Tarih
İLK DÖNEM İSLAM DÜNYASI MÛSİKÎ ÇALIŞMALARI
Hz. Peygamber ve Dört Halife Dönemi
Emevîler Dönemi
Abbâsîler Dönemi
Cahiliye Döneminde Arap Müziği
Arapların ortak dini olmadığından dolayı dünyevî müzik ön planda.
Bu dönemde Arap müziğinin merkezleri: Suriye, Irak, Batı Arap Yarımadası.
Mekke ve Hicaz, müziğin merkezi.
Panayırlarda dünyevî müzikler, Mekke’de tavaf esnasında dinî duyguların tezahürü.
Sahrâ mûsikîsi, bedevî yaşamın sadeliğini simgeler.
Aruz veznini esas alan ritmik formlar: Nasb, hudâ, inşâd.
Arap gınâsının ilk örneği hudâ formunda.
Formlar genellikle acemi terennümlerden oluşur.
Cahiliye Döneminde Arap Müziği (Devamı)
İnşâd: Şiirin aruza uygun yüksek ve ahenkli okunması.
«Kayne» genç şarkıcı cariyelerin önemli bir rolü vardır.
Müziğin icrası irticâlî olarak yapılır.
Arap Yarımadasında kullanılan enstrümanlar: def, davul, kadib, mizef.
Kuzey bölgelerde telli enstrümanlar tercih edilir.
Müzik nazariyesine dair ıstılah günümüze ulaşmamıştır.
Hz. Peygamber ve Dört Halife Dönemi
Bu dönemde müzik dini bir boyut kazanır.
Dinî mûsikî formları: Kur’ân-ı Kerîm tilâveti, ezan, tekbir, tehlil, bayram salâtı.
Dinî müziğin ana kaynağı mihrab dolayısıyla Kur’an tilâvetidir.
Kur’an tilâveti, İslâm dünyasında sesli estetik ifadenin ilk örneğidir.
Halk mûsikîsi formları: Nasb, hudâ, inşâd.
Peygamber efendimiz zamanında düğünler ve bayramlarda müzik icra edilmiştir.
Hz. Peygamber ve Dört Halife Dönemi (Devamı)
Hz. Ömer zamanında fetihler ile farklı kültür müziklerine etkilenmeler: İran, Bizans.
Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinde müzikte yenilikler: Yeni tür ve sazlarla tanışma.
Ritim sazları: Def, davul, kadîb, sanca (el-kûsat).
Telli saz: Mi’zefe (ud, tambur benzeri).
Üflemeli sazlar: el-kassâbe, el-bûk.
Emevîler Dönemi
Mûsikî, sanat değeri kazanmış ve halifeler ile soylular tarafından himaye edilmiştir (I. Muâviye ve Ömer b. Abdülaziz dönemi hariç).
Müzik, ictimâî hayatın vazgeçilmez unsuru olmuştur.
Mûsikîşinaslar saygınlık kazanmış bir sosyal tabaka haline gelmiştir.
Yeni ritmik formlar ortaya çıkmıştır.
Mûsikî hafızaya ve işitmeye dayanmıştır.
Ritim sazlarına ek olarak Hicaz’da ud, kuzeyde tambur kullanılır.
Arap İslâm âleminde mûsikî nazariyatına dair ilk eser: Yunus el-Kâtib’in "Kitâbü’n-neğam".
Abbâsîler Dönemi
Mûsikînin ilmî yapısı incelenmeye başlanmıştır.
İslâm mûsikîsi nazariyatı ve kaideleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Grek müziği eserleri Beytü’l-hikme’de tercüme edilmiştir.
Halifelerin desteği ve halkın ilgisi sayesinde büyük ilerlemeler kaydedilmiştir.
Mûsikîşinaslar branşlaşmıştır: bestekâr, nazariyeci, şarkıcı, enstrüman icracısı.
Kullanılan enstrümanlar: Tambur, mi’zefe, şebbût (büyük ud), mizmar, surnây.
Abbâsîler Dönemi (Devamı)
Nazarî ve tarihî eserler yazılmıştır.
Kindî (874): İslâm mûsikîsinde ilmî ekolün kurucusu ve notasyonu ilk ele alan kişidir.
Fârâbî (950): Kitâbü’l-mûsîka’l-kebîr adlı eserinde Grekler’in eksik nazarî bilgilerini tamamlamıştır.
İbn Sînâ (1037): Müziği daha güzel olan üzerine kurulu bir iş olarak tanımlamış ve tedavi edici yönünü öne çıkarmıştır.
11-16.YÜZYILLAR ARASI TÜRK MÜZiGi TARIHI
11-13. yüzyılda Türk müziği alanında karanlık bir dönem yaşanmış, bu dönem Safiyyüddin Abdülmü’min el-Urmevî ile sonlanmıştır.
Safiyyüddin, mûsikî nazariyatında yeni bir dönem başlatmıştır.
11-13. Yüzyıllarda Türk Müziği
Safiyyüddin’in en önemli eserleri: Kitâbü’l-edvâr ve er-Risâletü’ş-şerefiyye.
Kitâbü’l-edvâr: Türk müziği ses dizileriyle ilgili önemli bir eserdir ve on yedili perde sistemini açıklar.
Er-Risâletü’ş-şerefiyye: Kitâbü’l-edvâr’ın şerhidir ve Eski Yunan alimlerinden alıntılar içerir.
14. Yüzyılda Türk Müziği
yüzyıldan 16. yüzyılın ortalarına kadar Türk İslâm coğrafyasındaki nazarî mûsikî çalışmaları Safiyyüddin’in sistemi üzerine kurulmuştur.
Anadolu, Balkan ve Ortadoğu'daki tarikatların önemi artmıştır.
15. Yüzyılda Türk Müziği
Osmanlı’nın fetihleri ile ilim ve sanat gelişmiştir; Sultan II. Murad Han, II. Mehmed Han ve II. Bâyezid destek olmuştur.
Enderûn mektebinde şiir ve mûsikî dersleri eklenmiştir.
Hacı Bayrâm-ı Velî, Anadolu’da dinî eseri bizden ulaşan ilk mutasavvıf bestekârdır.
15. Yüzyılda Türk Müziği (Devamı)
Önemli çalışmalar: Kırşehirli Nizâmeddin oğlu Yusuf Dede’nin Risâle-i Mûsikî’si, Hızır b. Abdullah’ın Türkçe Kitâbü’l-edvâr’ı gibi eserler.
Azerbaycan ve Batı Türkistan'daki müzik nazariyatları Osmanlı’ya kaymıştır.
16. Yüzyılda Türk Müziği
Sultan II. Bâyezid’in dârüşşifâsında müzikle akıl hastalıkları tedavi edilmeye başlanmıştır.
Üsküplü Niyâzi, Trabzonlu Tab’î Mehmed gibi bestekârlar dinî eserlerle tanınmışlardır.
17. ve 18. Yüzyıl Türk Müziği Tarihi
yüzyıldan itibaren müzik nazariyatı eserlerinde azalma, beste ve icrâda artış görülmüştür.
17.Yüzyıl Türk Müziği Tarihi
Tarikatlar ve tekkeler, müzik faaliyetlerinde ön planda kalmıştır.
Bu yüzyılda daha çok müzisyen yetişmiştir.
17.Yüzyıl Türk Müziği Tarihi (Devamı)
Dinî müziğin yanı sıra halk müziği ve diğer formlarda pek çok eser verildiği görülmektedir.
18.Yüzyıl Türk Müziği Tarihi
Artan müzisyen sayısı ve eserler; fakat müzik alanında Batı etkisi hissedilmeye başlamıştır.
18.Yüzyıl Türk Müziği Tarihi (Devamı)
İstanbul'daki mevlevîhâneler müzik merkezi haline gelmiş ve dinî mûsikî eserleri artmıştır.
19. ve 20. Yüzyıl Türk Müziği Tarihi
yüzyılda Osmanlı'da müzik alanında modernleşme süreci başlamıştır; mehterhanenin kapatılması ile Batı tarzı müzikler yayılmaya başlamıştır.
19. Yüzyıl Türk Müziği Tarihi
Batı müziği ile Türk müziği arasında büyük değişimler olmuştur.
Mızıka-yı Hümâyun’da yetişen müzisyenler, dönemin müzikal iklimine yön vermiştir.
19. Yüzyıl Türk Müziği Tarihi (Devamı)
Söz ve melodilerinin daha yalın olması müzik zevkini geliştirmiştir.
19. Yüzyıl Türk Müziği Tarihi (Devamı)
Nağme, kâr gibi büyük formlarda eserler üretiminde azalma görülürken, şarkı formu popülerleşmiştir.
20. Yüzyıl Türk Müziği Tarihi
yüzyılda Türk müziği eğitimi kurumsal anlamda zayıflamış ve Batı müziği altında yeniden yapılandırılmıştır.
20. Yüzyıl Türk Müziği Tarihi (Devamı)
yüzyıl Türk ulusal besteciliği ile Batı sanat müziği arasındaki buluşma dönemidir.
20. Yüzyıl Türk Müziği Tarihi (Devamı)
Müzik dernekleri, özel müzik okulları ve sivil toplum kuruluşları yaygınlaşmıştır.