Suat Gürcan and Rıdvan Gürbüz - Modadil 2015 Spring YDS Academic Vocabulary Guide

Modadil 2015 Spring YDS Vocabulary Guide - Module 1

  • Academic Source & Attribution: Suat GÜRCAN – Rıdvan GÜRBÜZ | modadil.com | KELİME RÖNTGENİ 2015 İLKBAHAR YDS 1

  • convincing

    • Türkçe Karşılık: ikna edici

    • Eş / Yakın Anlam: persuasive

  • provide

    • Türkçe Karşılık: sağlamak, sunmak

    • Eş / Yakın Anlam: supply, furnish, equip

  • appreciation

    • Türkçe Karşılık: takdir, beğeni

    • Eş / Yakın Anlam: gratitude

  • consciousness

    • Türkçe Karşılık: bilinç, bilinçli olma hali

    • Eş / Yakın Anlam: awareness

  • assurance

    • Türkçe Karşılık: güvence, teminat

    • Eş / Yakın Anlam: affirmation

  • obstacle

    • Türkçe Karşılık: engel

    • Eş / Yakın Anlam: hurdle, hindrance

  • benefit

    • Türkçe Karşılık: fayda, yarar

    • Eş / Yakın Anlam: asset, aid, gain

  • worthwhile

    • Türkçe Karşılık: değerli, kıymetli, yararlı

    • Eş / Yakın Anlam: beneficial, invaluable

  • legitimate

    • Türkçe Karşılık: yasal, meşru

    • Eş / Yakın Anlam: lawful, justifiable

  • obligatory

    • Türkçe Karşılık: zorunlu

    • Eş / Yakın Anlam: compulsory, mandatory

  • implicit

    • Türkçe Karşılık: gizli, imali

    • Eş / Yakın Anlam: implied

  • treatment

    • Türkçe Karşılık: tedavi, muamele

    • Eş / Yakın Anlam: cure, remedy, healing

  • relief

    • Türkçe Karşılık: rahatlama, ferahlama

    • Eş / Yakın Anlam: alleviation, comfort

  • wide range of

    • Türkçe Karşılık: geniş, kapsamlı

    • Eş / Yakın Anlam: broad range of

  • accurately

    • Türkçe Karşılık: doğru bir şekilde

    • Eş / Yakın Anlam: precisely, correctly

  • eventually

    • Türkçe Karşılık: sonunda, nihayet

    • Eş / Yakın Anlam: finally, ultimately, at last, in the end

  • expire

    • Türkçe Karşılık: süresi dolmak

    • Eş / Yakın Anlam: terminate, cease

  • fluctuate

    • Türkçe Karşılık: dalgalanmak

    • Eş / Yakın Anlam: vary

  • weaken

    • Türkçe Karşılık: zayıfla(t)mak

    • Eş / Yakın Anlam: diminish, lessen

  • put off

    • Türkçe Karşılık: ertelemek

    • Eş / Yakın Anlam: postpone

  • give in

    • Türkçe Karşılık: teslim olmak, boyun eğmek

    • Eş / Yakın Anlam: yield in, comply with

  • conduct

    • Türkçe Karşılık: yapmak, yürütmek, yönetmek

    • Eş / Yakın Anlam: handle, carry out

  • admired

    • Türkçe Karşılık: hayran olunan, çok beğenilen

    • Eş / Yakın Anlam: appreciated, adored

  • ultimate

    • Türkçe Karşılık: son, nihai

    • Eş / Yakın Anlam: eventual

  • goal

    • Türkçe Karşılık: amaç, hedef

    • Eş / Yakın Anlam: target, objective, purpose, aim

  • differ

    • Türkçe Karşılık: farklılık göstermek

    • Eş / Yakın Anlam: contradict, diverge

  • significantly

    • Türkçe Karşılık: önemli derecede

    • Eş / Yakın Anlam: substantially, dramatically, considerably

  • enable

    • Türkçe Karşılık: mümkün kılmak, sağlamak

    • Eş / Yakın Anlam: facilitate, empower, allow

  • digestive

    • Türkçe Karşılık: sindirimi kolaylaştıran

    • Eş / Yakın Anlam: N/A

  • swallow

    • Türkçe Karşılık: yutmak

    • Eş / Yakın Anlam: absorb, inhale

  • cultivation

    • Türkçe Karşılık: ekip biçme

    • Eş / Yakın Anlam: farming, planting

  • arduous

    • Türkçe Karşılık: zor

    • Eş / Yakın Anlam: difficult

  • prejudice

    • Türkçe Karşılık: ön yargı

    • Eş / Yakın Anlam: bias

  • at least

    • Türkçe Karşılık: en azından

    • Eş / Yakın Anlam: N/A

Modadil 2015 Spring YDS Vocabulary Guide - Module 2

  • Academic Source & Attribution: Suat GÜRCAN – Rıdvan GÜRBÜZ | modadil.com | KELİME RÖNTGENİ 2015 İLKBAHAR YDS 2

  • hemisphere

    • Türkçe Karşılık: yarımküre/beynin yarısı

    • Eş / Yakın Anlam: N/A

  • process

    • Türkçe Karşılık: süreç

    • Eş / Yakın Anlam: course, development, growth

  • immense

    • Türkçe Karşılık: çok büyük, devasa

    • Eş / Yakın Anlam: enormous, huge, infinite

  • prosperity

    • Türkçe Karşılık: zenginlik

    • Eş / Yakın Anlam: welfare, well-being, affluence

  • unprecedented

    • Türkçe Karşılık: eşi benzeri görülmemiş, hiç rastlanmamış

    • Eş / Yakın Anlam: unique, uncommon, unrivaled

  • candidate

    • Türkçe Karşılık: aday

    • Eş / Yakın Anlam: nominee

  • constitutional

    • Türkçe Karşılık: esas, temel, anayasal

    • Eş / Yakın Anlam: essential

  • imperative

    • Türkçe Karşılık: zorunlu, mecbur

    • Eş / Yakın Anlam: compulsory, obligatory

  • boundary

    • Türkçe Karşılık: sınır

    • Eş / Yakın Anlam: frontier, border

  • small-scale

    • Türkçe Karşılık: küçük ölçekli

    • Eş / Yakın Anlam: N/A

  • conventional

    • Türkçe Karşılık: geleneksel, kabul edilmiş

    • Eş / Yakın Anlam: traditional, ordinary

  • worldwide

    • Türkçe Karşılık: dünya çapında

    • Eş / Yakın Anlam: global, all over the world, world over

  • fame

    • Türkçe Karşılık: ün, şöhret

    • Eş / Yakın Anlam: reputation

  • consumption

    • Türkçe Karşılık: tüketim

    • Eş / Yakın Anlam: expenditure

  • confusing

    • Türkçe Karşılık: kafa karıştırıcı

    • Eş / Yakın Anlam: perplexing, puzzling

  • courteous

    • Türkçe Karşılık: kibar, nazik

    • Eş / Yakın Anlam: kind, courtly

  • income

    • Türkçe Karşılık: gelir

    • Eş / Yakın Anlam: revenue

  • demand

    • Türkçe Karşılık: talep etmek, gerektirmek

    • Eş / Yakın Anlam: require

  • massive

    • Türkçe Karşılık: çok büyük

    • Eş / Yakın Anlam: immense, huge, vast, tremendous, enormous

  • insufficient

    • Türkçe Karşılık: yetersiz

    • Eş / Yakın Anlam: inadequate

  • morality

    • Türkçe Karşılık: doğruluk, ahlak

    • Eş / Yakın Anlam: virtue, purity

  • justify

    • Türkçe Karşılık: doğrulamak

    • Eş / Yakın Anlam: confirm, validate, affirm, endorse

  • victim

    • Türkçe Karşılık: kurban, zede

    • Eş / Yakın Anlam: casualty, sufferer

  • excellent

    • Türkçe Karşılık: kusursuz

    • Eş / Yakın Anlam: perfect

  • capable of

    • Türkçe Karşılık: becerikli, -ebilir

    • Eş / Yakın Anlam: talented, competent, gifted, skilled

  • monitor

    • Türkçe Karşılık: gözlemlemek

    • Eş / Yakın Anlam: observe

  • vital

    • Türkçe Karşılık: önemli, hayati

    • Eş / Yakın Anlam: crucial, significant

  • come up with

    • Türkçe Karşılık: sunmak, ortaya atmak

    • Eş / Yakın Anlam: present, propose

  • detect

    • Türkçe Karşılık: algılamak

    • Eş / Yakın Anlam: notice, recognize

  • influential

    • Türkçe Karşılık: etkili

    • Eş / Yakın Anlam: prominent, eminent, leading

  • threaten

    • Türkçe Karşılık: tehdit etmek

    • Eş / Yakın Anlam: menace, intimidate

  • erupt

    • Türkçe Karşılık: patlamak

    • Eş / Yakın Anlam: break out, go off

  • entire

    • Türkçe Karşılık: tüm, bütün

    • Eş / Yakın Anlam: whole

Modadil 2015 Spring YDS Vocabulary Guide - Module 3

  • Academic Source & Attribution: Suat GÜRCAN – Rıdvan GÜRBÜZ | modadil.com | KELİME RÖNTGENİ 2015 İLKBAHAR YDS 3

  • release

    • Türkçe Karşılık: serbest bırakmak, yaymak; yayınlamak

    • Eş / Yakın Anlam: let go, discharge, emit, send out, give off; issue, publish

  • subjective

    • Türkçe Karşılık: öznel

    • Eş / Yakın Anlam: instinctive, intuitive

  • inquiry

    • Türkçe Karşılık: soruşturma, araştırma

    • Eş / Yakın Anlam: investigation, probe, scrutiny

  • necessitate

    • Türkçe Karşılık: gerektirmek

    • Eş / Yakın Anlam: entail, require

  • documentary

    • Türkçe Karşılık: belgesel

    • Eş / Yakın Anlam: narrative

  • convey

    • Türkçe Karşılık: taşımak, aktarmak

    • Eş / Yakın Anlam: transmit

  • constitute

    • Türkçe Karşılık: oluşturmak

    • Eş / Yakın Anlam: comprise, form

  • traditional

    • Türkçe Karşılık: geleneksel

    • Eş / Yakın Anlam: conventional

  • claim

    • Türkçe Karşılık: iddia etmek, ileri sürümek

    • Eş / Yakın Anlam: assert, put forward

  • emerge

    • Türkçe Karşılık: ortaya çıkmak

    • Eş / Yakın Anlam: come out, arise, appear

  • essential

    • Türkçe Karşılık: gerekli

    • Eş / Yakın Anlam: necessary

  • constituent

    • Türkçe Karşılık: bileşen, unsur

    • Eş / Yakın Anlam: component, part

  • widely

    • Türkçe Karşılık: geniş çapta

    • Eş / Yakın Anlam: broadly

  • sophisticated

    • Türkçe Karşılık: tecrübeli, fazlasıyla gelişmiş

    • Eş / Yakın Anlam: mature, worldly, advanced

  • facilitate

    • Türkçe Karşılık: kolaylaştırmak

    • Eş / Yakın Anlam: assist, aid

  • contribute to

    • Türkçe Karşılık: katkıda bulunmak, sebep olmak

    • Eş / Yakın Anlam: lead to, bring about, give rise to, result in

  • achieve

    • Türkçe Karşılık: başarmak

    • Eş / Yakın Anlam: succeed in

  • diversity

    • Türkçe Karşılık: çeşitlilik

    • Eş / Yakın Anlam: variety

  • intriguing

    • Türkçe Karşılık: merak uyandıran

    • Eş / Yakın Anlam: alluring, appealing

  • the rest of

    • Türkçe Karşılık: -nın geri kalanı

    • Eş / Yakın Anlam: N/A

  • available

    • Türkçe Karşılık: elde edilebilir

    • Eş / Yakın Anlam: obtainable

  • strike

    • Türkçe Karşılık: çarpmak, vurmak

    • Eş / Yakın Anlam: hit

  • desire

    • Türkçe Karşılık: arzulamak

    • Eş / Yakın Anlam: aspire, long for

  • inexpensive

    • Türkçe Karşılık: ucuz

    • Eş / Yakın Anlam: cheap

  • date back

    • Türkçe Karşılık: -e dayanmak

    • Eş / Yakın Anlam: trace back, go back

  • extremely

    • Türkçe Karşılık: aşırı derecede

    • Eş / Yakın Anlam: greatly, intensely

  • define

    • Türkçe Karşılık: tanımlamak

    • Eş / Yakın Anlam: describe

  • willing to

    • Türkçe Karşılık: istekli

    • Eş / Yakın Anlam: eager to

  • considerably

    • Türkçe Karşılık: önemli derecede, ciddi oranda

    • Eş / Yakın Anlam: significantly, substantially

  • obtainable

    • Türkçe Karşılık: elde edilebilir

    • Eş / Yakın Anlam: attainable

  • ordinary

    • Türkçe Karşılık: sıradan

    • Eş / Yakın Anlam: usual, common, regular

  • bloom

    • Türkçe Karşılık: çiçek açmak

    • Eş / Yakın Anlam: flower, blossom

  • describe

    • Türkçe Karşılık: tasvir etmek

    • Eş / Yakın Anlam: depict, define

  • plentiful

    • Türkçe Karşılık: bol, çok

    • Eş / Yakın Anlam: abundant, ample

Modadil 2015 Spring YDS Vocabulary Guide - Module 4

  • Academic Source & Attribution: Suat GÜRCAN – Rıdvan GÜRBÜZ | modadil.com | KELİME RÖNTGENİ 2015 İLKBAHAR YDS 4

  • achieve

    • Türkçe Karşılık: başarmak

    • Eş / Yakın Anlam: accomplish, succeed

  • terrain

    • Türkçe Karşılık: bölge

    • Eş / Yakın Anlam: territory, zone, district, vicinity, area, region

  • spread

    • Türkçe Karşılık: yay(il)mak

    • Eş / Yakın Anlam: disseminate, expand, scatter

  • engaged

    • Türkçe Karşılık: ile meşgul

    • Eş / Yakın Anlam: committed, busy

  • abundantly

    • Türkçe Karşılık: bol miktarda

    • Eş / Yakın Anlam: plentifully

  • amazing

    • Türkçe Karşılık: şaşırtıcı

    • Eş / Yakın Anlam: astonishing, fascinating

  • surgery

    • Türkçe Karşılık: ameliyat

    • Eş / Yakın Anlam: incision

  • delicate

    • Türkçe Karşılık: hassas

    • Eş / Yakın Anlam: sensitive, fragile, tender

  • permit

    • Türkçe Karşılık: izin vermek

    • Eş / Yakın Anlam: allow, enable

  • approval

    • Türkçe Karşılık: onay

    • Eş / Yakın Anlam: confirmation, consent

  • pay attention

    • Türkçe Karşılık: ilgi göstermek

    • Eş / Yakın Anlam: N/A

  • carry out

    • Türkçe Karşılık: yapmak, gerçekleştirmek

    • Eş / Yakın Anlam: perform, implement, conduct

  • suitable

    • Türkçe Karşılık: uygun

    • Eş / Yakın Anlam: appropriate, acceptable

  • investment

    • Türkçe Karşılık: yatırım

    • Eş / Yakın Anlam: N/A

  • enable

    • Türkçe Karşılık: mümkün kılmak

    • Eş / Yakın Anlam: empower, facilitate

  • precisely

    • Türkçe Karşılık: kesin, net, doğru bir şekilde

    • Eş / Yakın Anlam: absolutely

  • solid

    • Türkçe Karşılık: sert, kati

    • Eş / Yakın Anlam: hard

  • require

    • Türkçe Karşılık: gerektirmek

    • Eş / Yakın Anlam: demand, necessitate

  • ensure

    • Türkçe Karşılık: temin etmek, sağlamak

    • Eş / Yakın Anlam: assure, provide

  • scrutiny

    • Türkçe Karşılık: araştırma

    • Eş / Yakın Anlam: investigation, inquiry

  • subsequently

    • Türkçe Karşılık: art arda

    • Eş / Yakın Anlam: respectively, successively, consecutively

  • regarding

    • Türkçe Karşılık: ile ilgili

    • Eş / Yakın Anlam: as to, concerning, as regards, pertaining to

  • strict

    • Türkçe Karşılık: kati

    • Eş / Yakın Anlam: tight, strong

  • regulation

    • Türkçe Karşılık: düzenleme

    • Eş / Yakın Anlam: rule, requirement

  • jeopardize

    • Türkçe Karşılık: tehlikeye atmak

    • Eş / Yakın Anlam: endanger

  • neglect

    • Türkçe Karşılık: ihmal etmek

    • Eş / Yakın Anlam: be indifferent to

  • adhere to

    • Türkçe Karşılık: bağlı kalmak

    • Eş / Yakın Anlam: comply, obey

  • gain

    • Türkçe Karşılık: kazanmak

    • Eş / Yakın Anlam: acquire, win

  • trustworthy

    • Türkçe Karşılık: güvenilir

    • Eş / Yakın Anlam: reliable

  • newsworthy

    • Türkçe Karşılık: haber içeriği olabilen

    • Eş / Yakın Anlam: momentous, important

  • landmark

    • Türkçe Karşılık: dönüm noktası

    • Eş / Yakın Anlam: turning point, milestone

  • controversial

    • Türkçe Karşılık: çelişkili

    • Eş / Yakın Anlam: disputed, contentious

  • undoubtedly

    • Türkçe Karşılık: şüphesiz

    • Eş / Yakın Anlam: definitely, undeniably