1/240
Looks like no tags are added yet.
debt
borç
immune
bağışık, muaf
phase
safha, evre, aşama
further
kolaylaştırmak, ilerletmek
impact
etki, çarpma
contain
içermek, kontrol altına almak
take place
meydana gelmek
diverse
çeşitli, farklı
auction
açık artırma, müzayede
scholarship
burs, bilim
various
çeşitli
massive
büyük, kocaman
restore
yenileştirmek, düzen sağlamak, eski haline getirmek
occupation
iş, meslek, işgal
merely
yalnızca, sadece
rapidly
hızlı bir şekilde
policy
politika, hareket tarzı
exposure to
maruz kalma, teşhir
useless
yararsız, faydasız
revolutionary
devrimsel, devrim niteliğinde
governance
yönetim
passionately
tutkuyla
instability
istikrarsızlık
establishment
kurum, tesis, düzen
launch
başla(t)mak, fırlatmak
confuse
kafasını karıştırmak, şaşırtmak
attitude
tavır, tutum
initiative
girişim
briefly
kısaca
ease
kolaylaştırmak, azal(t)mak
exposed to
maruz bırakmak
eruption
püskürme, patlak verme
assign
ayırmak, tahsis etmek, görev vermek
corruption
yolsuzluk, yozlaşma
internal
dahili, iç
insist on
ısrar etmek
define
tanımlamak, tarif etmek
duplicate
kopyalamak
inspire
ilham vermek
occupy
işgal etmek, meşgul etmek
hinder
engellemek
cease
durmak, durdurmak
entire
bütün, tüm
compete
yarışmak, mücadele içinde olmak
eventually
sonunda, nihayet
modest
alçak gönüllü, mütevazi, gösterişsiz
pioneer
öncü
sensible
akıllı, mantıklı
inspiration
ilham, esin
candidate
aday
rise
yükselmek, iyileşmek
estimate
tahmin etmek
labour
çalışma, emek, iş gücü
attempt
girişimde bulunmak, teşebbüs etmek
racism
ırkçılık
occurrence
olay, vuku bulma, meydana gelme
completely
tamamen
probability
olasılık
overview
genel bakış, genel değerlendirme, genel bilgi
comprehensive
etraflı, kapsamlı
unwilling
isteksiz, gönülsüz
spirit
ruh
priority
öncelik, üstünlük
definition
tanım, tarif
suspicion
kuşku, şüphe
considerable
büyük, önemli derecede
exile
sürgün
terrain
bölge, arazi
slave
köle
requirement
gereksinim, ihtiyaç
fairly
adil şekilde, oldukça
representation
temsil, betimleme
debate
tartışmak
endanger
tehlikeye atmak
flood
sel, tufan, bolluk
turmoil
karışıklık, kargaşa, telaşe
contribute to
katkıda bulunmak, -e sebep olmak
stable
istikrarlı, değişmez
objectively
tarafsızca
valid
geçerli, mantıklı
emphasize
vurgulamak
product
ürün, mahsul, netice
depict
anlatmak, tasvir etmek
invest
yatırım yapmak
faultless
hatasız, mükemmel
responsible for
-den sorumlu
necessarily
muhakkak, mutlaka
suffer from
çekmek, -den muzdarip olmak
embrace
kucaklamak, sahiplenmek
reduction
azalma, eksilme
solely
sadece, yalnızca
tend to
eğilimli olmak
consideration
düşünce, göz önüne alma, faktör
shortage
kıtlık, eksiklik
subjective
öznel, subjektif
pursue
takip etmek, izlemek
emerge from
-den çıkmak, -den gelişmek, -den ortaya çıkmak
proposal
teklif, öneri
primarily
başlıca, öncelikle
custom
gelenek, örf, adet