oğlum - my son, sonny
anne - mother
tanıştırayım - let me introduce
geliyorsunuz - you are coming
baba - father
bak - look
kim? - who?
-dan - from
bu - this
size - to you, for you
nereden? - where from?
buyurun - here you are
gelmek to come
gitmek to go
gülmek to laugh
yemek to eat
içmek to drink
bakmak to look at/after
konuşmak to talk, to speak
yapmak to do, to make
dolaşmak to walk around
oturmak to sit, to reside
saymak to count
güvenmek to trust, to rely on
tanışmak to meet (for the first time)
buluşmak to meet (at somewhere)
beklemek to wait, to expect
ve - and
aramak - to call, to look for
şimdi - now
şu anda - at this moment
arkadaşım - my friend
var - there is
çalışmak - to work, to study
şaka - joke
seyretmek - to watch
müzik - music
dinlemek - to listen
dinlenmek - to rest
ne olmuş yani? - so what?
şaka yapmak - to make a joke
hava - weather, air
buraya - (to) here
ne zaman? - when?
yakında - soon
mümkün - possible
sınav - exam, test
-da/-de - at, in, on
için - for
yarın - tomorrow
sınava girmek - to take a test
daha - more
başarı - success
dilemek - to wish
bütün - all, whole
yüzmek - to swim
güneşlenmek - to sunbathe
kıskanmak - to be jealous
burada - here
iki gündür - for two days
gelmek - to come
yağmur yağmak - to rain
sonra - later
neyse - anyway
sen de - you too
görüşmek üzere - see you soon
kapatmak/kapamak - to close, to hang up, to turn off
televizyon - television
okumak - to read
İngilizce dersi - English lesson
öğrenmek - to learn
ders almak - to take lesson
öğretmek - to teach
almak - to take, to buy, to get, to receive
erken - early
her gün - every day
kalkmak - to get up, to stand up
sevmek - to love, to like
muz - banana
gelecek - next, the future
çarşamba - Wednesday
konser - concert
bu akşam - this evening
-den beri - since
ay - month, the moon
-dür - for
her - every
duş almak - to take a shower
giyinmek - to get dressed
kahvaltı yapmak - to have breakfast
otobüse binmek - to get on a bus
yemek yemek - to have (eat) a meal
sohbet etmek - to chat
binmek - to get on/into a vehicle
işe gitmek - to go to work
pazar günleri - on Sundays
süt - milk
de - also, too
biraz - a little
pazar - Sunday, market, bazaar
öğleyin - at noon
bahçe - garden
dışarı - out
çıkmak - to go out/up
kahvaltı - breakfast
-e - to
genellikle - generally
kahvaltıda - at breakfast
daha sonra - later on
cumartesi - Saturday
yemek - meal, to eat
arkadaşları - her friends
yatmak - to go to bed, to lie down
kapıda - at the door
yaz - summer
çöp - rubbish, litter
dökmek - to empty, to spill
tatile gitmek - to go on a holiday
tatil yapmak - to have a holiday
fotoğraf çekmek - to take a picture
selam söylemek - to say hello
yer ayırtmak - to book
oldu - OK
çünkü - because
güneşli - sunny
kum - sand
hepsi - all of it
kumsal - sandy beach
fotoğraf - photograph
bu yaz - this summer
yoksa - or
bilmek - to know
belki - maybe
son - end, last
oynamak - to play
gazete - newspaper
yaz sonu - end of summer
kalmak - to stay, to remain
üşümek - to be cold
çarşı - shops, market
geç - late
yıkamak - to wash
arkadaşları - his/her friends
hep beraber - all together
barbekü yapmak - to barbecue
bira - beer
gitar - guitar
şarkı - song
şarkı söylemek - to sing a song
eğlenmek - to have fun
bulaşık yıkamak - to wash the dishes
ütü yapmak - to iron
sadece - only, just
tembellik - idleness, laziness
tembellik yapmak - to be lazy
çalmak - to play a musical instrument, to steal, to ring