1/362
Akademik İngilizce kelime dağarcığı listesinden hazırlanan YDS ve YÖKDİL çalışma kartları.
abbey
manastır, büyük kilise
abbreviate
kısaltmak (kelime/metin), özetlemek
abdicate
(tahttan/yetkiden) çekilmek, feragat etmek
aberration
sapma, anormallik, olağandışılık
abet
(suça) teşvik etmek, yardım ve yataklık etmek
abhorrent
iğrenç, menfur, nefret uyandıran
abject
sefil, acınası, aşağılık (durum)
abjure
(inancından/hakkından) vazgeçmek, tövbe etmek
abominate
nefret etmek, tiksinmek
abound
bol olmak, (bir şeyle) dolu olmak, kaynamak
abscond
firar etmek, (suç işleyip/parayla) gizlice kaçmak
abstain from
-den kaçınmak, uzak durmak; (oylamada) çekimser kalmak
accede to
(anlaşmaya/isteğe) razı olmak, kabul etmek; (tahta) çıkmak
acclaim
övmek, alkışlamak; övgü, beğeni
accost
yanına sokulmak, yolunu kesmek, (sözle/kabaca) sataşmak
account for
oluşturmak (yüzde/miktar), açıklamak, hesap vermek
accredit
yetkilendirmek, akredite etmek, (resmen) tanımak
acquiesce
(isteksizce/sessizce) kabul etmek, boyun eğmek, razı olmak
actuate
harekete geçirmek, çalıştırmak, (bir duyguyla) güdülemek
adhere to
(kurala/ilkeye) bağlı kalmak, uymak, yapışmak
adjacent
bitişik, komşu, yan yana
admonition
uyarı, ihtar, nasihat
adroit
becerikli, maharetli, usta (özellikle zekice/çabuk)
advent
(önemli bir şeyin) gelişi, ortaya çıkışı, vuku bulması
adverse
olumsuz, ters, elverişsiz, zararlı
aggravate
kötüleştirmek, şiddetlendirmek, ağırlaştırmak
alienate
yabancılaştırmak, uzaklaştırmak, soğutmak
alleviate
hafifletmek, dindirmek, azaltmak (acı, stres, sorun vb.)
allocate
tahsis etmek, ayırmak, paylaştırmak (bütçe, zaman, yer)
allude to
ima etmek, üstü kapalı söz etmek, dolaylı atıfta bulunmak
altruism
diğerkamlık, özgecilik, fedakarlık, başkalarını düşünme
amalgamate
birleşmek, birleştirmek, kaynaşmak (şirket/kurum)
ambivalent
kararsız, karmaşık duygular besleyen, iki arada bir derede
amenable
bir şeye açık, yatkın, dünden razı, cevap veren (tedaviye vb.); uysal, söz dinleyen, yönetilebilir, uyumlu
amendment
yasa değişikliği, düzenleme, düzeltme, ıslah
amnesty
genel af, af
amorphous
biçimsiz, şekilsiz, amorf (net bir yapısı olmayan)
anachronism
tarih hatası, anakronizm (çağına uymayan kişi/nesne/adet)
animosity
düşmanlık, kin, husumet, garez
annex
ilhak etmek, (topraklarına) katmak, eklemek
annihilate
yok etmek, imha etmek, yerle bir etmek
annul
feshetmek, iptal etmek, geçersiz kılmak (evlilik/yasa)
appease
yatıştırmak, sakinleştirmek, (taviz vererek) gönlünü almak
arduous
çetin, güç, zahmetli
articulate
açıkça ifade etmek, (eklem) birleştirmek
ascribe to
atfetmek, (bir nedene) bağlamak, yüklemek
attenuate
zayıflatmak, etkisini azaltmak, inceltmek
audacity
cüret, küstahlık, büyük cesaret
auspicious
hayırlı, uğurlu, umut verici
austerity
kemer sıkma, tutumluluk, sertlik (yaşam)
authentic
özgün, hakiki, güvenilir
averse to
karşı, isteksiz, muhalif
avert
önlemek, bertaraf etmek, (gözlerini) kaçırmak
backfire
geri tepmek, ters tepmek (plan)
baffling
şaşırtıcı, kafa karıştırıcı, anlaşılmaz
banish
sürgün etmek, kovmak, aklından çıkarmak
barren
çorak, verimsiz, kısır
befall
(kötü bir şey) başına gelmek
beget
yol açmak, sebep olmak, (baba) doğurtmak
beguile
aklımı çelmek, kandırmak, büyülemek
bellicose
kavgacı, savaş yanlısı
benefactor
hayırsever, bağışçı
benevolent
hayırsever, iyi niyetli, sevecen
benign
iyi huylu (tıp), zararsız, yumuşak
bereft
mahrum, yoksun
besiege
kuşatmak, etrafını sarmak
bestow
bahşetmek, sunmak, armağan etmek
bewildering
şaşırtıcı, kafa karıştırıcı, sersemletici
blatant
bariz, apaçık (kötü bir şey), küstahça
blemish
lekelemek, bozmak, kusur
blunder
büyük hata, gaf, pot kırma
bolster
güçlendirmek, desteklemek, tahkim etmek
boom
patlama (ekonomi/nüfus), ani artış; gelişmek, patlama yapmak, gürlemek
bottleneck
darboğaz, tıkanıklık noktası
breakthrough
çığır, önemli buluş, büyük gelişme
brittle
kırılgan, hassas, kolay kırılan
brusque
kaba, sert, ters
bulky
hantal, cüsseli, çok yer kaplayan
bypass
es geçmek, atlamak, etrafından dolaşmak
capitulate
teslim olmak, boyun eğmek (şartlı)
castigate
cezalandırmak, şiddetle kınamak, azarlamak
cater to
hitap etmek, ihtiyacını karşılamak, hizmet sunmak
cease
sona erdirmek, durdurmak, kesilmek
censure
kınama, sert eleştiri; kınamak, sertçe eleştirmek
cerebral
beyinle ilgili, zihinsel, entelektüel
clandestine
gizli, el altından yapılan (genelde yasadışı)
coalesce
birleşmek, kaynaşmak, tek vücut olmak
coercion
baskı, zorlama, cebr
cognitive
bilişsel, zihinsel
cognizant of
bir şeyin bilincinde/farkında olmak
compile
derlemek, bir araya getirmek
complacency
rehavet, (tehlikeli) rahatlık, halinden aşırı memnun olma
comply with
kurallara uymak, riayet etmek, boyun eğmek
composure
soğukkanlılık, sakinlik, denge
conceal
gizlemek, saklamak, örtbas etmek
concede
kabul etmek (yenilgiyi/gerçeği), teslim etmek, hak vermek
conclusive
kesin, nihai, inandırıcı (kanıt)
condescend
tenezzül etmek, küçümseyerek davranmak
condone
göz yummak, hoş görmek (kötü bir şeyi)
conducive to
olanak sağlayan, vesile olan, yardımcı olan