1/99
Impact 12 Vocabulary Book kaynağındaki tüm kelimeler ve Türkçe karşılıkları.
Name | Mastery | Learn | Test | Matching | Spaced | Call with Kai | Chat |
|---|
No analytics yet
Send a link to your students to track their progress
abolish (v)
Resmi olarak yürürlükten kaldırmak, iptal etmek
abruptly (adv)
Aniden, birdenbire
acquisition (n)
Edinim, kazanım, elde etme
advance (n / adj / v)
İlerleme, gelişme; önceden; ilerlemek
alert (n / adj / v)
Uyarı, alarm; tetikte, uyanık; uyarmak
amnesty (n)
Genel af
apex (n)
Zirve, tepe noktası
arouse (v)
Uyandırmak, harekete geçirmek, teşvik etmek
attack (n / v)
Saldırı; saldırmak
awareness (n)
Farkındalık, bilinç
beat (n / v)
Ritim, vuruş; yenmek, vurmak
blanch (v)
Ağartmak, sararmak, rengi solmak
bribery (n)
Rüşvet alma veya verme
capacity (n)
Kapasite, yetenek, hacim
celestial (adj)
Göksel, semavi
circumvent (v)
Atlatmak, etrafından dolanmak, engeli aşmak
coherent (adj)
Tutarlı, mantıklı, uyumlu
communicate (v)
İletişim kurmak, haberleşmek
compress (v)
Sıkıştırmak, preslemek
confidence (n)
Güven, kendine güven
consistent (adj)
Tutarlı, istikrarlı
contrary (adj)
Karşıt, aksi, zıt
craggy (adj)
Kayalık, sarp, engebeli
currently (adv)
Şu anda, mevcut durumda
decree (n / v)
Ferman, kararname; emretmek, karara bağlamak
delinquent (adj)
Suç işleyen, görevini ihmal eden, borcunu geciktiren
desert (n / v)
Çöl; terk etmek, bırakmak
diligently (adv)
Özenle, gayretle, çalışkan bir şekilde
disappointment (n)
Hayal kırıklığı
disobedient (adj)
İtaatsiz, söz dinlemeyen
distortion (n)
Tahrifat, çarpıtma, bozulma
dumb (adj)
Dilsiz, konuşamayan; aptal
elevation (n)
Yükseklik, rakım, yükseltme
enclose (v)
Çevrelemek, kuşatmak, ekte sunmak
entail (v)
Gerektirmek, zorunlu kılmak
erect (adj / v)
Dik; dikmek, inşa etmek
evenly (adv)
Eşit olarak, düzgünce
execute (v)
Yürütmek, uygulamak, idam etmek
express (v)
İfade etmek, dışa vurmak
fallacy (n)
Yanlış inanç, safsata, yanılsama
fiercely (adv)
Şiddetle, amansızca, öfkeyle
forecast (n / v)
Tahmin, hava tahmini; tahmin etmek
friction (n)
Sürtünme, anlaşmazlık, sürtüşme
genocide (n)
Soykırım
gravel (n)
Çakıl, çakıl taşı
harmful (adj)
Zararlı, hasar veren
hinder (v)
Engellemek, aksatmak
hurl (v)
Fırlatmak, savurmak
impartial (adj)
Tarafsız, adil, nesnel
inadequately (adv)
Yetersiz bir şekilde
indicate (v)
Göstermek, belirtmek, işaret etmek
influenza (n)
Grip, nezle
insert (v)
Sokmak, eklemek, yerleştirmek
intensify (v)
Yoğunlaştırmak, şiddetlendirmek
inundate (v)
Sel basmak, boğmak, taşımak
jeopardize (v)
Tehlikeye atmak, riske atmak
leaf (n)
Yaprak
link (n / v)
Bağ, bağlantı; bağlamak, birleştirmek
maintain (v)
Sürdürmek, korumak, bakım yapmak
material (n)
Malzeme, materyal, kumaş
metaphorical (adj)
Mecazi, metaforik
moderate (adj)
Ilımlı, makul, orta düzeyde
mutual (adj)
Karşılıklı, ortak
nominee (n)
Aday, gösterilen kişi
obstacle (n)
Engel, mani
opportunity (n)
Fırsat, imkan
output (n)
Ürün, çıktı, üretim miktarı
partial (adj)
Kısmi, taraflı
perplexing (adj)
Kafa karıştırıcı, karmaşık
persuasively (adv)
İkna edici bir şekilde
precaution (n)
Önlem, tedbir
predict (v)
Tahmin etmek, öngörmek
principal (n / adj)
Okul müdürü, asıl; ana, temel, başlıca
prolong (v)
Uzatmak, süresini artırmak
punctual (adj)
Dakik, zamanında gelen
rapidly (adv)
Hızla, çabucak
refer (v)
Değinmek, atıfta bulunmak, sevk etmek
reliable (adj)
Güvenilir, dürüst
removal (n)
Kaldırma, çıkarma, sökme
resistance (n)
Direnç, karşı koyma
revenge (n / v)
İntikam, öç; intikam almak
rotate (v)
Döndürmek, dönmek, sırayla değiştirmek
scarce (adj)
Kıt, nadir, yetersiz
seize (v)
Ele geçirmek, yakalamak, el koymak
shelter (n / v)
Barınak, sığınak; barındırmak, sığınmak
slope (n)
Eğim, yamaç, meyil
spectacular (adj)
Muazzam, görkemli, dikkat çekici
staple (adj / v)
Temel, ana öğe; zımbalamak
strangle (v)
Boğmak, nefessiz bırakmak
substitute (n / v)
Yedek, vekil; yerine geçirmek, ikame etmek
surgical (adj)
Cerrahi, ameliyata ait
symptom (n)
Belirti, semptom
term (n)
Terim, dönem, süre, koşul
tough (adj)
Zorlu, sert, dayanıklı
tribe (n)
Kabile, aşiret
unlikely (adj)
Olası olmayan, muhtemel olmayan
vacant (adj)
Boş, açık (pozisyon/oda)
venerate (v)
Saygı duymak, hürmet etmek
virtually (adv)
Neredeyse, hemen hemen, fiilen
widespread (adj)
Yaygın, geniş çaplı