“Troya Savaşı” (Barry Strauss) Kitabından Notlar

Troya Savaşı Notları

Barry Strauss Hakkında

  • Savaş ve deniz tarihi uzmanı
  • Cornell Üniversitesi Tarih bölümünde profesör
  • Antik dünyada liderlik konusunda araştırmalar yapmış
  • Caesar, Hannibal ve Büyük İskender gibi liderlerin stratejileri üzerine dersler veriyor
  • Yazarın eserlerinden bazıları: Ten Caesars, The Death of Caesar, The Battle of Salamis, The Spartacus War

Bahattin Bayram Hakkında

  • 2016 yılında Akdeniz Üniversitesi Tarih bölümünden mezun
  • 2020'de Akdeniz Uygarlıkları Araştırmaları Enstitüsünde yüksek lisans tamamladı
  • İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tarih bölümünde doktora yapıyor
  • Geç Antik ve Bizans çalışmaları alanında çalışıyor
  • Bizans Ekonomisi adlı eseri Türkçeye kazandırdı
  • Çeşitli yayınevleri için editörlük ve çevirmenlik yapıyor

İçindekiler

  • Sunuş
  • Yazarın Notu
  • Çevirmenin Notu
  • Troya Savaşı ile İlgili Olayların Tarihi Akışı
  • Eski Çağ Tarihi ve Arkeolojisi Üzerine Bir Not
  • Giriş
  • Bölüm I: Helene İçin Savaş
  • Bölüm II: Kara Gemiler Yelken Açıyor
  • Bölüm III: Kıyı Çıkarması Operasyonu
  • Bölüm IV: Surlara Akın
  • Bölüm V: Kirli Savaş
  • Bölüm VI: Başı Belada Bir Ordu
  • Bölüm VII: Ölüm Tarlaları
  • Bölüm VIII: Gece Hareketleri
  • Bölüm IX: Hektor’un Taarruzu
  • Bölüm X: Akhilleus’un Topuğu
  • Bölüm XI: Troya Atının Gecesi
  • Sonuç
  • Ek: Lügatçe
  • Kaynaklar
  • Teşekkürler
  • Dizin

Troya Savaşı ile İlgili Olayların Tarihi Akışı

  • Tunç Çağı: MÖ 3000-1000
  • Miken uygarlığının zirvesi: MÖ 1450-1180
  • Linear B yazımı: MÖ 1450-1100
  • Sub-Miken dönemi: MÖ 1180-1050
  • Troya VI: MÖ 1740/1730-1300
  • Troya Vli (eskiden Troya Vlla olarak biliniyordu): MÖ 1300/1210-1180
  • Troya Vlj (eskiden Troya Vllbl olarak biliniyordu): MÖ 1210/1180-1130
  • Troya VIIb2: MÖ 1130-1050
  • Troya Savaşı: MÖ 1210-1180
  • Hitit imparatorluğu: MÖ 1380-1180
  • Yeni Mısır Krallığı: MÖ 1550-1075
  • Megiddo Muharebesi: MÖ 1479
  • Amarna Mektupları: MÖ 1382-1334
  • Kadeş Savaşı: MÖ 1274
  • Assur’un Tunç Çağı zirvesi: MÖ 1300-1200
  • Ugarit’in çöküşü: MÖ 1187
  • Yunan saraylarının çöküşü: MÖ 1180
  • Deniz Halkları: MÖ 1200-1100
  • Yunan karanlık çağları: MÖ 1050-800
  • Yunan Rönesansı: MÖ 800-700
  • Yunan alfabesinin icadı: MÖ 750
  • Homeros İlias ve Odysseia’nm Atina’da yazıya geçirilmesi: MÖ 560-527

Eski Çağ Tarihi ve Arkeolojisi Üzerine Bir Not

  • Eski Çağ tarihi, geleneksel olarak ilk Olimpiyat Oyunları’nın düzenlendiği MÖ 776 yılında başlar.
  • Yunan alfabesinin ilk örneği de takriben MÖ 750 senesine tarihlendirilir.
  • Büyük oranda arkeoloji sayesinde, “tarih öncesi” Yunanlara dair çok şey biliyoruz.
  • Linear B olarak adlandırılan yazı sistemi, takriben MÖ 1450 ilâ 1180 yılları arasında kullanıldı.
  • Yunan kent devletleri en müreffeh günlerine takriben MÖ 750-323 yılları arasında ulaştılar.
  • MÖ 750-480 yılları arasındaki dönem Arkaik Çağ olarak bilinirken, MÖ 480-323 yılları Klasik Çağ olarak adlandırılır.
  • Klasik Çağ’ın kavşağında, bugün Büyük İskender diye bilinen, tüm Yunanistan’ın yanı sıra doğuda Pers İmparatorluğunu da fetheden Makedon Biralı III. Aleksandros bulunur.
  • Aleksandros’un fetihleri, Hellenistik Çağ olarak tanınan Yunan-Makedon krallıklarının yeni bir dönemini başlatır.
  • Batıda barbar krallıkları doğuda ise Bizans İmparatorluğu olmak üzere ikiye ayrılacak olan Roma İmparatorluğu’na bir zemin hazırlamıştır.
  • Arkaik Çağ’ın başlangıcından evvelki dört yüzyıl müşterek bir biçimde Yunan Karanlık Çağları (takriben MÖ 1150-750) olarak bilinmektedir.
  • MÖ 1000 ilâ MS 1 yılları arasını kapsayan milenyum için kullanılan Demir Çağ’dır.
  • MÖ 3000’den takribi MÖ 1000’e uzanan daha önceki iki milenyum çağın aletleri ve silahları için en yaygın metaline binaen Tunç Çağ olarak bilinir.
  • Yunanistan’da Tunç Çağ genellikle üç döneme ayrılır: Erken (MÖ 3000-2100), Orta (MÖ 2100-1600) ve Geç (MÖ 1600- 1150).
  • Thera Adası’nm büyük kısmını yerle bir eden muazzam büyüklükteki volkanik patlama kabaca MÖ 1628 yılına tarihlendirilmiştir.
  • Toprak katmanlarının teknik ismi stratadır ve katmanların dikkatli bir şekilde çalışılması ise stratigrafi (tarihsel jeoloji) olarak adlandırılır.
  • Troya şehri, Tunç Çağ’ında bir düzine ayrı katmandan müteşekkildir. Her biri, belirli bir dönemde şehre karşılık gelir.
  • Troya I takribi MÖ 3000—2600 yıllarına denk düşerken, eskiden Troya Vlla olarak anılan Troya VIi MÖ 1300-1180 dolaylarına işaret eder.
  • Uzmanlar, seramiklerin şekilleri ve tarzlarındaki değişimlerin izlerini dikkatli bir şekilde sürerek ve belirli bir seramik parçasının bulunduğu katmanı özenli bir biçimde kaydederek, arkeolojik stratayı kimi zaman bir nesil zaman sürecine tarihlendirebilirler.
  • Birkaç kesin tarih ile sabitlenmiş Erken, Orta ve Geç Helladik olarak bilinen dönemler, tarih öncesi Yunanistan için yapı taşlarıdır ki bu dönemler kendi aralarında Orta Helladik III, Geç Helladik IIB1 gibi alt dönemlere ayrılırlar.
  • MÖ 2000’den 1450 dolaylarına değin Krete Adası’nda (Girit) medeniyetin serpildi.
  • İlk Yunanca konuşanlar, MÖ 2000 dolaylarında doğudan Yunanistan’a gelmişlerdi.
  • Geç Tunç Çag ında (yaklaşık MÖ 1600- 1100) yeni gelenlerin uygarlığı bir dizi savaşçı krallıkta Yunanistan’a hâkim oldu ki bunlardan en önemlileri Mykenai, Thebai ve Pylos idi.
  • Buluntular, Mikenlerin kendilerini ayrıca Akhaioi ve Danaoi olarak isimlendirdiklerini önermektedir ki her iki terim de Homeros’un Argeioi ile Mikenler için kullandığı kavramlardır.
  • MÖ 1450 dolaylarında Minos Girit’ini zapt etmişler ve Doğu Ege Adaları ve Anadolu anakarasındaki Miletos’u ele geçirmişlerdir.
  • Hititlerin büyük kralı; Assur, Babil, Mitanni ve Mısır hükümdarlarıyla eşit düzeyde muhatap olacak kadar önemli ve onlarla savaşa tutuşacak kadar güçlüydü.
  • Hitit kraliyet arşivlerinde binlerce kil tablet bulunmaktadır.
  • Luwice, Hitit diliyle yakından ilişkilidir ve çoğunlukla Güney ve Batı Anadolu’da konuşuluyordu.
  • Tunç Çağ’ında Doğu Akdeniz’de başka yazı sistemleri de mevcuttu.
  • Akad dili, diplomasinin uluslararası diliydi.
  • Pek çoğu MÖ 1382-1344 yılları dolaylarına tarilılendirilen Amarna Mektupları, Doğu Akdeniz prensleri arasındaki temasların bir koleksiyonudur.
  • Yeni Krallık Mısır’ının (MÖ 1550—1070) savaşçı firavunları, askeri hususlara ilişkin bir bilgi haznesi bırakmışlardır.
  • Bizim için açık ara en önemlisi Wilusa’ydı.
  • Yunanların önce Wilion daha sonra Ilion (yani Troya) olarak adlandırdıkları mekân olarak kabul edilmektedir.
  • Dalga dalga farklı halklar yaşadı.
  • Geç Tunç Çağ’ında Troya, Ege Denizi civarındaki en geniş şehirdi.
  • Geç Tunç Çağ’ındaTroya yakınlarındaki önemli bir limanı kontrol ediyordu ve kendisini devasa bir duvar kompleksi, hendekler ve ahşap çiftler ile koruyordu.
  • Ilias, Troya Savaşı’nın sonlarına yakın bir noktada kurulmuştur ve çatışmanın iki ayını kapsar.
  • Odysseia, kahraman Odysseus’un Troya’dan eve uzun ve zorlu yolculuğu ile ilişkilidir.
  • “Epikos Kyklos” olarak bilinen bu şiirlerden altısı, Ilias ve Odysseia.'n
  • Kypria, savaşın patlak vermesini ve ilk dokuz yılını konu alır.
  • Aithiopis, Troya’nın Etiyopyalı ve Amazon müttefiklerine yer verir.
  • Ilias Mikra [Küçük Ilias] Troya atına; Ilioupersis, Troya kuşatmasına; Nostoi, muhtelif Yunan kahramanlarının, bilhassa Agamemnon’un dönüşüne odaklanır.
  • Telegoneia ise Odyseeia'nın bir devamıdır.

Giriş

  • Troya, savaşa davet çıkarıyordu.
  • 1871’de Heinrich Schliemann, Çanakkale Boğazı’nın girişine yakın bir mevkide Troya kalıntılarının bulunduğu bir höyüğün duyurusu ile dünyayı şaşkına çevirdi.
  • 1991 yılından beri yürütülen yeni kazılar, Homeros’un şehre dair haklı olduğunu kanıtlayan adeta bir arkeolojik devrimi vücuda getiriyor.
  • Çeperden uzak bu kanıtlar Homeros ya da başka bir Yunan kaynağından değil, Hitit metinlerinden gelmektedir.
  • Bu dokümanlarda Homeros’un Troya ya da Ilion olarak andığı şehirden Taruisa ya da Wilusa olarak bahsedilmektedir.
  • Troya’nın şimdilerde keşfedilen şehir planı, bir Yunan şehrinden ziyade Anadolu şehrine benzediğini göstermektedir.
  • Troyalıların büyük bir ihtimalle Hitit diline yakından akrabalığı bulunan bir dil konuştuklarını ve Troya’nın bir Hitit müttefiki olduğunu ortaya koymaktadır.
  • Yunanlar, Tunç Çağ’inin Vikingleriydiler.
  • MÖ 1400’lerde Yunanlar; Lykia ve Kıbrıs’a geçemeden evvel Krete, Güneybatı Ege adaları ve Anadolu’nun Ege sahilinde bulunan Miletos’u fethettiler.
  • MÖ 1300’lerde Batı Anadolu’nun Hitit hakimlerine karşı isyanlara ön ayak oldular.
  • MÖ 1200’lerde Troya için büyük bir tehdit arz eden Kuzeydoğu Ege adalarına doğru güçlenmeye başladılar.
  • MÖ 1100’lerde Deniz Halkları olarak bildiğimiz, önce Kıbrıs’a akabinde Levant ve Mısır’a indikten sonra Filistin’e yerleşen yağmacı dalgasına iştirak ettiler.
  • MÖ 1200 dolaylarına tarihlendirilen Troya Savaşı, daha büyük bir bulmacanın yalnızca bir parçasıdır.
  • Ilias’ta “Kassandra’nın Çığlığı” olmadığı gibi ünlü “Akhilleus’un Topuğu” da yoktur.
  • Homeros olayları anlatırken abartmayı seviyordu ve Troya Savaşı konusunda oldukça seçici ve kendine özgü bir bakış açısına sahiptir.
  • Anadolu ve Yakın Doğunun Son Tunç Çağ kültürleri üzerine yapılan son araştırma sonuçları, Troya Savaşı’ndaki olaylardan yaklaşık 500 yıl sonra yaşadığı tahmin edilen Homeros’un bu dönemle ilgili çok şey bildiğini ortaya koymaktadır.
  • Troya Savaşı’nın Gerçek Nedeni Olarak Paris ve Helene Savaş teknikleri, silahlar, gelenekler, inançlar, düşman cesetlerinin parçalanması, savaş konseyi toplantılarında krallar ve kahramanlar arasındaki tartışmalar; savaş kahramanı olmanın bir sembolü olarak ağlamak, en yakın dostunu kendi elleriyle gömmek ve ona görkemli bir mezar tepesi inşa etmek… Bunların hepsi Son Tunç Çağ’ındaki yaşamının arkeolojik ve yazılı metinlerle oldukça iyi bir şekilde belgelenmiş gerçekleridir.
  • Helene’nin Paris tarafından kaçırılmasının gerçekten de Troya Savaşı’nın nedeni olabileceğini ortaya koymuştur.
  • Homeros’a göre Troya Savaşı on yıl içinde bitmiştir, ordularda en az yüz bin adam ve 1.184 Yunan gemisi vardı, tanrı[çajların rolü büyüktü.
  • Ilias bu uzun çatışmanın dokuz yılında, yalnızca iki aylık bir zaman dilimine odaklanır.
  • Ilias, bu uzun çatışmanın dokuz yılında, yalnızca iki aylık bir zaman dilimine odaklanır.
  • Savaşın dokuzuncu yılında Yunan ordusu neredeyse dağılmıştı. Ölümcül bir salgını, Yunanistan’ın en büyük savaşçısı Akhilleus’un isyanı izledi.
  • Ilias, Hektor’un cenaze töreni ile biter.
  • Odysseia, savaştan sonra­ sınıkonu alır ve esas olarak Yunan kahraman Odysseus’un eve giden zorlu yolcuğunu anlatır.
  • Tamamlanan Troya Savaşı alçak yoğunluklu çatışmalardan ve siviller üzerine gerçekleştirilen saldırılardan müteşekkildi. Bu, ikinci Dünya Savaşı’ndan ziyade teröre karşı bir savaş gibiydi.
  • Ilias, öğle vakti açık bir havada savaşılan ve nakavt yumruğu ile sonuçlanan bir şampiyonluk boks maçıdır. Troya Savaşı ise karanlıkta mücadele verilen ve rakibine bir çelme takarak kazanılan bin ayrı güreş müsabakasıydı.
  • Ilias, bir kahramanın, Akhilleus’un hikâyesidir. Troya Savaşı ise hilebaz Odysseus’un ve son kalan Aineias’ın anlatısıdır.
  • Ancak Ilias'm bu kadar gerçekçi olmasının nedeni tam da bu abart­ malar, yani “haber verme” biçimidir.
  • Örneğin Homeros’ta mantıksız görünen kimi hususların doğruluğu muhtemeldir zira aynı ya da benzer gelenekler Antik Yakın Do­ ğu’nun Tunç Çağ uygarlıklarında da mevcuttu.
  • Bu, tıpkı bugün İngilizcedeki “onda dokuz kez” ifadesinin gerçek sayılar yerine “genellikle” anlamına gelmesi gibi bir mecaza işaret eder.
  • Troya’nın şansı, şehrin bulunduğu mevkide yatar.
  • Şehir ilk etapta 75 dönümden ibaretti ve 5.000 ilâ 7.500 arasında bir nüfus ikamet ediyordu.
  • Troyalılar, dünyanın büyük aracıları arasındaydılar.
  • Troyalıların satabileceği yalnızca bir metaları vardı: dillere destan atları.
  • Doğuda, İç Anadolu’da savaş arabalarım koşturan, Anadolu’nun yanı sıra Yakın Doğu’yu da kontrolü atlına alan Hititler vardı.
  • Batıda, donanması Ege Denizi boyunca baskı yaratan yükselen bir güç ikamet ediyordu: Yunanlar.
  • Yunanlar için Troya hem bir tehdit hem de cezbedici bir şeydi. Şehir; bir yandan Yunanların kalbine doğrultulan bir han­ çer, öte yandan Hititlerin anavatanına giden bir köprüydü.
  • Tecrübeli ve sabırlı akıncılar olan Yunanlar, uzun süreli çatış­ malara hazırlardı.
  • Yunanlıların sahip olduğu üç avantajı vardı: Troyalılardan uygar bir toplum değillerdi, daha sabırlılardı ve gemileri dolayısıyla stratejik hareketliliğe sahiplerdi.
  • Troya Savaşı, muhtemelen MÖ 1230 ilâ 1180 yılları arasında bir tarihte meydana geldi.
  • MÖ 1180 dolaylarında Mykenai’den Pylos’a Yunan anakarasının büyük sarayları ve bunlar arasındaki pek çok nokta kendiliğinden yıkılmıştır.

Bölüm I: Helene İçin Savaş

  • Helene, savaşı başlatan bir kıvılcımdır.
  • Troya Prensi Paris, Helene’yi kaçırırken düşman toprakları üzerine kanlı bir harekâtta bulundu.
  • Menelaos’un Sparta’nın zengin tepelerindeki sarayında Helene ve Paris’in ilk buluşmasını hayal edin.
  • Yalınayak hizmetliler el yıkama ritüeli için kandiller, gümüş ve altın sürahilerle oradan oraya koşturuyorlardı.
  • Sofrada bal, incir, ekmek ve kraliyet deposundan kuzu, oğlak, domuz, tavşan, geyik eti ya da yaban domuzu gibi en iyi etler vardı.
  • Tercih edilen içecek, büyük bir şarap kâsesi içerisinde bira ve bal likörü ile karıştırılmış, muhtemelen çam reçinesi tadında bir kokteyldi ki Tunç Çağ Yunanistan’ında reçineli şarap zaten yaygındı.
  • Linear B metinlerinin “Troyalı” isimli bir askeri komutanı ve “Troya Kadını” adlı bir arazi kiracısını kaydettiği, Sparta’nın batısındaki Pylos Yunan Krallığını düşünün.
  • Kadınları severdi, ünlü yayını kullanmakta gösterdiği mahareti onlara da gösterirdi ancak söz konusu Helene olunca, ruh eşini bulmuştu.
  • Menelaos’un muhtemelen omuzlara dökülen saçları ve süslü sakalları vardı ancak bıyığı yoktu.
  • Helene evini, kocasını ve kızı Hermione’yi Paris uğruna terk et­ mek için karşı konulamaz bir arzu duyuyordu.
  • Agamemnon da bu sözleri tekrarlar.
  • Hitit kanunu, bir kadına boşanma sürecini başlatma hakkı tanıyordu
  • Paris, Helene’yi kaçırırken düşman toprakları üzerine kanlı bir harekâtta bulundu ve Helene’yi, Troya’daki kraliyet sarayında ve uluslararası arenadaki ülkesinin ko­ numunda bir avantaj sağlamak adına kullanmayı amaçlamıştı.
  • Evlilik, esasen bir sözleşmeydi. Hitit kanunu, ailesinin rızası ol­ madan bir kadını kaçıran adam için çarpıcı bir imaj kullanır: “Bir kurt oldun.”
  • Aynı zamanda Troya, ufuktaki yağma kaynağının en zengin olanım teşkil ediyordu.
  • Helene evini, kocasını ve kızı Hermione’yi Paris uğruna terk et­ mek için karşı konulamaz bir arzu duyuyordu.
  • filozof örtüsünü kaldırdığınızda, altından bir yırtıcı çıkardı: onlar Tunç Çağ’ının Yunanlarıdır

Bölüm II: Kara Gemiler Yelken Açıyor

  • Tüm Argos’un ve birçok adacığın kralı, taşlık bir toprakta duruyor ve donanmasını inceliyordu.
  • Agamemnon, hizmetkârlarının üzerinde bir kule gibi yükseliyor.
  • Homeros’un Agamemnon’u kibirlidir.
  • Linear B tabletlerinde destanların hiç bulunmamasından dem vuran bilim insanları tarafından eleştirilir.
  • Miken sanatı, ozanların Homeros’tan yüzyıllar önce var olduklarını göstermektedir.
  • En nihayetinde Helene’nin bir kraliçenin kefaretini kendisiyle birlikte Troya’ya götürmeye karar vermesi hasebiyle kralın hâzinesinde bir bunalım söz konusuydu.
  • Helene ve Paris ayrılırken kendilerine başka hangi ganimetleri aldı­ lar kim bilir?
  • Agamemnon’un elçileri diğer kralları harekete geçmeleri için çağırırken, Yunanistan’ın nabzı hızlanmıştı.
  • Thebai’ın gücü bir nesil önce bir iç savaşta kırılmıştı.
  • Yunan hükümdarlar açık sözlüydüler. Troya zapt edilemez tahkimatlara sahipti ve ancak bir aptal şehri ele geçirmeyi deneyebilirdi.
  • En sonunda korku, aç gözlülük ve şöhret ve tanrılar kazandı. Böylece Yunanların gözdesi olan Aulis’e geldiler, belkide daha önce hiçbir arada bulunmamışlardı.
  • Yunanlılar için fark etmiyordu. Bir elleri dümende, diğer elleri kılıçlarının kabzasında Ege’yi geçerek Doğu ve Orta Akdeniz’e doğru yayılıyorlardı.
  • Menelaos’un Menelaos’un muhtemelen omuzlara dö­ külen saçları ve süslü sakalları vardı ancak bıyığı yoktu.
  • Savaş stratejisinin anahtarı, hedef bölgeye en kalabalık şekilde, en önce varmaktır
  • Kadırga yelken açabilirdi ancak hızlı gitmenin en güvenilir yolu kurek çekmekti.

Bölüm III: Kıyı Çıkarması Operasyonu

  • Güneş Tanrısı Helios, dört atlı arabasında doğuda yolculuğuna başlıyordu.
  • Troyalılar ile kaynıyordu. Troya Kralı I. Aleksandros büyük bir ser­ vete sahipti ancak topraklarını, şehirlerini, üzüm bağlarını, harman yerlerini, tarlalarını, büyük baş hayvanlarını, koyunlarını koruyacak yeterli bir askeri gücü yoktu.
  • Tunç Çağ’ına özgü bir biçimde mesele bireysel ve ailevi bağlamlarda kaydedilir. Sorun uluslararası bir hukuk meselesi değil, miras davasıydı.
  • Yine Yunanistan ve Hatti arasında adaların hakimiyeti hususunda doğacak bir çatışmanın doğrudan Troya üzerinden ge­ çeceğini de not eder.
  • Paris elini çok iyi oynamıştı. Fakat Menelaos da kuralları biliyordu.
  • Hadiseye dair hiçbir şey söylemez. Esasen, asla gerçek­ leşmediğine dair bir imada bulunur.
  • Iphigenia bir kraliyet evliliğini taçlandıracak şölen, müzik ve dansı bekliyordu.
  • Bu ise şehri Tunç Çağ ölçeğinde büyük bir şehir ve bölgesel bir başkent kılıyordu.
  • Tüm bunlara ilaveten Kuzey Rüzgârı olan Yunan tanrısı Boreas’ın bir hediyesi vardı.
  • Troyalılar, iki imparatorluğun buluştuğu kanlı bir fay hattı üzerinde duruyordu.
  • Batı Anadolu, Geç Tunç Çağ’ının Polonya’sıydı.
  • Troya yakınlarındaki önemli bir limanı kontrol ediyordu ve kendisini devasa bir duvar kompleksi, hendekler ve ahşap çiftler ile koruyordu.
  • Ilias'm çoğu savaş alanında geçen dört günün kanlı ve ayrıntılı bir anlatımıdır. Prens Hektor’un önderlik ettiği Troyalılar, Akhilleus’un yokluğunu bir fırsata çevirmiş ve neredeyse Yunanları denize gerisin geriye sürüyorlardı.
  • Yunanlar, ilk etapta 75 dönümden ibaretti ve 5.000 ilâ 7.500 arasında bir nüfus ikamet ediyordu.

Bölüm IV: Surlara Akın

  • Av Tanrıçası Artemis için kutsaldı.
  • Menelaos’un aptal yerine konulduğundan değil, Şüphe yoktur ki Iliasm Menelaos tasviri, gerçeğe daha yakındır. Nevi şahsına münhasır kırmızı saçlarıyla iyi yetiştirilmiş bir savaşçıydı.
  • Boreas gitsin de, Ege Denizi’nden geçiş için yelken açabilsinler.
  • Uzak Doğu’nun büyük kralı da, büyük bir aile idaresiydi
  • Yunanlar da kuş­kusuz Troya’ya ve şehre yakın adalarda benzer bir şeyi yapmanın tadını çıkarmışlardır.
  • Batı Anadolu, Geç Tunç Çağ’ının Polonya’sıydı.
  • Antik dünyada daha tehlikeli bir mülk bulunmuyordu.
    dişli bir kaleydi.
  • Kadın ticareti yaygındı.