İslâm Felsefesi: Müslüman düşünürlerin dini felsefe ile buluşturduğu bilim dalıdır.
2. Felsefe Kavramı
Felsefe: "Filo" (sevgi) ve "Sofia" (hikmet) kelimelerinin birleşiminden oluşur.
İslâm felsefesi kavramı ilk defa 19. yüzyılda Oryantalistler tarafından kullanılmıştır.
3. Felsefe ile Tanışma
3.1. Dahili Faktörler
Kuran’ın ilme olan teşviki
İlimlerin tedvini
3.2. Harici Faktörler
Fetih hareketleri
Tercüme faaliyetlerinin etkisi
Felsefenin yayılması
4. Tercüme Faaliyetleri
Tercüme faaliyetleri Hz. Ömer zamanında "Hüda-i Nâme" ile başladı ama tamamlanmadı.
Halid bin Yezid bilimsel tercümeler yaptı.
Ebu Cafer Mansur sarayında "Hizanetü’l-Hikme" adlı kütüphaneyi açarak felsefe tercümeleri başladı.
Me’mun zamanında Beytü’l-Hikme’nin kurulması ile sistematik tercüme hareketi oldu.
Kindi, İbn Mukaffa, Sabit bin Kurra, Kurra bin Sabit, Sinan bin Sabit ve Osman ed-Dımeşki önemli mütercimlerdendir.
5. Bazı Düşünce Gelenekleri
5.1. Hermes Geleneği
İnsanlık tarihinin en eski düşünce geleneğidir.
Babil, Mezopotamya ve Akdeniz havzası medeniyetlerinin temelini oluşturur.
Bu gelenek astronomi, okült, simyanın da temelini oluşturur.
Bâtinilik/İsmaililik ve Dürzilik'te de etkisi görülür.
Sühreverdi’ye göre Hermes Hz. İdris’tir.
5.2. Yunan Helenistik Düşünce
Aristo önemli bir ilkçağ filozoftur.
Düşünce ikiye ayrılır:
a. Sokrates Öncesi: Düşünürlere doğa filozofları veya fizikçiler denilir. Arkhe/başlangıç üzerinde durulur. Thales, başlangıcı su olarak kabul etmiştir.
b. Sokrates ve Sonrası: Tanrı, insan ve toplum üzerinde durulur. Felsefenin temel konusu insandır. Bu dönemdeki bilgi, varlık, sudûr ve nedensellik gibi görüşler İslâm dünyasını etkilemiştir. Epikür ve Stoa gibi okullar kurulmuştur. Epikür ahlakçı filozof olup hedonizmi dikkate alır; Stoacılık ise Kıbrıslı Zenon tarafından kurulmuştur.
5.3. Sâsâni Düşüncesi
Oluşumunda Maniheizm ve Zerdüştlük etkilidir. Bu düşünce sonraları İşrâkiliğe etki etmiştir.
Hind ve Yunan felsefesinin etkisinde kalmışlardır. İbn Mukaffa bazı eserleri tercüme etmiştir. İslâm felsefesine Sâsâni etkisi en çok siyaset ve siyaset ahlakı konularında olmuştur.
5.4. Hind Düşüncesi
Hint düşüncesi İslâm düşüncesinde etkilidir. Birûnî, bu düşüncenin tanınmasında önemlidir.
5.5. İskenderiye Mektebi
Hristiyan kelamcısı Origene’in İlahiyat mektebidir. Kütüphane kurulmuştur. Bilim dili Yunancadır.
5.6. Urfa ve Nusaybin Mektebi
Din mektepleridir. Aristo mantığı okutulmuştur. Yunanca ve Hristiyanlığı öğretmek için kurulmuştur.
5.7. Cündişapur Mektebi
Sâsâni hükümdarı I. Şâpur tarafından kuruldu. Tıp, felsefe ve Eflatunculuk okutulmuştur.
Eğitim dili Süryanice ve Pehlevicedir. Abbasi devrine kadar varlığını koruyan okulda Bahteysu ailesi denilen tabip aile yetişmiştir.
5.8. Antakya Mektebi
Nasturilik eğitimi için Lucian tarafından kuruldu. Yâkûbi cemaatinin etkisi büyüktür.
Eskül yani muallim etrafında toplanıp ders işlenir.
Ömer bin Abdülaziz döneminde bu mektep İskenderiye’den buraya taşınmıştır. En önemli bilgini Süryani Probus’tur.
5.9. Harran Mektebi
Büyük İskender’in fethinin etkisi vardır. Astronomi, matematik ve felsefe önemlidir.
Sâbit bin Kurrâ Harran’da doğmuştur. İslâm dünyası Yeni Eflatunculuk ile tanışmıştır. Hermenötik düşünceyi temsil eder.
6. Bağdat Mektebi
Halife Mansur döneminde kuruldu. Antakya ve Harran mektebinden gelenler kurdu.
Mektebi Nesturi olan Ebu Bişr Metta kurdu. Öğrencisi Farabi de burada ders görmüştür.
7. İslâm Felsefesinde Etkili Olan Filozoflar
7.1. Sokrates
Sade bir hayat yaşamıştır. Ahlaka önem verir.
İnsan varlığını düşünüp zihin dünyasını keşfeder. Bu düşünce felsefede ayrıma sebep olmuştur.
Zihnindeki kavramları soru sorarak bulur. Bilgi zihinde var olanı hatırlamaktır. Diyalog yani cedel yöntemini kullanmıştır.
O’na göre hiç kimse bilerek kötülük yapmaz. Demokrasi adına idam edilmiştir.
Metafizik, ahlak ve siyaset görüşüyle etkindir. Devlet yöneticiler, işçiler ve bekçilerden oluşur.
Ruh göçüne inanır. Bunu ruhun ölmezliği görüşüyle açıklamıştır. Bedenin hayat ve hareket ilkesi ruhtur.
Önemli felsefi görüşü idealar nazariyesidir. O’na göre duyular sanıdır ve insanı yanıltır. Buna göre gerçek bilgi şüpheden uzak olandır.
"Devlet" ve "Diyaloglar" gibi kitapları vardır.
7.3. Aristoteles
Atina’da okul kurmuştur. Eflatun’un talebesidir. Büyük İskender’e hocalık yapmıştır. Sistematik ahlakın ve metafiziğin kurucusudur.
Aristoteles felsefesinde mantığın yeri önemlidir. Mantık ilim elde etmede bir alettir. Akla önem verir. Deist düşünceyi benimser.
Olayları sebep sonuç ilişkisine dayandırır. Aristoteles’e göre ilk kuvvet/ilk muharrik Allah’tır. Ruh bedenle birlikte ortaya çıkmıştır.
"Organon", "Kategoriler", "Retorik", "Poetika", "Ruh Üzerine" gibi kitapları vardır.
7.4. Plotin
İslâm felsefesini Sudur Nazariyesi ile etkilemiştir. Mutasavvıfları etkilemiştir. Ruh göçüne inanır. İnsan ölünce ruh kendine yeni bir şekil arar.
7.5. Porfirios
Plotin’in öğrencisidir. Aristoteles’in mantık kitabı "Organon"un kategorilerine giriş olarak "İsaguci"yi yazmıştır. İbn Mukaffa tarafından Arapça’ya çevrilmiştir. Hocasıyla Yeni Eflatunculuğu kurmuşlardır.
8. İlk İslami Felsefi Akımlar
8.1. Sofistaiyye/Sûfestâiyye
Doğru bilgiye ulaşmak mümkün değildir. Şüphecilikle özdeşleştirilmiştir.
Yunanlı sofist olan Protagoras’dan etkilendiler. Sofistler gezginci, görececi, şüphecidir. İndiyye, İnâdiyye, Laedriyye gibi isimleri vardır. Onlara göre hakikatın kaynağı insandır. Eşyanın hakikatı reddedilir. Hakikat serap gibidir. İslâmi âlimler tarafından eleştirilmiştir.
8.2. Reybiyye/Şekkiyye
Sofistaiyye içinde kabul edilir. Her türlü bilgiden şüphe edilir. Duyular insanı yanıltır. Doğru ve hakikat hakkında kesinlik yoktur. Onlara göre, insanın sabit bir bilgisi yoktur. Temsilcileri İbn Mukaffa ve Ebu Atâhiyye’dir.
8.3. Tabiiyyun/Naturalistler
Ebu Bekir er-Razi en önemli temsilcisidir. Tıp ve Kimya konusunda çalışmaları vardır. Siretü’l-Felsefiyye ve Tıbb-ı Ruhâni eserleri vardır. Cabir bin Hayyan/Geber de önemlidir.
Bilgi, duyular ve deney yoluyla elde edilir. Deney, tecrübe ve müşahede metodu kullanılır. Allah yaratıcıdır ama sonra müdahale etmez. Nübüvvet, vahiy, ahiret inancı kabul edilmez. Tenasüh kabul edilir ve ruhlar ölümsüzdür. Beş ezeli esas kabul edilir; bunlar Allah, ruh, madde, zaman ve mekandır.
8.4. Dehriyyun
En önemli temsilcisi İbn İshak Ravendi’dir. Tabiatçı akımın aşırı ucunda olan bir koludur. Her şey sebep-sonuçla olur. Evrendeki tek gerçeklik dehr yani zamandır.
Hayat yaşanılandan ibarettir. Zaman ezelidir ve yaratılmamıştır. Her şey maddedir; maddeden ayrı bir ruh yoktur.
Alem ezelidir ve yaratıcısı yoktur; bu sebeple Muattıla da denilir. Vahiy, peygamberlik, mucize, oluşturulmuş da reddedilir.
8.5. Agnostisizm/Bilinemezlik
Lâedriyye ve Tekâfü-i Edille olarak da bilinir. İnsan aklı Tanrı ve evren hakkında mutlak gerçekliği bilemez. Bir şeyin doğruluğu ve yanlışlığı bilinemez. Allah’ın varlığı da yokluğu da bilinemez.
9. İslâm Felsefe Ekolleri
En belirgin İslâm felsefe ekolleri Meşşâiyye, Rivâkiyye, İşrâkiyye, İhvan-ı Safa’dır. Dinin temel konularında birbirine yakındırlar.
9.1. Meşşâiyye/Ehl-i Nazar
Yürüyenler demektir. Aristoteles’i benimseyenler ekolün temsilcileridir. Aristoteles mantık ve metafizik konusunda takip edilir. İbn Rüşd her konuda Aristoteles’i takip etmiştir. Önemli temsilcileri Kindi, Farabi, İbn Sina, İbn Bacce ve İbn Rüşd’dür.
Meşşâilerin Görüşleri:
Varlıkta realist, bilgide rasyonalist ve empirist, ahlakta ise mutcudurlar. İman esaslarına inanılır. Oluşumunda Aristoteles, Eflatun, Yeni Eflatunculuk ve Hermes geleneği etkilidir.
İbn Rüşd tam Aristocu olarak kabul edilir.
Varlığı zorunlu, mümkün ve mümteni olarak sınıflandırırlar. Nedensellik ilkesi (ilk muharrik) kullanılır.
Mantık ilkeleri ve tümdem-gelim metodu kullanılır.
Varlıkların Meydana Gelişi:
Kindi ve İbn Rüşd’e göre varlık Yaratma ile olur.
Farabi ve İbn Sina’ya göre ise Sudur ile olur.
Mutluluğa ulaşmak için dört erdem:
Nazari erdemler (bilgi)
Fikri erdemler (düşünce)
Ahlaki erdemler (iyi olanı yapmak)
Ameli erdemler (yatkın olan sanatı yapmak)
9.2. Revâkiyye/İslâm Stoacılığı
Temeli Kıbrıslı Zenon’un kurduğu Stoacılıktır. Kurucusu Ayosofya vaizi Mehmet Efendi’dir. Üstüvâni, Üstünâviyyun gibi ünvanları vardır. Dersleri revaklara yaslanarak yaptıklarından dolayı Rivâkiyyun denilmiştir. Mutluluk bilgelikte, bilgelik doğaya uygun davranmadadır. Bilgeliğe teorik ve pratik erdem ile varılır. Rivâkilik tam bir ekol seviyesine ulaşamamıştır.
İşrâkiyye/Hikmetü’l-İşrak:
İşrak ışığın doğması demektir. Kurucusu Şehabettin Sühreverdi’dir. İşrak kavramını ilk kez Farabi kullanmıştır. İbni Sina ve İbn Tufeyl geliştirmiştir. İşrâkilere göre Nübüvvet mükteseptir. Hakikat sezgi ve iç aydınlanma yoluyla bilinir. Rasyonalizme karşıdırlar. İşrâkilik Gazali, Meşşâiler, Zerdüştlük ve Yeni Eflatunculuk'dan alıntılar yapılmıştır. Antik İran düşüncesinden etkilenen bir ekoldür. Metot olarak keşf ve sezgi kullanılır. En önemli kavram nurdur. Allah nurların nuru yani Nuru’l-Envar’dır. Allah’ın nurunun yeryüzüne süzülmesi ve burada yoğunlaşması ile maddi alem meydana gelmiştir. Nur nazariyesi sudur nazariyesine benzer. Nur varlığı, zulmet ise yokluğu ifade eder. Teellüh düşüncesine göre kişi kendini arındırırsa Allah’ı görebilir. Bilge kişilere Müteellih denilir. Ölüm ile ruh maddi bağımlılığından kurtulur. Peygamber ve mucize haktır. İnsan ruhu nurâni bir cevherdir. Sühreverdi’ye göre insanın manevi dereceleri:
Hâkimler (keşfe ve felsefeye önem verenler) (Sühreverdi – Eflatun)
Keşfe önem verip felsefeden uzaklaşan (Hallâc-ı Mansur)
Felsefeye önem verip keşiften uzak olanlar (Aristo – Farabi – İbn Sina)
Henüz alim derecesine ulaşmamış öğrencileridir. Sühreverdi’nin "Hikmetü’l-İşrâk" ve "Pertevnâme" gibi eserleri vardır. Pertevnâme eserinde Aristo’yu eleştirmiştir.
9.4. İhvan-ı Safa/Ansiklopedistler
Halkı aydınlatmak için Basra’da ortaya çıkmıştır. İslam toplumunun oluşumu için kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma önemlidir. İlgi alanları:
Matematik, Fizik, Tıbbi, Cismani, Psikoloji, Akli, Teoloji ve Kanun İlimleri
Hayatı aydınlatmak için 52 risale yazdılar. Eserlerinde isim yazılmamıştır. Gizli faaliyetler yürütmüşlerdir. "Bozulan inanç ancak felsefe ile düzelir." Din ve felsefeyi uzlaştırmaya çalıştılar. Ahlakını yıldızlar, karakter ve çevre oluşturur. Eklektik bir yapıya sahiptirler. Evrim/tekâmul fikrini savunurlar. Tekâmül maden, toprak, nebat, hayvan, insan ve melek şeklinde olmuştur. Eşya Allah’tan sudur etmiştir. Uruç ise eşyanın tekrar Allah’a dönmesidir. Vahdet-i Vücûd görüşü benimsenir.
10. İslam Dünyasında Felsefeye Tepki
Halk üzerinde etkili olan alimlerin etkisi
Düşüncelerin naslara uygun olmadığı düşüncesi
Filozofları dinin ahkamına duyarsız olmaları
Felsefenin gayr-ı müslimlerden geçmiş olması
Bunun yanında pek çok İslam filozofu din ile felsefeyi uzlaştırmak için çalışmalar yapmıştır.
11. Doğu İslam Filozofları
11.1. Kindi
(Alchindus – Feylesefü’l-Arap)
Kufe’de doğdu ve soylu bir aileye mensuptur. İlk İslam filozofu ve Meşşâiliğin kurucusudur. Müzikle uğraşmıştır. Mutezili görüşlere sahiptir.
Me’mun ve Mu’tasım dönemimde destek gördü. Beytü’l-Hikme’de görev alıp tercüme yapmıştır. Bilgi; vahiy, akıl, duyu ve sezgiyle elde edilir. İzafiyet teorisini benimser. Bir durum olmadan diğeri olmaz. Kindi felsefeye "Hubbulhikme" demiştir. Felsefenin amacı Allah’a ulaşmaktır. Hikmet insanın gücü nisbetinde Allah’a benzemeye çalışmasıdır.
O’na göre akıl ile nakil çatışmaz. Ahlakı ilk defa felsefenin problemi olarak gördü. Ahlakın farklı oluşunu gezegenlerin hareketlerine ve iklime bağlar.
Kindi’ye Göre Rûhi Erdemler
Hikmet, necdet (yiğitlik), iffet ve itidaldir. İlk sebep vardır o da Allah’tır. Filozofların görüşleri sentez yapmıştır. Allah’ı ispat için ikna delilini de kullanır.
Görünmeyen alem olmadan görünen alem olmaz. Bunu ruh ve beden ilişkisine benzetir. Dehrilere karşı âlemin ezeli olmadığını savunur. İlimleri dini ve insani olarak ayırmıştır. Kindi’ye göre en şerefli ilim metafiziktir. Fizik değişen metafizik ise değişmeyen bilgidir.
"Ağaçlar ve yıldızlar secde eder." ayetinden yola çıkarak sebebin bilgisini sebeplinin bilgisinden önemli görür. Yani tabiat anlamsız iş yapmaz. İnsan nefsi şehvet, öfke ve akıl gücüne sahiptir.
Türkistan’ın Farab şehrinde doğmuştur. Aristoteles’ten sonra Muallim-i Sâni denilmiştir.
Filozof Vacibu’l-Vücüd’un bilgisine sahiptir. Farabi din ve felsefeyi uzlaştırmaya çalışmıştır. İslam’ın hikmete, akla önem verdiğini belirtmiştir. Felsefe yapmanın şartı nefsin saf olmasıdır.
Metafizik tartışmayı sistematik olarak ele almıştır. Allah hem akıl, hem âkil hem de ma’kuldür. Farabi ahlak anlayışında mutçudur. Eşyanın hakikatı değil prensipleri bilinir. Kişi dünyaya geldiğinde zihni boştur.
Farabi duyuları bilginin kaynağı kabul eder. Bilginin akılda sentez ve analiz edilmesini ister.
Farabi’ye Göre Akılın Türleri
a. Ameli/Pratik Akıl: İnsan davranışlarında etkili olan akıldır.
b. Nazari/Teorik Akıl: Duyular ile elde edilen akıldır.
Teorik akıl da kendi içinde dörde ayrılır:
Kuvve halindeki akıl (doğuştan gelen akıl)
Fiil halindeki akıl (aklın harekete geçmesi)
Müstefad akıl (kazanılmış akıl)
Faal akıl
Farabi’ye Göre İlimlerin Sınıflanması
İhsau’l-Ulum eserinde sınıflandırma yapmıştır:
a. Dil
b. Mantık (Organon kapsamındaki 8 kitap)
c. Öğretme ilimleri (matematik, müzik, optik)
d. Fizik ve Metafizik (tabiat ilimleri ve ilahiyat)
e. Medeni ilimler (fıkıh, kelam, ahlak, siyaset)
Dil doğru konuşmanın, Mantık ise doğru düşünmenin ilkelerini öğretir. Farabi gayeci bir anlayışa sahiptir.
Varlıkları Vacib ve Mümkün diye ikiye ayırır. İnsan muhayyile gücü sayesinde nübüvvet mertebesine ulaşabilir. Muhayyile Peygamberlerin faal akıl ile temasıdır. Peygamberlik Allah’ın lütfudur.
Allah’ın varlığını ispat için kullandığı yöntemlerden biri kozalite/nedenselliktir. Kozalite bir şeyin sebep ve sonuçla bağlantılı olmasıdır. Teselsül imkansızdır ve ilk nedende durmak gerekir; bu da yüce Allah’tır.
Varlığı sudur nazariyesi ile açıklar. Varlıklar zorunlu olarak sudur etmiştir. Sudur: Varlığın mutlak birden çıkıp bir sıralama düzeni içinde evreni oluşturmasının teorisidir. Bu nazariye Allah’ın birliğini ve basitliğini koruma kaygısıyla oluştu.
Sudur Nazariyesi ezeli ile hâdis, mutlak ile çokluk, zorunlu ile mümkün arasındaki ilişkiyi hiyerarşik bir şekilde belirler. Birden ancak bir çıkar ilkesi vardır. Faal akıl onuncu akıldır. Faal akılla ay küresinin aklı son bulur. Son akıl olup nefislerin akletmelerini sağlar.
Nübüvvet teorisine temel oluşturur. Faal akıl sonrası fizik alemi oluşmuştur. Fizik âlemi anâsırı erbaa, madenler, bitkiler, hayvanlar ve insanlardan meydana gelir. Varlıklar mertebe şeklinde oluşmuştur.
Farabi’nin Bazı Eserleri
El-Medinetü’l-Fâzıla
Es-Siyasetu’l-Medeniyye
Kitab fi edebi’l-cedel
Kitabu’n-Nucum
Risale fi mahiyeti’n-nefs
Risale fi mekani’l-akl
Tahsilü’s-saade
Kitabu’l-Huruf
el-Fusulu’l-Hamse
Kitab el-Musika el-Kebir
Uyunu’l-Mesâil
el-Cem beyne reʾyeyi’l-ḥakîmeyn
11.3. İbn Sina
(Avicenna - Şeyhu’r-reis)
Buhara’da doğmuştur. Farabi’nin çizgisini devam ettirmiştir. İslâm felsefesi için Altın Çağ başlamıştır. Hay bin Yekzan kitabında faal akılla ittisal teorisini sembolik hikaye tarzında işler. Hay faal aklı sembolize eder ve filozofun mürşididir. Varlıkları vacip, mümkün ve mümteni olarak ayırır. Sudur nazariyesini savunur. Risâlet ve vahiy zorunludur. Beden ve ruh arasında bir birliktelik vardır.
Ruhların müzik ile tedavi edilebileceğini belirtir. İnsanı her açıdan gündelik hayatta mutluluğa ulaştıran pratik hikmete önem verir. Uçan adam metaforunu kullanır. Bu metafor ile ruh beden olmadan bilgiye ulaşır. Yani insan kendini bilir. Nefs bedenden bağımsız olarak ruhtadır.
Mantık ilmi doğruyu yanlıştan ayıran araçtır.
İbn Sina’nın Bazı Eserleri
Hay bin Yekzan/Hikmetü’l-Meşrikiyye
Kitabu’ş-Şifa
Kanun fi’t-Tıp
Urcuze fi’t-Tıp
Risâle fi’l-Kader
Dânişnâme-i Alâi
El-Mebde ve’l-Meâd
İsbat en-Nübüvve
Ûyûnu’l-Hikme
Kitabü’s-Siyaset
Risâle Fi İlmu’l-Ahlak
Risâle fi mahiyeti aşk
11.4. İbn Bâcce
(Avempace - İbnü’s-Saiğ)
Endülüs’te doğmuştur. Felsefe, tıp, matematik ve müzikle ilgilenmiştir. Batı’da yetişmiş ilk Müslüman filozofudur. Temel konusu insan ve mutluluğudur.
Bu konuda İttisâlü’l-Akl bi’l-İnsan’ı yazmıştır. Kainat büyük alem, insan ise küçük alemdir. Bilgi, subje ile obje arasındaki idraktir.
İbn Bâcce’ye Göre Toplum
1. Erdemli Toplum: Sevginin hakim olduğu, erdemleri ve ilkeleri olan bir toplumdur. Böyle toplumlarda hekimlere ve hakimlere ihtiyaç yoktur.
2. Erdemsiz Toplum: Sevgi, erdem ve ilkeden yoksun toplumlardır. Böyle toplumlarda kaos ve şiddet hakimdir.
İbn Bâcce bozuk bir toplumda filozofun mutluluğa nasıl ulaşacağı sorusuna karşı "Tedbiru’l Mutevahhid" isimli eseri yazmıştır. Toplumun geri kalanı gibi yaşamayan aykırı kişiye "Mütevahhid" der ve bu tarz hayat süren kişiye "Nevabit" (ayrık otu) kavramını kullanır; ayrık otu kavramını Farabi de kullanmıştır.
11.5. Ebu Bekir İbn Tufeyl el-Kaysî
(Albubacer)
Endülüs Gırnata’da doğmuştur. Tabip olup İbn Rüşd’ün çağdaşıdır. "Hay bin Yekzan" eseri felsefi bir romandır. Din felsefe ilişkilerini, mutluluğa ulaşmayı anlatır. İbn Tufeyl İşrâki ekole bağlıdır. Somuttan soyuta gidiş metodu ile Meşriki olarak da kabul edilir. Tasavvufi bir bakış açısı vardır.
Hay bir adada toprağın mayalanmasıyla dünyaya gelmiş ve tabiatla temas kurmuştur. Hay, fıtri akılla, deney ve tecrübelerle öğrenir. Olaylarda neden-sonuç ilişkisi kurar, özünü bulur. Hay tabiattan yola çıkarak Tanrı fikrine ulaşır. Diğer kahramanlar Absal ve Salaman’dır. Salaman şeriata, Absal irfani bilgiye önem verir. Absal başka bir adaya gider ve Hay ile karşılaşır. Akıl ve naklin uyuştuğunu düşünür. Din ve felsefe arasındaki çatışma sonlandırılır.
Hay bin Yekzan/Esrâru’l-Hikmeti’l-Meşrikiyye ve Muvahhitler gibi eserleri vardır.
11.6. İbn Rüşd
(Hafid – Commentatör – Averroes)
Endülüs Kurtuba’da doğmuştur. Aristoteles’i tek filozof olarak kabul eder. Bu sebeple "Şârih-i Aristo" olarak tanınmaktadır. Felsefe, matematik, tıp, fıkıh ve edebiyatla ilgilenmiştir.
Akıl ile nakli uzlaştırmaya çalışmıştır. "Faslu’l-Makal" adlı eserinde Din ile felsefeyi süt kardeşleri olarak tanımlar. O’na göre te’vili gerçek anlamda filozoflar kullanır. Fıkıhçılar kullanmadıkları için mezhepler oluşmuştur. Suduru kabul edenleri eleştirmiştir.
Sudur teorisi yerine sürekli ve her an yaratılış teorisini geliştirmiştir. O’na göre âlem daima hudus etmektedir. İnsanın olgunlaşması için insanlara ihtiyacı vardır. Ahlak ve siyaseti birlikte ele alır. Meşşâi ekolünün son temsilcisidir.
İbn Rüşd’ün Bazı Önemli Eserleri
Faslu’l-Makâl
Kitabu’l-Külliyât
Bidâyetü’l-müctehid
Kitâbu’l-Keşf
Tehâfutu Tehâfituti’l-Felâsife
11.7. Musa bin Meymun
(Maimonides)
Endülüs, Kurtuba’da doğmuştur. Yahudi din adamı, doktor ve filozoftur. Yahudi cemaati lideri olduğu için Reis denilir. Yahudilerin iman esaslarını belirlemiştir. İbn Rüşd’den alıntılar yapmıştır. Gazali’nin görüşlerini batıya tanıtmıştır. Eyyûbilerin himayesinde kalmıştır.
Musa bin Meymun’un Bazı Eserleri
Kitâb-ı Sirâc
Mişna Tora
Delâletü’l-Hâirin
Kitâb-ı Fusûl fi’t-Tıb
el-Muhtasarat
11.8. İbn Meserre
Kurtuba’da doğdu. Tasavvufla ilgilendi. Mutezili görüşleri ile tanınır. İbn Â’rabi tarafından reddiye yazılmıştır. Fukahanın tepkisini çekmiştir. Meyserecelilik hareketine sebep olmuştur.
11.9. Ebu Kasım Zehrâvi
Özellikle cerrâhi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Endülüslü tıp alimi ve düşünür.
11.10. İbn Hazm
Zâhiri mezhebinin en önemli temsilcisidir. Fıkıh, Hadis, Tarih, Edebiyat ve Şiirle ilgilendi. El-İhkam, el-Muhallâ, el-Fasl, Müdâvâtü’n-Nüfus, ve Güvercin Gerdanlığı önemli eserleridir.
12. Bağımsız Düşünürler
12.1. İmam Gazali
İran’ın Tus şehrinde doğmuştur. Hüccetülislam kabul edilir. Gazali’ye göre akıl ve duyular insanı yanıltabilir. Hataları ortadan kaldırmak için mantığı kullandı. Hakikatı arayanları dört sınıfa ayırır:
Kelamcılar (rey – istidlal yolcuları)
Bâtıniler (masum imam yolcuları)
Filozoflar (mantık – burhan yolcuları)
Sûfiler (keşf ve müşahede yolcuları)
İmam Gazali’nin Bazı Eserleri
Mişkâtu’l-Envâr : toplumu sınıflandırır. Bilgi nasslar, duyular, akıl ve sezgi ile elde edilir. Bilgide metot olarak şüpheciliği benimsemiştir. Bilgiye Allah’ın nurunu taşıyan kalpler ulaşır.
Nübüvveti zorunlu olarak görmez. Gazali şüphecilikte Descartes’a, nedensellik ilkesini reddederek David Hume’a, vesilecilik anlayışıyla Malebranche’a ve iyimserlik fikriyle de Leibniz ve Boutroux’a ilham kaynağı olmuştur.
Gazali’ye Göre İmanın Dereceleri
Halkın imanı
Kelamcıların imanı
Ariflerin imanı
Gazali’ye Göre Filozoflar
a. Dehriyyun/Materyalistler
b. Tabiiyyun/Naturalistler
c. İlahiyatçılar
12.2. Ebu Berekât el Bağdâdî
İbn Melka, Evhadüzzaman ve Seyyidülhükema gibi nisbeleri vardır. Yahudi ailenin çocuğu olarak Bağdat’ta doğdu. Sonra Müslüman oldu. Felsefi eseri "el-Muteber fiʼl-Hikmeʼdir." Davud el-Kayseriʼyi etkilemiştir.
12.3. Muhyiddin İbn Arabi
Endülüs’te doğdu. Ekberiye tarikatını kurmuştur. Muhyiddin ve Şeyhü’l-Ekber lakabı verilmiştir. Tasavvuf ve düşünce ilmiyle ilgilenmiştir. Genç yaşta İbn Rüşd ile tanışmıştır. Maddi ve manevi ilimlerle ilgilenmiştir. Filozoflardan istifade edilmesini söyler. Sudur nazariyesi, ru’yetullahı inkar ve Allah’ın cüzleri bilmediği gibi konuları eleştirdi. Vahdet-i Vücud görüşünü benimser.
Cevher sadece Allah için kullanılır. Harf, sayı ve sembolleri kullandığı için Pisagorcu kabul edilir. Kâşâni ve Sadrettin Konevi (manevi oğlu) İbn Arabi’ye şerhler yazmıştır.
Bazı Önemli Eserleri
Fususu’l-Hikem
Fütuhât-ı Mekkiyye
Tâcu’l-Resâil
Kitâbü’l-Mesâil
el-Celâl ve’l-cemâl
Kitâbü’l-Hüve
el-Ḳasemü’l-ilâhî
12.4. Abdüllatif Bağdâdi
Şüpheci ve tenkitçi bir düşünürdür. Felsefeyi, İbn Sina ve Gazali’den tanımıştır. Sühreverdi ve Musa bin Meymun gibi filozofların zayıf yönlerini tartışma konusu yaptı.
12.5. Nuşencâni
Türkistan’da doğmuştur. Ahlak problemi ile ilgilenmiştir. İlmin hedefi ahlak, felsefenin konusu ise insandır. Bilgide duyuları esas almıştır.
12.6. İbn Heysem
(Alhazen - Avenetan)
Basra’da dünyaya gelmiştir. Optiğin gelişmesinde etkilidir. Fizik, matematik, astronomi ve felsefe ile ilgilendi. Kitâbü’l-Menâẓır adlı eseri vardır. Kahire’de mantık, astronomi ve tıpla ilgilendi.
12.7. Ebu Zeyd Belhi
Tıp, felsefe, coğrafya ve ahlakla ilgilenmiştir. Hocası Kindi, talebesi Ebu Hasan el-Âmirî’dir.
12.8. Ebu Hasen el-Âmirî
Horasan ve Mâverâünnehir bölgesinde yaşadı. el-İ’lâm bi-menâḳıbi’l-İslâm adlı eseri vardır. İnsan aklı sayesinde varlığa düzen verir. Filozof ibadetine düşkün olmalıdır. Nazari ve ameli yönde bütünlük olmalıdır. Batınileri eleştirmiştir.
12.9. Ebu Süleyman es-Sicistani
Mantıktaki başarısıyla Mantıkî unvanıyla anılır. Meşşâî ve Yeni Eflâtuncu eğilimleriyle tanınır. Büveyhiler himaye etti. Yahya bin Adî’nin talebesidir.
12.10. Yahya bin Adî
Bağdat’ta dünyaya geldi. Arap asıllı Hıristiyan filozoftur. Mantıkçı, ilâhiyatçı ve mütercimdir. Farabi’nin talebesidir.
12.11. Nasıruddin Tûsi
İran’nın Tus şehrinde doğdu. İmamiyye içinde felsefi kelamın kurucusudur. İtikatta İmamiye’nin görüşlerini benimser. Merâğâ Rasathanesi’nde çalışmıştır. Tecridu’l-İtikad, Telḫîṣü’l-Muḥaṣṣal, Ḳavâidü’l-Aḳaid, İs̱bât-ı Vâcib Risâleleri, Zîci İlhani, Evsâfu’l-Eşraf gibi eserleri vardır. Hülagü’nün himayesinde olmuştur.
Osmanlı’da Felsefe
Tekrarcı dönemdir. Osmanlı’da Aristo mantığına önem verildi. Felsefe, kelam ve tasavvuf kullanıldı.
Fahrettin Râzi ve İbn Arabi’nin görüşleri etkilidir. İşrâkilik de bazen kendini göstermiştir.
Fatih Sultan Mehmet, Aristo’nun Arapça’ya çevrilen eserlerini okumuş ve ilme önem vermiştir.
Hocazade Muslihiddin Mustafa ve Aleaddin Ali Tûsi’den "Tehâfüt" geleneğini tartışmalarını ister.
Fatih Sultan Mehmet düşünürleri ödüllendirmiştir. Lale devrinde Damat İbrahim Paşa girişimleriyle felsefe ve akli ilimlere merak uyanmıştır.
1. Osmanlı Dönemi Bazı Filozofları
1. Davud el-Kayseri
İbn Arabi’nin vahdet-i vücudunu kabul etmiştir. Fusûsü’l-Hikem kitabına şerh yazmıştır. Aklın yanı sıra keşfi bilgiyi de kullanmıştır. Osmanlı medreselerinin metodu haline gelmiştir.
Eski düşünceleri döneminin şartlarına uyarladı. Ekberiye tarikatına mensuptur. Kainattaki her varlık Allah’ın Hay ve Hayat isminin tecellisidir.
Kelam ve Felsefe ile ilgilenmiştir. Nihâyetü’l-Beyan fi Dirayeti Zaman eseri vardır.
2. Şeyh Bedrettin Simâvi
Ehl-i sünnete aykırı görüşleri vardır. Vahdet-i vücud görüşünü benimsemiştir. Sosyalizmi çağrıştıran görüşleri vardır. En önemli eseri "Varidat"tır.
3. Molla Fenâri
Fahreddin Razi ekolünü benimsemiştir. Anadolu Aristo’yu onun sayesinde tanımıştır. İsgûcî’yi şerh etmiştir. Osmanlı Devleti’nin ilk şeyhulislamıdır. Vahdet-i vücud görüşünü benimsemiştir.
4. Molla Lütfi
Ali Kuşçu ve Sinan Paşa’nın talebesidir. Fatih Sultan Mehmet döneminde yaşadı. Sahn-ı Seman’da müderrislik yapmıştır. Zındıklık ve mülhidlik ile suçlanıp idam edilmiştir. Hârnâme adlı eseri vardır.
Tarih Felsefesi
1. Bîrûni
Harezm’de doğup Harzemşahlar ve Gazneliler döneminde yaşamıştır. İbn Sina’nın çağdaşıdır. Astronomi, matematik, fizik, tıp, coğrafya, tarih ve dinler tarihi gibi ilimlerle uğraşmıştır.
Âsâru’l Bakiye eseriyle toplum yapısını incelemiştir. Tarihsel bilgiye eleştiri getirmiştir. Yöntem olarak mukayeseli tarihi kullanır.
Kitab-ı Tahkik ma li’l Hind, Âsâru’l-Bâkiye ve Taḥdîdü nihâyâti’l-Emâkin adlı eserleri vardır.
2. İbn Miskeveyh
Büveyhiler döneminin düşünürüdür. Tarihi sadece nakil değil, yorum olarak da görür. Geçmişi sebeplerle açıklar. Gelecek için varsayımlar yapar. Tarihte eleştiri yönteminin kullanılmasını savunur. Ahlak alanındaki eseri Tehzibu’l-Ahlak’tır. Hazzın gerçek kaynağını Allah kabul eder.
3. İbn Haldun
Tunus’ta doğdu. Hadramî, Tunusî ve Mağribî nisbeleri vardır. Meriniler ve Nasriler döneminde yaşadı. Fahrettin Râzi’den kelam dersleri aldı. Tasavvuf alanında "Şifâü’s-Sahil" adlı eserini yazmıştır. Sosyoloji ve tarih felsefesinin kurucusudur.
Tarihçiler: Rivayetçi ve ümran ilmini bilenlerdir. İbn Haldun Osmanlı tarihçilerini etkilemiştir. Toplumu bedevi ve hadari olarak ikiye ayırır.
4. İbn Haldun’a Göre İhtiyaçlar
Zarûri ihtiyaçlar: Yeme, içme, barınma, korunma.
Hâci ihtiyaçlar: Yaşamı kolaylaştıran ihtiyaçlar.
Kemâli ihtiyaçlar: Bilim, eğitim, estetik vb.
Ahlak’ta Temel Erdemler/Faziletler
Hikmet: Bilgiye sahip olmak ve bilgiyi yerli yerince kullanma. Hikmetin ifratı bilgeçlik tefriti ise cahilliktir.
İffet: Bedeni geliştirip onu tehlikeden koruma. İffetin ifratı saldırganlık tefriti ise umursamazlıktır.
Cesaret: Değerleri korumak için yiğitlik gösterme. Şecaatin ifratı saldırganlık tefriti ise korkaklıktır.
Adalet: Bir şeyi hakkıyla ve yerli yerince yapma. Adalet; hikmet, iffet ve cesaret gibi güçlerin dengeli ve uyumlu olmasıdır. Bu erdemler gerçekleşince adalet ortaya çıkar. Adalet sevgi eksikliği durumunda ortaya çıkar.
Temel Reziletler
Cehalet, zulüm, iffetsizlik ve korkaklıktır.
İslam Ahlakı Alanında Bazı Eserler
İbn Kuteybe - Edebü’l-Kâtib
Abdullah b Mübarek - Kitabü’z-Zühd ve’r- Rekâik
Buhari - el-Edebü’l - Müfred
İbn Hibbân - Ravzatü’l-Ukala ve Nüzhetü’l Fuzala
İbn Miskeveyh – Tehzibu’l-Ahlak
İbn Hazm - Müdâvâtü’n-Nüfus
Muhyiddin İbn Ârâbi- Mekârimü’l-Ahlak
Ebu Nasr et-Tabersî - Mekârimü’l-Ahlak
Râgıb el-isfahânî - ez-Zeria ila Mekarimi’ş- Şeri’a
Mâverdi - Edebü’d-Dünya ve’d-Dîn
Hâris el-Muhâsibî - Âdâbü’n-Nüfus
Kınalızade Ali Efendi – Ahlâk-ı Alâi
Ebu Bekir el-Acurri – Ahlâku’l-Ulema
Din Felsefesi
Din Felsefesi Tanımı
Din Felsefesi: Başta Tanrı olmak üzere metafizik alanı ve dini felsefe açısından inceleyen bilim dalıdır.
Felsefe Türleri
Bilgi Felsefesi/Epistemoloji: Bilgi edinmeyi ele alan felsefedir. İnsan bilgisinin yapısı ve geçerliliğini konu edinir.
Varlık Felsefesi/Ontoloji: Var olan şeyleri, varlıkların temellerini ve varlıklar arasındaki bağları sorgulayan felsefedir.
Ahlak Felsefesi/Etik: İnsan yaşamındaki değerleri sorgular.
Sanat Felsefesi: Konusu sanat, estetik ve bunlara ilişkin değerlerdir.
Din Felsefesi: Teoloji veya din üzerinde düşünmedir.
Din Felsefesinin Temel Özellikleri:
Objektiflik
Tutarlılık
Şümullülük
Rasyonellik
Açıklık
Siyaset Felsefesi/Politika: Toplumu mutluluğa yönlendirme konularını inceler.
Bilim Felsefesi: Bilimin ne olduğunu, değerini inceleyen felsefedir.
Metafizik: Felsefenin en genel alanıdır.
Din Konusundaki Yaklaşımlar
Tabiatçı Yaklaşımlar: Dinin kaynağı insan ve tabiattır. Din ilahi kaynaklı olmayıp beşeri bir üründür. Başlıca temsilcileri Feuerbach, Freud ve Durkheim’dır.
Dini Yaklaşımlar: Dinleri kendi bakış açısıyla yorumlayan ve belli dini gelenek içerisinde gelişen bir yaklaşımdır. William Alston önemli temsilcisidir.
Felsefe-Din İlişkisi
Genelde olumlu bir ilişki kurulmamıştır. Selef uleması felsefe metoduna karşıdır. Onlar için din ile felsefe uzlaşmaz. Din ile felsefeyi birbirinden ayıran Kant’tır.
Din felsefesi kavramını ilk defa kullanan Hegel’dir. Din Felsefesi Üzerine Konferanslar eseri vardır.
Din Felsefesinin Problemleri
Metafizik ve kozmolojik problemler
Epistemolojik problemler
Bilgi kaynağı olarak vahiy
Dini hükümleri dil, mantık açısından inceleme
Kültür ve sanat ile ilgili problemler
Din Felsefesinin Temel Soruları
Tanrının varlığı
Tanrı’nın sıfatlarının tanımlanması
Vahyin imkanı
Ruhun ölümsüzlüğü
Evrenin yaratılışı
Tanrı Tasavvurları
Politeizm: Çok tanrıcılık demektir. Tanrılar sınırsız güç ve bilgiye sahip değildir.
Henoteizm: Tanrıların çokluğunu kabul eder ancak bazı tanrılar diğer tanrılardan üstündür.
Katenoteizm: Tanrılara münâvebeli tapma.
Monoteizm: Tek bir tanrıya inanmak.
Panteizm: Tümtanrıcılık, herşey tanrıdır.
Panenteizm: Herşey tanrıdadır ve tanrıdan sudur etmiştir.
Deizm: Yaradancılık, tanrı evreni yaratır ama müdahale etmez.
Mutlakçı Monizm: Bircilik demektir, çokluğun içinde yatan teklik düşüncesidir.
Teizm: Tanrıcılık demektir, Tanrı'nın var olduğu inancıdır.
Naturalizm: Evrenin tek gerçeklik olduğunu savunur, her olay doğa yasalarıyla olur.
Agnostisizm: Tanrının varlığı da yokluğu da bilinemez.
Antropomorfizm: İnsan biçimcilik demektir, insani vasıfların tanrılara atfedilmesidir.
Düalizm: Zıt kutuplu Tanrı anlayışıdır, mecusilik ve sabii de görünmektedir.
Ateizm: Tanrı’yı ve varlığını inkar eden düşüncedir.
Ateizm Çeşitleri
Mutlak Ateizm: Tanrı fikri kabul edilmez.
Negatif Ateizm: Tanrı’nın varlığına inanmama, başkalarının inanmaması için çaba sarfetmeme.
Pozitif Ateizm: Tanrı’nın var olmasını mümkün görmeme, bunun için çaba harcama.
Pratik Ateizm: Tanrı’nın varlığı reddedilemez ama Tanrı’ya önemsiz ve gereksiz bir yer verilir.
Teorik Ateizm: Sadece Tanrı değil, metafizik olan her türlü inanç reddedilir.
Tanrının Varlığının Delilleri
1. Ontolojik Delil
Tanrı kavramından yola çıkarak Tanrı’ya ulaşmadır. Tanrı mükemmel varlıktır ve varlığı zorunludur.
2. Kozmolojik Delil
Düzen ve sistemi ele aldığı için bu delile âlem delili de denilir. Alemden yola çıkarak Tanrı’ya ulaşmadır. Neden-sonuç ve ilk neden ilişkisi kullanılır.
3. Teleolojik Delil
Âlemin düzeninden ve gayesinden yola çıkarak Tanrı’ya ulaşmadır. En önemli savunucusu William Paley’dir.
4. Ahlak Delili
Kişinin ahlaki deneyiminden ve bu deneyimle ilgili verilerden yola çıkarak Tanrı varlığını ispat eder.
5. Dini Tecrübe Delili
Kişisel tecrübeden yola çıkarak Allah’a ulaşmadır. Yapısı itibarıyla subjektiftir.
Safdillik İlkesi nutka döküldüğünde tanım olarak Whewell uyguladı.
Varoluşçuluk/Egzistansiyalizm
Fransa’da ortaya çıkmıştır. Varoluş özden önce gelir. İnsan önceden belirlenmiş kaderi yoktur. İnsan kendi değerlerini kendisi oluşturur. İnsan geleceğini de kendisi kurabilir. Evrende hazır bulunan genel ahlak yoktur. Düşünceleri Tanrı fikrine dayanmaz.
Önemli Temsilcileri: Kierkegaard, Jean Paul Sartre, Heidegger, Albert Camus ve Nietzsche.
Vahiy ve Mucize
a. Tabii/Kişi Merkezli Vahiy: Allah’ın evrene vahyetmesidir. Hz. İsa’ya hulul etmesidir.
b. Özel/Geleneksel/Bildirim Merkezli Vahiy: Peygamberlerin aldığı vahiydir.
c. Feyazan/Taşma Sudur Vahiy: Meşşâiler vahyi İttisal Teorisi ile ortaya koyarlar. Farabi ve İbn Sina’ya göre vahiy, Allah’tan faal akıl aracılığıyla sudur eden bir feyazan vahiydir.