabiliriz: "Yeşil Çarşamba, Kızıl Bafra". Yeşilırmak Çarşamba’yı, Kızılırmak ise Bafra’yı oluşturur.


Bu iki nehir sınırlarımızı aşar (Sınır aşan akarsular), Irak topraklarında birleşerek "Şattülarap" adını alır ve Basra Körfezi'ne dökülürler.
Göksu: Akdeniz'e dökülür (Doğru).
Sakarya: Karadeniz'e dökülür (Doğru).
Ergene: Meriç'in koludur, Ege Denizi'ne dökülür (Doğru).
Filyos (Yenice): Batı Karadeniz'dedir ve Karadeniz’e dökülür. Marmara'ya değil.


Seyhan, Ceyhan, Eşen ve Manavgat Akdeniz’e dökülürken; Gönen Çayı Marmara Denizi’ne dökülür.
Menemen deltasını oluşturan akarsu Gediz'dir. Büyük Menderes ise Balat deltasını oluşturur.


Nehirlerin denize döküldüğü yerleri doğudan batıya sıralarsak: Çoruh (En Doğu) -> Yeşilırmak -> Kızılırmak -> Filyos -> Sakarya (En Batı).
Bu bölgede Karstik kayaçlar (kalker/kireçtaşı) yaygındır. Karstik kayaçlar suda eridiği için akarsu malzeme biriktiremez, malzeme eriyip gider.


Ergene, Sakarya, Gediz ve Büyük Menderes sanayinin çok gelişmiş olduğu (Marmara ve Ege) bölgelerden geçer. Çoruh ise Doğu Karadeniz'in sarp dağları arasındadır ve çevresinde sanayi azdır.
Çoruh Nehri, Türkiye'den doğar ancak Gürcistan sınırlarına girerek Batum'dan Karadeniz'e dökülür.


Gediz Nehri üzerindeki en önemli baraj Demirköprü Barajı'dır. Sulama ve enerji amaçlı kullanılır.
Kapalı havza, sularını denize ulaştıramayan havzadır. Aras ve Kura nehirleri kaynağını Doğu Anadolu'dan alır ancak denize değil, dünyanın en büyük iç gölü olan Hazar Denizi'ne (aslında bir göldür) dökülürler. Bu yüzden kapalı havza özelliği taşırlar.


Yatak eğimi akış hızını ve enerji potansiyelini (A, C, E), yağış rejimi ise su taşıma düzenini (D) doğrudan etkiler. Ancak bir akarsuyun buzulla beslenmesi için kaynağının çok yüksek dağlarda (kalıcı kar sınırı üstünde) olması gerekir; bu durum bölgenin genel yağış rejimi veya eğimiyle değil, yükseltiyle ilgilidir.
Gediz, Meriç, Büyük ve Küçük Menderes Ege Denizi'ne dökülür. Susurluk çayı ise Güney Marmara'dadır ve sularını Marmara Denizi'ne boşaltır.


Gediz Nehri çok fazla alüvyon taşıyordu ve bu alüvyonlar İzmir Limanı'nın ağzını kapatma riski taşıyordu. Liman ticaretinin aksamaması için insan eliyle yatağı kuzeye doğru kaydırılmıştır.
Ege'deki akarsuların döküldüğü yerler spesifiktir. Bakırçay, İzmir'in kuzeyindeki Çandarlı Körfezi'ne dökülür.


Termal sular (sıcak sular) fay hatlarıyla ve volkanizmayla ilgilidir. Türkiye'nin aktif bir tektonik kuşakta olması (faylar) ve genç volkanik alanların bulunması, yer altındaki ısının yüzeye çıkmasını sağlar.
II numaralı bölge (Ege Bölgesi/Afyon-Denizli civarı), Türkiye'de fay hatlarının (horst-graben sistemleri) en yoğun olduğu ve dolayısıyla jeotermal enerjinin/termal kaynakların en fazla olduğu bölgedir.


Fiyort ve Skyer tipi kıyılar matematik konum (enlem) nedeniyle sadece kutuplara yakın, buzul aşındırmasının deniz seviyesine indiği yerlerde görülür. Türkiye bir orta kuşak ülkesidir.
Dalmaçya kıyı tipi, dağların denize paralel uzandığı yerlerde deniz seviyesinin yükselmesiyle oluşur. Türkiye'de sadece Antalya-Kaş-Finike kıyılarında görülür.


Killi yapısı nedeniyle kuruyunca derin çatlaklar oluşur, yağışla beraber toprak şişer ve alt tabaka üste çıkar. Bu yüzden "dönen toprak" veya "taş doğuran" denir. En yaygın yeri Ergene Havzası'dır (Haritadaki Trakya vurgusu).
Sert karasal iklimde yaz yağışlarıyla yeşeren uzun boylu çayırlar, kışın soğukla birlikte toprakta birikir. Bu da toprağı dünyanın en verimli doğal toprağı yapar. Rengi bu yüzden siyahtır (Kara Toprak).


Bir toprakta tuz ve kireç birikmiyorsa, o toprak çok yıkanıyor demektir. Rize, Türkiye'nin en çok yağış alan yeridir. Yağmur suyu, toprağın üstündeki tuz ve kireci süpürüp alt katmanlara taşır.
Eski göl tabanlarındaki killi depolardır. Kurak mevsimde çatlayan toprağa üstten dökülen malzemeler, yağışla birlikte şişerek tekrar yukarı çıkar. Bu yüzden "dönen toprak" da denir.


Haritada V numaralı yer Erzurum-Kars çevresidir.
I. Öncül (DOĞRU): İç bölgelerde (İç Anadolu, Doğu Anadolu'nun alçak yerleri) step iklimi hakimdir. Yağış azlığı nedeniyle kahverengi ve kestane renkli bozkır toprakları en yaygın türdür.
II. Öncül (YANLIŞ): Podzol topraklar Toroslar'da değil, Batı Karadeniz'de (özellikle Bolu-Zonguldak çevresi) soğuk ve nemli iklim bölgelerindeki iğne yapraklı ormanlar altında görülür.
III. Öncül (DOĞRU): Erzurum-Kars (Kuzeydoğu Anadolu) platolarında sert karasal iklim ve yaz yağışlarıyla yeşeren çayırlar altında dünyanın en verimli zonal toprağı olan Çernozyom (Kara Toprak) oluşmuştur.
IV. Öncül (YANLIŞ): Vertisoller (Kepir/Taş doğuran) Karadeniz'de değil; Trakya (Ergene Havzası), Güney Marmara ve Muş Ovası gibi eski göl tabanlarında yaygındır.


Tuzlu topraklar (Halomorfik), buharlaşmanın en fazla olduğu kapalı havzalarda olur. Haritada II numara Tuz Gölü çevresidir. Sular buharlaşır, içindeki tuz yüzeyde kalır.
Haritada I numara Ergene Havzası'nı (Trakya) gösteriyor. Ayçiçeği tarımı için çok uygundur. Vertisol dendiğinde ilk bakacağın yer Ergene olmalı.


Podzol topraklar "soğuk ve nemli" bölge toprağıdır. Batı Karadeniz (Bolu-Zonguldak) ve Doğu Karadeniz'in yüksekleri podzollaşmanın görüldüğü yerlerdir. Kül rengindedir.
Şanlıurfa, şiddetli buharlaşmanın ve kuraklığın yaşandığı bir yerdir. Toprak içindeki su yukarı doğru çekilirken tuzu da yüzeye getirir.


Karadeniz'in kuzey yamaçları denize bakar, bol yağış alır ve gür ormanlarla kaplıdır. Orman yaprakları çürüyerek "humus" yani organik madde oluşturur. Yağış fazla olduğu için toprak asidiktir.
Yazları yağışlı, çayır: V (Erzurum-Kars) - Gitti.
Kalker üzerinde kırmızı renkli (Terra-Rossa): II (Teke/Taşeli - Akdeniz) - Gitti.
Yıkanma fazla, asidik: IV (Doğu Karadeniz) - Gitti.
Bol tuz, verimi düşük: III (Tuz Gölü çevresi) - Gitti.
I numara (Ege/İç Batı Anadolu geçişi) ile ilgili bir özellik verilmemiştir.


Türkiye genç oluşumlu, engebeli ve eğimli bir ülkedir. Bitki örtüsünün tahrip edilmesi ve sağanak yağışlar nedeniyle her yıl milyonlarca ton verimli üst toprak (A horizonu) denizlere ve barajlara taşınır. Bu durum Türkiye genelinde tarımsal verimliliği tehdit eden en yaygın ve en büyük sorundur.
I (Çukurova): Akarsuların taşıdığı malzemelerle oluşan, en verimli taşınmış (Azonal) toprak olan Alüvyal topraktır.
II (Doğu Karadeniz Kıyıları): Nemli ve yağışlı iklimde, geniş yapraklı ormanlar altında oluşan Kahverengi Orman toprağıdır.
III (Erzurum-Kars): Sert karasal iklimde, uzun boylu çayırlar altında oluşan dünyanın en verimli yerli toprağı Çernezyom (Kara toprak) dur.


Podzol topraklar, soğuk ve nemli bölgelerin (Batı ve Doğu Karadeniz’in yüksekleri) iğne yapraklı orman altı topraklarıdır. Aşırı yıkandığı için besin değeri düşüktür ve rengi kül grisidir.
Erzurum-Kars çevresinde yaz yağışlarıyla yeşeren uzun boylu çayırlar ölünce toprağa karışır ve müthiş bir humus (organik madde) sağlar. Bu yüzden rengi siyahtır ve "Kara Toprak" denir.


Bir yerde yağış ne kadar fazlaysa, toprak o kadar çok yıkanır. Yıkama arttıkça topraktaki kireç ve tuz uzaklaşır, toprak asit karakter kazanır. Karadeniz’in kuzey yamacı Türkiye’nin en çok yağış alan yeridir.
teknik olarak; erozyon toprağı süpürür, akarsu bu toprağı denize taşır ve delta büyür. Ancak erozyonun zararları arasında delta genişlemesi bir "sorun" değil, bir "sonuçtur".


Toprağın oluşumunda iki temel faktör vardır: 1. İklim (Yağış ve sıcaklık tipi belirler), 2. Ana Kaya (Kayaç tipi toprağın mineral yapısını belirler). İki kıtada toprak olması veya akarsu ağının sıklığı doğrudan toprak "tipini" belirlemez.
Çernezyom denince aklına direkt Erzurum-Kars-Ardahan Platosu gelmeli. Burası da Doğu Anadolu Bölgesi’ndedir.


Rüzgarın şekillendirici etkisi için bölgenin kurak, yarı kurak olması ve bitki örtüsünün cılız olması gerekir.
Bir akarsuyun menderes (S çizme) yapması için eğimin azalması ve yatağının genişlemesi gerekir. Ege Bölgesi’ndeki (I numara - Büyük/Küçük Menderes) graben ovalarında eğim çok az olduğu için akarsular büklümler yaparak akar.


Dar ve derin vadiler (çentik vadiler), eğimin ve yükseltinin fazla olduğu dağlık alanlarda görülür. Haritadaki I numara (Marmara/Ergene), Türkiye’nin en düz yerlerinden biridir. Düz yerde akarsu derine kazıyamaz, yayılır.
Her iki şekil de sel sularının ve rüzgarın aşındırmasıyla oluşur. Bir yerin kolayca aşınması için oranın "çıplak" yani bitki örtüsünden yoksun olması gerekir.


Bafra Deltası: Kızılırmak'ın taşıdığı alüvyonlarla oluşur (Akarsu biriktirmesi).
Ergene Ovası: Akarsu alüvyonlarının doldurduğu bir tabanlı ovadır.
Acıgöl Maarı (Volkanik), Kapıdağ Tombolosu (Dalga biriktirmesi).
Türkiye yarı kurak bir iklime sahip olduğu ve dağlık bir yapıda olduğu için her yerde akarsu veya sel suları aşındırma/biriktirme yapar.
