1/133
Looks like no tags are added yet.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai | Chat |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress
Foundation
Temel, esas, altyapı
Critical
Eleştirel, kritik, çok önemli, tenkitçi.
Orientation
Oryantasyon, uyum eğitimi, yönelim, bilgilendirme toplantısı.
Syllabus
Müfredat
Announcement
Duyuru
Area
Alan
Regularly
Düzenli olarak, muntazaman, sürekli
Outcome
Sonuç, netice, çıktı
Schedule
Program, zaman çizelgesi, takvim / planlamak, zamanlamak.
Assessment
Değerlendirme, ölçme, kıymet biçme
Requirement
Gereksinim, koşul, şart, ihtiyaç
Grade
Not, derece, sınıf, seviye
Receive
Almak, teslim almak, edinmek.
Lay the foundation
Temel almak
Dive
Dalmak, derinlemesine incelemek
Identify
Tanımlamak
Classify
Sınıflandırmak, kategorize etmek, gruplara ayırmak
Premise
Öncül, varsayım
Assumption
Varsayım
Structure
Yapı, bünye, bina, kuruluş / Yapılandırmak, organize etmek, şekillendirmek.
Claim
İddia etmek, ileri sürmek / İddia, hak talep etme
Evidence
Kanıt, delil, bulgu
Engage
Katılmak, meşgul olmak, ilgilenmek, bağ kurmak, (dikkatini) çekmek
Interactive
Etkileşimli, karşılıklı iletişim kurulan
Pinpoint
Tam olarak saptamak, yerini net bir şekilde belirlemek / Nokta atışı, kusursuz ve kesin
Enrich
Zenginleştirmek, geliştirmek, değer katmak
Encourage
Cesaretlendirmek, teşvik etmek, desteklemek
Reasoning
Akıl yürütme, muhakeme, mantık yürütme
Fool
Aptal, salak / Kandırmak, aptal yerine koymak, dalga geçmek
Tackle
Ele almak, üstesinden gelmek, çözmek için uğraşmak
Gamified
Oyunlaştırılmış
Scenario
Senaryo, durum, olay kurgusu
Investigate
Araştırmak, incelemek, soruşturmak
Fictional
Kurgusal, hayali, gerçek olmayan
Scene
Sahne, mahal, olay yeri
Solid
Sağlam, güçlü, katı
Have a solid grasp
bir konuya tam olarak hakim olmak, iyice anlamak
Fundamental
Temel ilke
Complex
Karmaşık, zor.
Ahead
İleride, önde, gelecekte
Lies ahead
gelecekte bizi nelerin beklediğini, önümüzde zorlu veya uzun bir yolun olduğunu anlatmak için tercih edilir
Definition
Tanımlama
Importance
Önem
Assess
Değer biçmek
Significance
Önem, anlam
Evidence
Kanıt, delil, tanıklık
Evaluate
Değerlendirmek, analiz etmek, ölçmek, bir şeyin değerini veya kalitesini belirlemek
Stepping back
Geri adım atmak
Angle
Açı, bakış açısı, yön, yaklaşım
Judgment
Yargı, karar, hüküm
Weighing up
Tartmak, ölçüp biçmek, durum değerlendirmesi yapmak
Court of law
Mahkeme, hukuk mahkemesi
Independent
Bağımsız, özgür, başka bir şeye veya kimseye bağlı olmayan
Flaw
Kusur, hata, eksiklik
Phenomenon
Fenomen, olgu, olağanüstü durum / olay
Edge
Kenar, sınır, uç, avantaj
Accurate
Doğru, hatasız, kusursuz, tam
Relevant
İlgili, konuyla ilgili, yerinde, alakalı
Sufficient
Yeterli, kifayetli, kâfi
Sway
Etkilemek, sallamak, birinin fikrini değiştirmek
Belief
İnanç, düşünce, kanaat
Excitement
Heyecan, coşku, hareketlilik
Resonate
Yankılanmak, duygudaşlık kurmak
Crucial
Çok önemli, hayati, kritik
What sets them apart
Onları ayıran özellik, onları farklı kılan şey
Break down
Parçalarına ayırmak, detaylıca incelemek, bozulmak
Meticulously
Titizlikle, büyük bir özenle, ince eleyip sık dokuyarak
Pattern
Desen, örüntü, kalıp, model
Reasoned judgment
Mantıklı karar, gerekçelendirilmiş yargı, sağlam temele dayanan değerlendirme
Assumption
Varsayım, önkabul, kanıtlanmamış doğru
Bias
Önyargı, taraf olma durumu
Logical
Mantıksal, mantıklı, tutarlı
Structure
Yapılandırmak, düzenlemek, yapı
Approach
Yaklaşım, izlenen yol, yöntem / yaklaşmak, ele almak
Implications
Olası sonuçlar, doğuracağı sonuçlar, çıkarımlar, alt metinler
Specification
Teknik özellik, şartname
Practical tip
Pratik ipucu, işe yarar tavsiye, uygulanabilir püf noktası
Attempt
Girişim, deneme, teşebbüs / denemek, kalkışmak.
Participate
Katılmak, yer almak, iştirak etmek
Experiment
Deney, deney yapmak
Deviser
Tasarlayan kişi, icat eden, planlayan, mucit.
Cognitive
Bilişsel, zihinsel, idrakle ilgili.
Breakthrough
Çığır açan yenilik, büyük buluş, dönüm noktası
Intelligent
Zeki, akıllı, akıllıca tasarlanmış
Creature
Yaratık, canlı, varlık.
Repeatedly
Defalarca, tekrara dayalı olarak, sürekli olarak, ard arda
Evaluate and seek truth
Değerlendirmek ve gerçeği aramak
No one does
Kimse yapmıyor, hiç kimse yapmaz, kimsenin yaptığı yok
Vowel
Sesli harf, ünlü harf
Reveal
Ortaya çıkarmak, açığa vurmak, sırrı ifşa etmek, göstermek
Conditional statement
Koşullu ifade, şart cümlesi
Made up
Uydurulmuş, hayali, düzmece, makyaj yapılmış
Independently
Bağımsız olarak, kendi başına, başkasına bağlı olmadan
Consonant
Sessiz harf, ünsüz harf
With that in mind
Bunu akılda tutarak, bu düşünceyle, bu bağlamda, bunu göz önünde bulundurarak
Accurately
Doğru bir şekilde, hatasız olarak, tam olarak, kusursuzca
Debunk
Safsatayı çürütmek, yanlış bir inancı veya efsaneyi gözler önüne sermek, foyasını ortaya çıkarmak
Obviously
Açıkçası, belliki, aşikâr bir şekilde, şüphesiz
Exist
Var olmak, mevcut olmak, yaşamak
On the lookout for
... arayışında olmak, gözü açık olmak, dikkatle kollamak, gözetlemek