tarih

Yabancı Okulları ve II. Abdülhamit Dönemi’ndeki Devlet Okulları

Osmanlı Eğitim Sistemi ve Okul Türleri

Osmanlı Devleti, kuruluş yıllarından itibaren himayesi altındaki gayrimüslimlere kendi okullarını açabilme hakkı tanımıştır. Bu çerçevede Osmanlı tebaası olan Rumlar, Ermeniler ve Museviler, dinî kimliklerini esas alan okullar kurmuşlardır. XIX. yüzyıla gelindiğinde, Osmanlı topraklarındaki bu okulların yanı sıra, Fransız, İngiliz, İtalyan, Alman, Rus ve Amerikan okulları da açılmaya başlamıştır. Bu okullar, azınlık ve yabancı topluluklar tarafından, özellikle dini eğitim vermek amacıyla, kilise, manastır ve sinagog etrafında oluşturulmuştur.

Görsel 3.50: Amerikan Koleji, Amasya


Görsel 3.51: Osmanlı Devleti’nde bir azınlık okulu, İstanbul

Azınlık Okullarının Bu Dönemdeki Etkileri

XIX. yüzyılda ortaya çıkan ayrılıkçı fikirlerin etkisiyle açılan bu okullar, zamanla Osmanlı Devleti’nin sosyal bütünlüğünü zedeleyecek şekilde hareket etmeye başlamışlardır. Misyonerlik faaliyetleriyle desteklenen bu okullar, Osmanlı toplumunda ayrışmalara yol açmıştır. Özellikle azınlık ve yabancı okullarının eğitimde sağladığı parçalı yapı, amaç birliği oluşturmaktan uzak durmasına sebep olmuştur. Bu okullar, azınlıkların hakları ile ilgili büyük güçlerin amaçlarını da ilerletmekte kullanılmıştır.

Osmanlı Devleti, 1869 yılında çıkardığı Maarif-i Umumiye Nizamnamesi ile bu okulların eğitim düzenini ve denetimini sağlamayı amaçlamıştır. Bu çerçevede, devlet okul ve azınlık okulları arasında denetimin güçlenmesi hedeflenmiştir. Ancak bu çabalara rağmen, misyonerler, ayrılıkçı faaliyetleri artırarak ulusal bütünlüğü tehdit etmişlerdir.

II. Abdülhamit Dönemi ve Eğitim

Okul Sayılarındaki Artış

II. Abdülhamit Dönemi’nde, toplamda beş bin ilkokul, altı yüz ortaokul ve yüz dört lise açılmıştır. Ayrıca bu dönemde sanayi ve meslek okulları, sanat ve kız okulları da kurulmuştur. Bu durum, Osmanlı Devleti’nin eğitim alanında kendi toplumu için rekabet ve denetim kapasitesini artırmış, devlet okullarına olan talebi arttırmıştır. Müslüman öğrencilerin bu okullara yönelmesi, misyonerlik etkisinin azalmasına yönelik bir strateji olarak değerlendirilmiştir.

Eğitimde Nitelik ve Nicelik Arasındaki Denge

Belirtilen önlemler arasında, eğitimin kalitesinin artırılması da bulunmaktadır. II. Abdülhamit, mevcut eğitim sisteminin iyileştirilmesini ve milli bir eğitim anlayışının benimsenmesini savunmuştur. Ayrıca, bu dönemde eğitim kurumlarında Türkçe’ye özel bir önem verilmiştir.

Merkezî Otorite ve Eğitim Reformları

II. Abdülhamit Dönemi’nde açılan devlet okulları, merkezî otoritenin güçlenmesine yardımcı olmuş, böylece azınlık ve yabancı okalların denetimi de kolaylaşmıştır. Eğitim politikası ile sivil toplum yolu ile ve eğitim aracılığıyla aydın bir kesim oluşturulması hedeflenmiştir. Bu dönemde, eğitimde amaç birliği sağlanmaya çalışılmış, azınlık ve yabancı okullarında uygulanan öğretim programlarının Osmanlı devlet okulu programları ile uyum içinde olunması hedeflenmiştir.

İdâdîler ve Kız Mektepleri

II. Abdülhamit döneminde özellikle idâdi okullarda önemli değişimler yaşanmıştır. Bağlı olduğu vilâyetlerden eğitim payı tahsis edilmesi ile bu okulların sayısının artışı sağlanmıştır. 1888’de idâdîlerde öğretim süresi dört yıla çıkarılmış, köy ve kasaba çocuklarının da bu okullara girmelerini sağlamak amacıyla yatılı sistemler geliştirilmiştir. Ayrıca yine 1880 yılında İstanbul’da kızlar için bir idâdî okulu açılmıştır.

Tüm bu gelişmeler sonucunda, II. Abdülhamit’in eğitim politikası kapsamında, pek çok yüksekokul ve sanat okulu açılmış, eğitimde daha fazla kadın katılımının önünü açılmıştır. Eğitim alanındaki bu yenilikler, aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin modernleşmesi açısından da önemli bir adım olmuştur.

Devletin Sosyal Yardım Anlayışı ve Eğitim

II. Abdülhamit Dönemi’nde sosyal devlet anlayışına da yer verilmiştir. Avrupa’da sosyal devlet anlayışının gelişimi ile paralel olarak Osmanlı'da da vakıf kültürü çerçevesinde sosyal yardımlaşma uygulamaları hayata geçirilmiştir. Bu dönemde sosyal devlet anlayışıyla birlikte yeni hastaneler açılmış, sosyal yardım sistemleri geliştirilmeye başlanmıştır. Ayrıca çalışanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi, emeklilik sisteminin başlatılması gibi sosyal düzenlemelere de gidilmiştir. Sosyal yardımlar, devletin vatandaşlarıyla olan ilişkilerini güçlendirmiştir.