1/188
Looks like no tags are added yet.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress
layout
Düzen, sayfa düzeni, yerleşim şeması
stand out to employer
İşverenin gözünde öne çıkmak / dikkat çekmek
invested time
Yatırım yapılan / harcanan zaman
seeking out
Aramak, peşine düşmek, keşfetmeye çalışmak
accelerate
Hızlandırmak
think outside the box
Kalıpların dışında düşünmek, yaratıcı olmak
step up to the plate
Sorumluluk almak, taşın altına elini koymak
put your best foot forward
İyi bir ilk izlenim bırakmak, en iyi yönünü ortaya koymak
play your cards right
Kartlarını doğru oynamak (stratejik davranmak)
get your foot in the door
Bir yere kapapağı atmak, bir kuruma/sektöre ilk adımı atmayı başarmak
pull out all the stops
Elinden gelen her şeyi yapmak, tüm imkanları seferber etmek
roll up your sleeves
Kolları sıvamak (işe girişmek)
hit the ground running
İşe hızlı ve hazırlıklı başlamak, zaman kaybetmeden hemen başarı göstermek
climb the corporate ladder
Şirket basamaklarını tırmanmak, kariyerinde yükselmek
weigh
Tartmak, ölçüp biçmek, değerlendirmek
startup
Yeni girişim, sıfırdan başlayan genç şirket
multinational
Çok uluslu (şirket vb.)
candidate
Aday
contribute
Katkıda bulunmak
thesis
Tez, iddia
burn your bridges
Gemileri yakmak, köprüleri yıkmak (geri dönüşü olmayan bir karar vermek
a bird in the hand is worth two in the bush
Eldeki serçe, daldaki güvercinden iyidir
out of the question
İmkansız, söz konusu bile olamaz
beat around the bush
Lafı dolandırmak, sadede gelmemek
let the cat out of the bag
Baklayı ağzından çıkarmak, bir sırrı yanlışlıkla ifşa etmek
jump on the bandwagon
Akıntıya kapılmak, popüler bir akıma veya kervana katılmak
a dime a dozen
Çok yaygın, sıradan, her köşe başında bulunan (pek değeri olmayan)
put your money where your mouth is
Laf kalabalığını bırakıp icraat göstermek (söylediğini parayla veya eylemle desteklemek)
initiative
Girişim, ön ayak olma, inisiyatif
ambition
Hırs, büyük hedef/tutku
broadly draws on feminist critiques of male power.
Geniş ölçüde erkek gücünün feminist eleştirilerinden yararlanır / temel alır
domestic,familial context
ev ici ve ailevi baglamlar
elaborated on
detaylandirmak
extension
genisletme
confined
Sınırlandırılmış, hapsedilmiş, dar bir alana sıkışmış
derived
Türetilmiş, -den kaynaklanan
denote
İfade etmek, göstermek, anlamına gelmek
ecclesiastical power
Kilise gücü, ruhani/dini otorite
patriarchal equilibrium
ataerkil denge
confront the continuity
Süreklilikle yüzleşmek / devamlılığın üzerine gitmek
racism
Irkçılık
labor history
Emek / işçi tarihi
venture of historicizing
tarihsellestirme girisimi
withered
zayifladi soldu
endurance
kalicilik
immense variety
devasa cesitlilik
biological imperatives
biyolojik zorunluluklar
biological imperatives
biyolojik zorunluluklar
persistence
Kararlılık, sebat, ısrar
ahistoricity
tarih disi
execution
uygulama
conception
kavramsal
doomed in
mahkum olmak, sonu kötü olmaya mahkum edilmek
fruitless
sonucsuz
compelling
buyuleyici
inconclusive
sonuca ulaşmamıs
baffling
Şaşırtıcı, kafa karıştırıcı, içinden çıkılmaz
poses
Duruşlar, pozlar / (Tehlike vb.) yaratmak, oluşturmak
enduring
kalıcı Kalıcı, dayanıklı
differentiating
Farklılaşan, ayırt eden
emerge
Ortaya çıkmak, belirmek
nonlinear
Doğrusal olmayan
overturn
Devirmek, altüst etmek / (Mahkeme kararını vb.) bozmak
puke on
Üzerine kusmak
brew
Demlemek
strength in number
Birlikten kuvvet doğar / Sayıca üstün olmanın verdiği güç
nearest point of impact
En yakın darbe / çarpma noktası
the temperature must have dropped in hell
Cehennem donmuş olmalı" (Asla gerçekleşmeyecek bir şey gerçekleştiğinde söylenir)
are you trying to figure out what lie to tell me next
Bundan sonra bana hangi yalanı söyleyeceğini mi bulmaya çalışıyorsun?
malicious
Kötü niyetli, haince, muzır
hit it off
Kanı kaynamak, ilk görüşte çok iyi anlaşmak
on stepping down
İstifa etme / Görevi bırakma üzerine
a dig at mina
Mina'ya yönelik iğneleyici bir laf
bologna
Saçmalık, palavra
hit the jackpot
Turnayı gözünden vurmak, büyük ikramiyeyi kazanmak / şansı yaver gitmek
let your hair down
Rahatına bakmak, kafayı dağıtmak, kasmayı bırakmak
have a blast
Çok iyi vakit geçirmek, çılgınca eğlenmek
your eyes are bigger than your stomach
Gözü aç olmak
caught red handed
Suçüstü yakalanmak
save for a raint day
Zor günler için (para vb.) biriktirmek / saklamak
feast your eyes
Göz banyosu yapmak, hayranlıkla izlemek / gözlerini doyurmak
eat like a horse
Çok fazla yemek, kıtlıktan çıkmış gibi yemek
grab a bite
Atıştırmak, hızlıca bir şeyler yemek
bon voyage
İyi yolculuklar
in advance
Önceden, peşinden
vendors
Satıcılar, işportacılar
precautions
Önlemler, tedbirler
vaccinations
Aşılar, aşılama
insurance
Sigorta
take a rain check
Bir teklifi/daveti) başka bir zamana ertelemek, daha sonra kabul etmek
keep an eye on
Göz kulak olmak, takip etmek, gözünü ayırmamak
a taste of your own medicine
Kendi silahıyla vurulmak / Hak ettiğini bulmak (kendisine yapılan kötülüğün aynısını yaşamak)
head out
Yola çıkmak, ayrılmak, dışarı çıkmak
throw someone under the bus
Birini kendi çıkarı için satmak, harcamak veya suçlamak
make a long story short
Sözün kısası, lafı uzatmamak gerekirse
pull someones leg
Birini işletmek, biriyle kafa bulmak / şaka yapmak
in a nutshell
Özetle, kısacası
relaxation
Rahatlama, gevşeme dinlenme
leisure
Boş zaman, keyif vakti
gourmet
Gurme, yemek uzmanı