Common Mistakes in Using English Words and Grammar
COMMON MISTAKES in USING ENGLISH WORDS and GRAMMAR
Ertan Ardanancı
INTRODUCTION
İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenenlerin en önemli sorunlarından biri; bildikleri kelimeleri doğru anlamlarıyla gereken yerde kullanamamaktır. Bu kitabın ilk bölümünde bu sorunun çözülebilmesi için, genellikle yapılan kelime kullanım hataları gösterilmiş ve doğruları verilmiştir. Yine Gramer bölümünde de, karşılaşılan ciddi sorunlar profesyonel bir çalışma ile tahlil edilmiş ve doğru gramer tercihleri verilmiştir. Eş anlamlı gibi gözüken fakat aralarında anlam incelikleri açısından farklılıklar bulunan kelimeler, gruplar halinde incelenmiş ve aralarındaki kullanım farkları örneklerle açıklanmıştır. Bu çalışmanın profesyonel anlamda, İngilizcesini belli bir düzeye geldiği halde daha da ileri götüremeyenlerin, İngilizcenin hassas ve önemli yönlerini görüp İngilizcesini olgunlaştırmak isteyen kişilerin, İngilizce öğretmenlerinin, çevirmenlerin ve çeşitli dil sınavlarına giren adayların başvuracağı yegâne kitaplardan biri olduğunu umuyorum. En iyi şekilde yararlanmanız dileğiyle …
Ertan ARDANANCI
CONTENTS
PART I Common Mistakes in Using Words
PART II Common Mistakes in Using Grammar and Some Problematic Areas
PART III Seemingly Synonymous Words
PART IV A) American English vs British English
PART V Common Mistakes in Using Words
PART VI Additional Entries About Common Mistakes in Using Words
PART VII Additional Entries About Some Grammar Points
INDEX-1
INDEX-II
INDEX-III
PART I: COMMON MISTAKES IN USING WORDS
A(n)-ONE:
A (n): bir: belgisiz harfi tarif.I bought a wallet yesterday.
I bought one wallet yesterday.
İkinci cümlede satın alınan cüzdanın sayısının vurgulanması söz konusudur; yani, iki veya daha fazla değil de, bir tane olduğu vurgulanır. One: bir: a/an yerine genellikle kullanılmaz. One sayının vurgulanması gerektiğinde kullanılır.She gave me one apple instead of two.
She gave me an apple instead of two. (Yanlış)
Sayı vurgulanacak ise ikinci cümle yanlış olur.
A-AN before PROFESSIONS:
I'm a teacher, I'm not a doctor.
I'm teacher, I'm not doctor. (Yanlış)
Meslek isimlerinden önce (a/an) kullanılmalıdır.
BE ABOUT TO (Fiil):
BE ABOUT Fiil - ing:
Be about to (fiil): yapmak, bitirmek vs. üzere olmak.
I was about to telephone her when she showed up.
Be about (fiil - ing): bu kullanım yanlıştır.I was about telephoning her when she showed up.
Page 3
ABOVE - BELOW
Above: bir şeyin başka bir şeyden seviye olarak daha yüksekte bulunmasını anlatır. Ayrıca over edatı ile kıyaslandığında, daha fazla bir yükseklik belirtir.
Örnek:There are black clouds above us.
Many locusts hovered over us.
Below: bir şeyin başka bir şeyden seviye olarak daha aşağıda bulunmasını anlatır. Genellikle cismin, altında olduğu şey ile arasında boşluk ya da mesafe vardır.
Örnek:The river is below the bus.
They live below the Brown's.
ABOVE - OVER:
Above: fazla; yukarısında, üstünde vs.; above rakamlar ile kullanılmaz.
Yanlış: There are above 20 students in the classroom.
Yanlış: He is above fifty years of age.
Over: fazla, yukarısında, aşırı, üstünde.
Doğru: There are over 20 students in the classroom.
Doğru: He is over fifty years of age.
ABSENT FROM - ABSENT AT:
Absent from: bir yerde olmamak, hazır bulunmamak.
Absent at: bu kullanım yanlıştır.
Doğru: The two genuine members were absent from the meeting.
Yanlış: The two genuine members were absent at the meeting.
Page 4
ACCEDE - EXCEED
Accede: razı olmak, kabul etmek. Örnek: Why don't you accede my request?
Exceed: aşmak, aşırı gitmek, den fazla olmak, dışına çıkmak.
Örnek:Don't exceed your power.
Sales exceeded my expectations.
ACCEPT - AGREE
Accept: bir şeyi; birisini; birisinin fikrini, tavsiyesini, önerisini kabul etmek. Kendisinden sonra (to infinitive verb) kullanılmaz.
Örnek:I accepted her proposal.
Yanlış: I accept to help the refugees.
Agree: bir şey yapmayı kabul etmek. Kendisinden sonra (to verb) kullanılır.
Örnek:I agree to help the refugees.
Page 5
ACCEPT - EXCEPT
Accept: bir şeyi ya da bir şey yapmayı kabul etmek.
Örnek:She was chosen to accept the present.
Yanlış: She was chosen to except the present.
Except: hariç, dışında.
Örnek:Everyone accepted the proposal except him.
Yanlış: Everyone accepted the proposal accept him.
ACCESS - EXCESS
Access: girme, girebilme, yaklaşma.
Örnek: The door gives access to a drawing room.Yanlış: The door gives excess to a drawing room.
Excess: aşırı, fazla.
Örnek: Excess of demand over supply causes inflation.